27.07.2012, 00:00 1127

NAMAZ DİNİN DİREĞİ VE İMANIN ALAMETİDİR

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Mümine günde beş  vakit namaz kılmak, miraç gecesinde farz kılınmıştır. Peygamber Efendimizin dinin direği olarak tanımladığı namaz, müminin miracıdır. Merhum Süleyman Çelebi de “Vesilet-ün necat” isimli meşhur eserinde ;“ Sen ki Miraç eyledin ettin niyaz, Ümetin Miracını kıldın namaz. Her kim ki bu namazı kılalar. Cümla gök ehli sevabı alalar” dememiş midir? Namaz aynı zaman da imanın da belirtisidir. Çünki;namaz kılanlara mümin, musalli denir

Beş vakit namaz fazlarına vaciplerine ve sünnetlerine riayet edilerek, şuurlu ve bilinçli    olarak kılındığı zaman, sahibini her türlü fuhşiyyat ve münkirattan, isyan ve tuğyandan, günah ve masiyetten korur. Nitekim Ankebut Suresi’nin 45. ayeti kerimesinde mealen; “Namazı    dosdoğru kıl, çünkü namaz (insanı) fenalıklardan ve dine aykırı (çirkin) hareketlerden alıkor.  Allah’ı anmak (namaz) şüphesiz ki ibadetlerin en üstünüdür. Allah, bütün yaptıklarınızı inceden inceye bilir” buyrulmaktadır.Bu konuda Peygamberimiz (s.a.v.) de hadis-i şeriflerinde mealen “Namazın terki, bir adamla şirkin ve küfrün arasında bulunan ilahi seddin, koruma duvarının yıkılmasıdır.” buyurmuştur. (Müslim, C. 1, S. 62) Demek ki, namaz müminle günah işlemek arasında, mümini koruyan bir kalkandır. Kalkanın askeri düşman hamlelerinden koruduğu gibi, namaz da insanı şeytanın salvolarından, iğvalarından ve tuzaklarından korur. Hazreti Muhammed (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde de; “Hakikaten kişi ile şirkin ve küfrün arasında namazın terki vardır” buyurmuştur. Yani namaz kılmayan kişi şirke ve küfre açıktır, namaz kılmayan kişi her an bu tehlikeye maruz kalabilir demiştir 

Namaz, insanı şirkten, küfürden, yalandan, gıybetten, haramdan, içkiden, kumardan, zinadan, adam öldürmeden, ırza geçmekten, haksız kazançtan, anne babaya asi olmaktan, kul hakkı yemekten, devlete millete zarar vermekten hülasa Allah'a (c.c) isyan olan ve kula günah kazandıran her şeyden korur.

Namaz imanın alametlerindendir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) “Her şeyin bir alameti vardır, imanın alameti de namazdır” buyurmuştur. İmanın zıddı küfür ve şirktir. İnsanın şirke düşmemesi ve küfre dalmaması içinde Yüce Allah (c.c) namaza dikkat çekiyor ve “Namazı kılın ve müşriklerden olmayın” buyuruyor. Peygamberimiz (s.a.v.) de “ İnanmadığı için kasten namazı terk eden kişi, aşikare kafir olur” buyurmuştur. 

Yüce Allah cinleri ve insanları kendisine inanıp, ibadet etmeleri için yaratmıştır. İbadet nimetlere şükretmektir. Allah’ın nimetlerinden istifade ettiği müddetçe kul, ibadetlerine devam etmek zorundadır. Çünkü Kur’an da; “Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et” buyrulmaktadır. İnsana ölümün ne zama geleceği belli değildir.

Peygamber Efendimiz (s.av) bir hadis-i şeriflerinde “Bir kişiyi camiye girip namaz kılar gördünüz mü, onun imanına şahitlik yapın” buyurmuştur. Hatta “Mümin camide, sudaki balığa benzer” buyurarak, cami ve namazın mümin için, suyun balığa hayat ve mutluluk verdiği gibi, namaz da insan için,  hayat ve saadet kaynağıdır demek iştemiştir.

