12 Eylül dönemiydi. Ülkemiz inanılmaz acılardan geçiyordu. Ben de sakıncalı olarak işsizliği yaşıyordum İstanbul'da. Aradan yıllar geçmesine karşın beni hala etkilemeyi sürdüren bir fotoğraftır Müjdat Gezen'le Savaş Dinçel'in o günlere ait mahkemedeki görünümleri. Suçları Nazım Hikmet'le ilgili bir kitaba verdikleri katkıydı.  
Sonrasında hangi gazetede olduğunu pek anımsamıyorum Güldürü Üretim Merkezi adıyla bir girişim oluşturmuştu Müjdat. Çıkan ilanda Metin Akpınar- Zeki Alasya'nın Devekuşu Kabare Tiyatrosu'na bir müzikal yazılacağı ve yazarlar arandığı duyuruluyordu. Hemen  telefon ederek set üstündeki GÜM'ün mekanına gittim. Müjdat'la konuştuk ve benim de yazar kadrosuna alınmamı kabul etti.  Müjdat'la daha önceden de tanışmıştık ayaküstü. Ama ilk kez böyle, üstelik bir üretimin içinde güzel bir dostluk gelişmeye başladı. Sadık Şendil, Kandemir Konduk, Savaş Dinçel de bu üretimin diğer güzellikleriydi. 22 Günde “Beyoğlu Beyoğlu” adlı çalışmamızı bitirerek yazım bağlamında kolektif çalışmanın olabileceğinin güzel bir örneğini verdik. Sonuçta Müjdat oyunu yönetti ve büyük başarı geldi karşılığında. Bu arada Müjdat'ın pratik, kararlı, güvenilir ve çalışkan yanını da gözlemleme olanağını buldum.  
Sonrasında Müjdat MSM'yi  (Müjdat Gezen Sanat Merkezi) kurarken beni de aradı ve öğretmen olarak görev alıp almayacağımı sordu. Ben de ona “Her girişiminde beni düşün. Memnuniyetle,” dedim. Bugünlere böyle geldik.
Müjdat'la ilgili gözlemlerim ve izlenimlerim, onun ne kadar mükemmel, özverili ve sevgi dolu biri olduğunun örnekleriyle doludur. Örneğin eğitimin temel amacının ne olduğunu iyi kavramıştır. Çünkü aç bir insana balık vermek yerine balık tutmayı öğretmenin sorunları temelinden çözeceğinin farkındadır. MSM'yi kurma nedeni de budur zaten. Yüzlerce genci ücretsiz bir eğitimden geçirerek ülkemiz sanat dünyasına kazandırmayı başarmıştır. Kaldı ki MSM'yi vakfa dönüştürmüş ve kendisinden sonra bu Vakfın, öğrencileri tarafından sürdürülmesinin tüm önlemlerini almıştır. Müjdat'taki Mustafa Kemal sevgisi de asla bir gösteri değildir. Yüreğiyle ve beyniyle sevmektedir Atatürk'ü. Onun kurduğu Cumhuriyete, devrimlerine yürekten inanır. Çalmaz... Çırpmaz.. Sahtekarlık bilmez. Emek hırsızlığı yapmaz. İçi dışı birdir. Eleştirmesi gereken durumlar varsa asla çekinmeden söyleyecek kadar da uygar/güvenli biridir. İyi ki Müjdat Gezen benim dostumdur. İyi ki onu tanımışım.
Ancak son günlerde yine Müjdat Gezen için ipe sapa gelmez bir düşmanlık/hedef gösterme başlatıldı. Ben de tanıdığım Müjdat'ı bir daha yazmak gereğini duydum. Varını yoğunu bu ülkenin yetenekli gençleri için veren ve yüreği ülkesi için atan bu değerli insanı üzmeye kimsenin hakkı yoktur.  Zaten Müjdat da yalnızca işini yaparak en iyi yanıtı vermektedir onlara.
Kolay gelsin Müjdat! İyi ki varsın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155