Muharrem ayı, Hicrî-Kamerî yılın ilk ayıdır. Bilindiği bibi, 11 Eylülü 2018 Salı günü Muharrem ayının birici günü yani, Hicri 1440 yılının yılbaşıydı.

Muharrem ayı Kur'an-ı Kerim’de kıymet verilen dört aydan birisidir. Bu aylar; Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. İslamiyet'in ilk zamanlarında bu aylara itibar ederlerdi. Mesela babasının katilini arayan bir Arap, bu ayların başladığı gün düşmanını görse öldürmez, okunu torbasına, kılıcını da kınına koyardı. Hatta Recep ve Muharrem aylarında savaşabilmek için bazen bu ayların yerlerini değiştirirler, ileri veya geri alırlardı. Bu yüzden Rasulullah Efendimiz, Veda Haccı sırasında Ashabına; “Ey Ashabım! Haccı tam zamanında yapıyoruz. Ayların sırası Allah' ın (c.c) yarattığı zamandaki gibidir” buyurmuştur.

Muharrem ayı ile ilgili olarak Peygamber Efendimizin de, müteaddit Hadis-i Şerifleri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır;

“Ramazandan sonra oruçların en faziletlisi Muharrem ayında tutulan oruçlardır.” (et-Tergîb vet-Terhib)

“Kim Muharrem ayında bir gün oruç tutarsa, her bir oruç için otuz gün nafile oruç sevabı verilir.” (Taberani) Bu sebeplerle, Muharrem ayının ilk on gününde oruç tutmanın büyük sevap olduğu da bilinmektedir.

Muharrem Ayının İlk Gecesi

Müslümanların Hicrî-Kamerî yılbaşı gecesi, Muharrem ayının birinci gecesidir. Müslümanlar kendi yılbaşılarında müsafaha yaparlar, tebrikleşirler, birbirlerini ziyaret ederler, hediyeleşirler, akrabaların, büyüklerin ve âlimlerin ellerini öperler, kısaca o günü bayrammış gibi kutlarlar.

Aşure Günü Ve Gecesi

Aşure gecesi, Muharrem ayının 10. gecesidir. Muharrem ayının en kıymetli gecesi aşure gecesidir. Allah Teâlâ birçok duaları bu gecede kabul eder. Peygamberimiz (s.a.v.) aşure günü için;

“Bir kimse Aşure günü oruç tutarsa, Allah ona şehit sevabı yazar. Aşure günü bir yetimin başını okşayıp gönlünü alan bir kimseye, Allah o yetimin başındaki kılların adedince sevap yazar” buyurmuştur. Hicri 1440 yılının, yani bu yılın aşure günü, 20 Eylül 2018 Perşembe günüdür. Aşure gününde oruç tutmak isteyenler sadece aşure günü olan on muharrem günü değil, Efendimizin buyurduğu gibi, ya dokuz ve on muharrem günleri, veya on ve on bir muharrem günleri oruç tutmalıdırlar.

Nuh (a.s) ın, tufan esnasında gemisinde aşure pişirdiği için, Müslümanlarda Muharrem ayının 10. gününde aşure pişirirler. Fakat bunu, ibadet olduğuna inanarak yapmazlar, bu bir ibadet değildir. Eşe dosta aşure verilerek sevap kazanılır. Aşure günü ibadet olsun diye aşure pişirmek mekruhtur. Bazı insanlar Kur'an-ı Kerim’de “Fecr Suresi’nin 2. ayetinde geçen “Leyâlin aşr” ayetindeki “aşr” kelimesini Arapça bilmediği için “Aşure” olarak okuyor ve “Kur'an aşureden bahsediyor” sanıyorlar. Halbuki “Leyâlin aşr” demek “on gece” demektir. Burada “aşr” on demektir.

Bu vesile ile okuyucularımın ve bütün müminlerin Hicri yeni yıllarını ve aşure günlerini tebrik ediyorum. Keza yeni hicri yılımızın her türlü hayırlara, İslam aleminin birlik ve beraberliğine, mazlum Müslümanların zulümden kurtulup esenliğe kavuşmalarına ve milletimizin de huzur ve mutluluğuna vesile olmasını Cenab-i Hak’tan niyaz ediyoru.