Namaz kılmak, devamlı abdestli yaşamayı alışkanlık haline getiren kimse için çok kolay bir ibadettir. Her namaz için ezandan sonra abdest almak ise araya şeytanın girip “Daha namazın vakti geçmiyor ya, tek başına da kılarsın vs” diyerek önce cemaatle namaz kılınmasına, sonrada o vaktin zamanında kılınmasına engel olur. Ölüm, insanı daima takip eder, ne zaman gelir bilinmez. Sırası gelen ölmez, vadesi yeten ölür. Kimin vadesi ne zaman dolar bilinmez. O halde tedbirli olunmalıdır. Ölüm sadece ihtiyarlara, yaşlılara da has değildir. O nedenle Yunus Emre bir şiirinde;

Ölüm demez yiğit koca Sana derim be hey kişi

Ya gündüz gelir ya da gece Bırak boş yere teşvişi

Eli kefenli bir hoca Eli kazmalı dört kişi

Gelir bir gün demedim mi ? Kazar bir gün demedim mi?  demiştir.

İnsan gençliğine, sağlığına, zenginliğine, boş vaktine, ve yaşayacağını umduğu ömrüne güvenmemelidir. Ölüm gelmeden hayatın, yaşlanmadan gençliğin, hastalanmadan sağlığın, meşguliyet gelmeden boş vaktin ve fakirlik gelmeden zenginliğin kıymetini bilmelidir. Şair demiş ya, “Dün geçti, bugün var mı?, Güvenme gençliğine, ölenler hep ihtiyar mı?” 

Abdestsiz namaz kılınmaz, kılınsa da kabul olmaz. Abdest şeytan ve nefse karşı müminin silahıdır. Mümin bu iki azılı düşmana karşı tedbirli olmalı ve abdestsiz gezmemeli, namazı zamanında kılmalı, vaktini geçirmemeli, kazaya bırakmamalıdır. Çünkü Allah Resulü “Abdest namazın, namazda cennetin anahtarıdır” buyurdu. Mümin günah işlememeye özen göstermeli, beşeriyet icabı bir hata yaparsa hemen tövbe etmelidir. Bunun gibi Müslüman daima abdestli bulunmalı, ezan okunur okunmaz camide cemaatle saf tutarak veya evinde seccadesine giderek namaz kılmalıdır. Çünkü Peygamber efendimiz bu konuda ümmetini uyararak; “Ölmeden önce tövbe etmede, vakti geçmeden önce namaz kılmada acele ediniz” buyurmuştur.

Yüce Allah Haşr Suresi’nin 19. ayetinde; “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ında onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir” buyurmaktadır. İşte Allah’ı hatırlamanın ve unutmamanın en mükemmel yolu da namaz kılmaktır. Çünkü namaz ibadetlerin en mükemmeli olmakla beraber, Allahı anmanın da en güzel yoludur. Allah’ı anmış olmak için de namaz kılmak gerekir. Bu konuda Yüce Allah (c.c), Tâhâ Suresi’nin 14. ayetinde mealen; “Muhakkak ki ben  Allah’ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et. Beni anmak için de namaz kıl”, Ankebut Suresi’nin 45. ayetinde de “Allah’ı anmak (namaz kılmak) şüphesiz ki, ibadetlerin en üstünüdür”, Bakara Suresi’nin 152. ayetinde ise “Öyle ise siz beni namazla (ibadetle) anın ki, ben de sizi (rahmatimle) anayım. Bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin” buyurmaktadır. 

