14.09.2012, 00:00 236

N E M E L A Z I M F E L S E F E S İ İ S L A M İ D E Ğ İ L D İ R

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Harun Reşit Abbasilerin kudretli ve başarılı Halifelerinden birisidir. Din, ahlak, felsefe, Fen ve yönetim konularında iyi yetişmiş, ilmi ile amil, ilim, fikir ve sanat adamlarını seven, koruyup, kollayan, üstün bir şahsiyettir.764 Yılında Rey şehrinde doğan Harun Reşit, 786 yılında Halife olmuştur. (İslam an)

      Harun Reşit’in Halifeliği zamanında, Bağdat’ta  Behlül-i Dana isminde meczup bir kişi yaşamış. Hatta bu kişiye Halife  Harun Reşit’in kardeşidir diyenler  varsa da, bu rivayetin aslı yoktur.Behlül-i Dana, Allah  aşkı ile kendisinden  geçmiş,meczup bir kişidir.Behlül-i Dana’nın fazla tahsili yoktur.Öyle pek mektep medrese görmüş birisi de değildir.Fakat kendisi herkesin ders alabileceği çok ibretli  ve hikmetli sözler söyler,nasihatlerde bulunurmuş  halka.Hatta zaman zaman, Harun Reşid’i bile makamında nasihatleriyle uyardığı olurmuş.Adaleti ile meşhur olan Halife, O’nun  nasihatlerinden ve uyarılarından istifade edermiş. (Reh. an)

        Bir gün; halka doğru yolu göstermek, uyarılarda bulunmak, kötüye ve kötülüklere zamanında engel olunmazsa, onların zararının tolumda sadece onu hak edenlere değil, herkese olacağını anlatmak ve haber vermek için yaptığı nasihatlerden rahatsız olanlar, Behlül-i Dana’yı, Halife Harun Reşit’e şikayet etmişler. Halifeye; “Efendim bizim yaptıklarımızın, O’na ne zararı var, bizi kendi halimize bıraksın, iyiliğimizde, kötülüğümüzde kendimizedir, nasihatleriyle bizi bir daha rahatsız etmesin, “her koyun kendi bacağından asılır”,bizim yaptığımızın cezasını, O çekecek değil ya, yanlışımız varsa, cezasını biz çekeriz, bundan O’na ne.” gibi sözlerle şikayet etmişler. h

 

         Bu şikayet üzerine bir gün Halife, Behlül-i Dana’yı, makamına çağırmış, O’na, “Halkın kendisinden şikayetçi olduğunu, bıraksın herkesi kendi kendine, kim ne yaparsa yapsın, ‘Her koyun kendi bacağından asılır,’ kimin kime ne zararı olur, bizim yaptıklarımızın O’na ne zararı var” dediklerini anlatmış.

          Behlül-i Dana hiçbir cevap vermeden oradan ayrılmış. Bir kaç tane koyun almış. Koyunları keserek her birisini mahallenin bir köşesine asmış. Görenler;”Ne olacak delidir, deliden de bu beklenir.” demişler. Aradan birkaç gün geçince, koyunlar çürüyüp kokmaya, etrafa kötü koku yaymaya başlamışlar, her tarafı pis kokular sarmış, öyle ki mahalle, leş kokusundan durulamaz hale gelmiş. Bütün mahalle halkı bu leş kokularından rahatsız olmuşlar.

           Bunun üzerine müşteki olan aynı kişiler Harun Reşid’e gelerek, tekrar şikayette bulunmuşlar, bu halden dolayı. Harun Reşit, Behlül-i Dana’yı huzura tekrar çağırmış. Bu durumun ve mahalledeki bu halin ne olduğunu sormuş O’na. Behlül-i Dana hazretleri; “Ben; bir kötünün ve bir kötülüğün bütün herkese, toplumun tamamına zararının olacağını anlatmak istemiştim, herhalde anladılar. Ben kimseye bir kötülük yapmadım. Sadece her koyun  kendi bacağından asılsa bile, içlerinden birisi kokuştuğu  zaman, onun pis  kokusunun yayılarak, her tarafı rahatsız edebileceğini göstermek istemiştim, rahatsız  olduklarına göre, onu da anlamış  olmaları lazım, demek ki, bu manada her koyun kendi bacağından asılmıyormuş.” diye cevap vermiş  Halife’ye.

         Sonuç olarak; bir toplumda iyiliklerin yaygınlaşmasına, kötülüklerin de, yok olmasına çalışan, kişi ve kuruluşların var olması, o toplumun sağlıklı ve huzurlu olmasını sağlar. Toplumda iyiler ve iyilikler çoğaldığı zaman, o cemiyette birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma ve huzur olur.Böylece  toplum sağlıklı ve huzurlu olur. Bu huzurlu ortamdan, ona layık olanda olmayanda istifade eder, herkes mutlu ve huzurlu olur. Aksi halde; yani kötülere ve kötülüklere engel olunmazsa, toplumda kötüler ve kötülükler çoğalır, o zaman da cemiyette; ayrılıklar, gayrılıklar, bölünmeler, parçalanmalar, düşmanlıklar, kinler, hasetlikler, fesatlıklar, çekememezlikler, korkular, fitneler, huzursuzluklar, çeteler, teröristler ve terör olur. Toplum sağlıksız ve huzursuz hale gelir. Böyle bir ortamda; kimse malından, canından ve namusundan emin ve güvencede olamaz.Bu kaos ortamından da, ona layık olanlarda olmayanlar da zarar görür,mutsuz  ve huzursuz olurlar.