Aşure Gününde Yapılacak İşler

1- “Aşure gününde oruç tutanın bir yılık günahları affolunur.”(Hadis, Taberani) Yalnız 10 Muharrem aşure günü oruç tutmak mekruhtur. 9-10 veya 10-11 Muharrem günlerinde oruç tutulmalıdır. Peygamberimizin tavsiyesi de bu yöndedir. Bilindiği gibi, 20 Eylül Perşembe günü Muharrem ayının l0. günüdür. O halde oruç tutmak isteyenler, 9-10 muharrem veya 10-11 Muharrem günlerinde oruç tutmalıdırlar. Allah sevabına nail eylesin.

2- Aşure günü, akrabalar ve komşular ziyaret edilir, müminler arasında hediyeleşilir ve gönüller alınır.

3- Aşure günü, ilim meclisine gidilir. İlim meclislerinde bulunulur. Peygamber Efendimiz; “Aşure günü ilim meclislerinde veya Allah'ın anıldığı bir yerde bir müddet duran Cennete girer” buyurmuştur.

4- Aşure günü, sadaka verilir. Sadaka vermek sünnet olan bir ibadettir. Peygamber Efendimiz; “Kim Aşure günü zerre kadar sadaka verirse, Uhut dağı kadar sevaba kavuşur” buyurmuştur.

5- Aşure günü, selamlaşılır. Aşure gününde çok selam verilmelidir. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Aşure günü, on Müslüman’a selam veren bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevap kazanır” buyurmuştur.

6- Aşure günü, çocuklar sevindirilir. Aşure günü, çoluk çocuk sevindirilmelidir. Çünkü Peygamber Efendimiz bir hadislerinde; “Aşure günü çoluk çocuğunun nafakasını geniş tutanın bütün sene nafakası bol olur” buyurmuştur.

7- Aşure günü, gusledilmelidir. Peygamberimiz bir hadislerinde; “Kim Aşure günü boy abdesti alırsa günahlardan temizlenir. İki defa gusledenin gözleri ağrımaz” buyurmuştur. Tabiî ki bu imtiyaz Allah'ın emri üzere yaşayan kimseler içindir. İbadetsiz, itaatsiz insan için değildir.

Bilindiği gibi; Peygamberimizin torunu, Hz. Fatıma ve Hz. Ali’nin oğulları, Hz. Hüseyin ve yakınları (Allah onlardan razı olsun) 10 Muharrem günü Kerbela’da şehit edilmişlerdir. O yüce insanın şehit edilmesi bütün Müslümanlar için büyük bir musibettir. Tıpkı Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'nin (Allah onlardan razı olsun) şehit edilmelerinin, büyük musibet ve üzüntü olduğu gibi. Fakat bunların ölüm yıldönümlerinde aşırı derecede yas tutmak doğru değildir. Hele hele kendini döverek, zincirle kendine vurarak bedenini yaralamak suretiyle yas tutmanın dinimizde kesinlikle yeri yoktur. Çünkü; Peygamber Efendimiz amcası Seyyid-üş şüheda Hz. Hamza'nın ölümünün yıldönümünde yas tutmadı. Eğer matem tutulmasını emretseydi, onun için tutardı. Efendimiz eşi Hz. Hatice validemizin ve çocuklarının vefatında da yas tutmamıştır.

Yüce Allah’tan Kerbela şehitlerimize rahmet diliyorum. Allah onların şefaatinden bizleri mahrum etmesin. Mevla İslam alemine böyle musibetleri bir daha yaşatmasın. Allah ümmet-i Muhammed’in birliğini beraberliğini ve kardeşliğini bozmasın, bozmak isteyenlere de fırsat vermesin.

Son aylarda, özellikle din devlet ve millet düşmanı, “Kürt maskeli Ermeni terör örgütü” olan PKK militanları tarafından kalleşçe kurşun sıkarak, mayın patlatarak ve pusu kurarak şehit edilen ve ordumuzun ve emniyet güçlerimizin yurt içi ve yurt dışı operasyonlarında şehit olan ve 15 Temmuz 2016 da şehit olan vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, onların yakınlarına sabır ve yaralı gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

Merhum Mehmet Akif’in dediği gibi, “ Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez. Toplu vurdukça kalpler, onu top sindiremez.” Biz de bu inançla diyoruz ki, bir ve beraber olalım, vatanımızın, milletimizin, huzur ve hürriyetimizin düşmanlarına fırsat vermeyelim, onları bu topraklardan silip atalım. Allah’a gerçek kul, Peygambere layık ümmet ve ecdadımıza da yakışır bir evlat olalım.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dualarla.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155