Namazı kılmayan kimse kendini kötülükler denizine atmış olur. Yüzme bilmeyenin denizde boğulduğu gibi, namaz kılmayanda günah ve kötülükler deryasında heder olur gider. Şeytan onun iradesine hakim olur, o kimse artık hakkı bırakır, batılın, nefsinin ve şeytanın tutsağı olur. Tabi bunun karşılığında hem dünyada ve hem de ahirette cezasını bulur. Bakın bu konuda Rabbimiz ne buyurur: “Sonra onlardan öyle kötü bir nesil meydana geldi ki, onlar namazı terk ettiler. Namazı terk eden bu kötü nesil şehvetlerine (şeytana ve nefislerine) uydular. Neticede; ( zinaya, livataya, içkiye, kumara, yalana, rüşvete, gıybete, ana babaya asi olmaya ve Allah'a) isyana saptılar. Sonrada bunun cezasını gayyada çekeceklerdir.” Demek ki halk arasında söylenen “gayya kuyusu” sözü buradan gelmektedir. O halde gayya nedir? Müfessirlerden Veheb bin Münebbih’ e göre, gayya cehennemde bir nehirdir ki suyundan bir damlanın harareti dünyayı helak eder. İbni Abbas’a göre de, cehennemde bir nehrin adıdır gayya. Onun hararetinden cehennem günde bin defa Allah’a sığınır. Kaab hazretlerine göre ise; gayya cehennem de kan ve irin dolu bir nehrin adıdır. Gayya bunlardan hangisi olursa olsun, isterse hiç biri olmasın. Yüce Allah’a göre gayya; namazı terk ederek korumasız kalıp, fuhşiyata dalanların cehennemde ceza çekeceği yerdir. 

Allah’ı anmayı, onu hatırlamayı ve onun ayetlerini unutanları nasıl bir akıbetin beklediğini de Tâhâ Suresi’nin 124-127. ayetlerinde şöyle beyan buyurmuştur: “Kim de beni anmaktan (namaz kılmaktan) yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. (O zaman benden yüz çeviren kimse) ‘Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim’ der. Allah buyurur ki: ‘Sana ayetlerimiz geldi, ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuldun.’ Doğru yoldan sapanı ve Rabbinin ayetlerine inanmayanı işte böyle cezalandırırız. Ahiret azabı daha şiddetli ve daha süreklidir.”

Namaz, Allah ile kul arasında bir anlamda bir sözleşmedir. Bu sözleşmeye uyana Yüce Allah’ın merhameti boldur. Uymayana da bir vaadi yoktur. Konu ile ilgili olarak Rabbimizin şöyle buyurduğunu Peygamberimiz haber veriyor. İbni Katade’nin Nebi (s.a.v.)’den verdiği habere göre: Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu ki; “Yüce Allah şöyle buyuruyor, Şüphesiz ben ümmetine beş vakit namazı farz kıldım. Beş vakit namazı kılarak huzuruma gelen kişiyi de cennetime koyacağımı vaat ettim. Namazlarına devam etmeyenlere ise verilmiş hiçbir vaadim yoktur.” Allah’ın son peygamberi (s.a.v.) de Veda Hutbesi’nde  “Kim Allah'tan korkar, beş vakit namazı kılar, Ramazan orucunu tutar, malının zekatını verir, başınızdaki devlet büyüklerine itaat ederse cennete hak kazanır.” buyurmuştur.

Netice olarak; dinin direği ve imanı alameti olan namaz, kesinlikle imal edilmemeli, beş vakit namaz Allah’ın emri olduğu için kılınmalı, sıhhatlı omak, moral bulmak ve huzurlu olmak için kılınmalıdır. Şu mübarek Ramazan ayında beş vakti ve teravih namazı kılmada gösterilen özen ve dikkat  Ramazandan sonrada devam etmelidir. Kırk gün beş vakit namazı zamanında ve mümünse cemaatle kılan insanlar, namaz kılmaya alışır ve namaz kılmayınca huzursuz ve rahatsız oluırlar.Namazkılmayı alışkanlık haline getirmek için ramazan ayından istifaed edilmeli Ramazan ayından sonra da en az bir on gün daha beş vakit namaza devam edilmeli, bu güzel alışkanlık artık ömür boyu terk edilmemelidir.

Selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@