         Bütün bu olumsuzların toplumda oluşmaması için yüce Allah, müminleri fitne konusunda uyarmış ve “Emri bil maruf ve nehyi anil münker” prensibini koymuştur. Nitekim ayetlerde; “ Zararı sadece fitneyi çıkarana (suçluya) değil, umuma  (suçlu suçsuz herkese) şamil olan fitneden kaçının”, “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” buyrulmaktadır.

         Demek ki; Müslümanlardan oluşan bir cemiyetin bütün bireyleri; “Neme lazım”, “Bana ne”,”Ben yaşayım, benden sonrakiler ne olursa olsun.”,”Bana değmeyen yılan bin yaşasın.” diyemez, dememelidir. Müslümanlıkta topluma; “ben” değil,  “biz” felsefesi hakim olmalıdır. Çünkü; İslamiyet’te  “egoizm”(yani bencillik)  yoktur. Bu “bana ne” felsefesi tarzı, İslami değildir, toplum için faydalı bir düşünce tarzı da değildir, bilakis zararlı bir yaklaşım tarzıdır.

          Cemiyette gizli yapılan fenalıklar, sadece sahibine zararlı olurken, açıktan yapılan kötülüklerin zararı, toplumun tamamınadır. Onun için Yüce Allah Kur’an’da; “Zararı sadece yapana ait olmayıp, bütün topluma olan fitneden, (yani kötülükten) sakının.” buyrulmuştur. Yine Peygamber Efendimiz de bu konuda; “Fitne uykudadır, uyandırana lanet olsun”, “Bir kötülük gizli yapılırsa zararı sadece yapanadır, eğer açıktan ve alenen yapılırsa, onun zararı herkesedir.” buyurmuştur.

        Üzülerek ifade edelim ki, bu gün yeteri kadar kontrolü yapılamayan; kendi basılı, sesli ve görüntülü bazı basın yayın organlarımız, her türlü kötülüğü, yanlışı, milli ve ahlaki olmayan bir çok  şeyi, evimize kadar getiriyor. Bunlar; kontrolsüz biçimde, çocuklarımıza, gençlerimize, kadın erkek, yaşlı ve orta yaşlı demeden her kesime açıktan sunuluyor. Bu durumun devamında önce fertler, sonra aileler, daha sonra da toplumun tamamı, önü alınamaz zararlara uğrar, millet kokuşur, devlet binasının direkleri çürür ve Allah korusun devlet çöker ve yok olur gider. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Ahlaksız, zalim, adaletsiz ve hukuksuz bir toplumun payidar olması mümkün değildir.

            Onun için Peygamber Efendimizin; “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle düzeltsin, eliyle düzeltemezse, diliyle düzeltsin, diliyle de düzeltemezse kalbiyle (buğzetsin) düzeltsin, bu ise imanın en zayıf derecesidir.” hadisi unutulmamalı, kişi ve kurumlar ona göre tedbirli olmalıdırlar. Kötünün yaptığı yanına kalmamalı, hatta alınacak caydırıcı tedbirlerle kötü, kötülük yapmaya cesaret  edememelidir.  

           Ülkemizde son zamanlarda; sokak ortasında ve herkesin gözü önünde canlara vahşice kıyılması,  Allah’ın emaneti olarak alınan korunmasız ve aciz kadınların, eşleri tarafından sokak ortalarında ve alenen darp edilip, hunharca öldürülmesi, ocakların sönüp, çocukların ortada kalması, bazı genç kızların kendi evlerinde, iffetinden emin olarak yaşayamaz hale gelmiş olması, töre adına nice masum canlara kıyılması, kendi asker ve polislerimize uzanan hain ellerin çoğalması gibi ve benzeri olayların artması, anne babaları, yetkili ve yetkisiz toplumun bütün fertlerini derinden derine düşündürmeli, bunda benim payım nedir, nerede ve ne kadardır dedirtmelidir.         

              Müslümanlar; birbirlerinin kardeşleridirler, bir vücudun organlarI gibidirler, birbirinin derdi ile dertlenmeli, sevinci ile mutlu olmalıdırlar. Onlar bir binanın tuğlaları gibidirler, birbirleriyle maddi ve manevi dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olmalıdırlar.

              Her Müslüman aile reisi; aile fertlerinin çobanıdır, aile bireylerinin iyi eğitilmesinden, İslam’ı öğrenerek gerçek bir Müslüman olarak yetişmesinden, İslam ahlakı ile ahlaklanmasından, dinine faydalı bir Müslüman, topluma faydalı bir insan, devletine sadık bir vatandaş ve milletine layık bir nefer olarak yetiştirilmesinden Allah katında mes’uldür.

            Allah yardımcımız olsun, devletimize milletimize zeval vermesin, güçlü devletimizi, büyük milletimizi ebediyen payidar eylesin. Behlül-i Dana’nın nasihatinden herkesi nasipdar eylesin.Aminnn

           Selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@