24.07.2015, 00:10 653

MİLLET HAYATINDA AİLENİN ÖNEMİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

İnsan yaratılmışların en mükemmelidir. Allah (c.c), insanı fizikî yönden en güzel şekilde yaratmıştır. Eşrefi mahlûkat olan insan yeryüzünün halifesidir. Allah (c.c) insanı akıl, izan ve irade nimetleri ile donatmıştır. Bütün varlıklar insanın dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşması için emrine amade kılınmıştır. İnsana dünyayı imar edebilme güç ve kudretini veren yaratıcı, aynı zamanda dünyayı imar etme görevini de vermiştir.
Aynı anne ve babadan yaratılan insanoğlu, çeşitli kabile ve milletlere ayrılmıştır. Dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan insanların fizikî yapıları, karakterleri, yaşam tarzları, yaşadığı yerin coğrafi ve iklim şartlarına göre şekillenmiştir.
İnsanların en küçük sosyal birliği aile, en büyüğü ise millettir. Her canlının huzur ve güven içinde yaşaması için bir yuvaya ihtiyacı vardır. İnsanın yuvası evi, milletin yuvası ise vatanıdır. Milletler aynı dili konuşan, aynı dine inanan, ortak kültür ve tarihe sahip olan insanlar topluluğudur.
Aile, günümüz dünyasında milletin çekirdeğidir. Aile kurumu insanlık tarihi ile yaşıttır. Aile bizim inanç, örf ve geleneğimize göre anne baba, büyük anne büyük baba ve çocuklardan oluşur. Aile bireylerinin sayısı bizde ortalama beş kişidir.
Ailenin temel görevleri ikidir. Birincisi insan neslinin devamı; ikincisi ise, toplumsal kültürü korumak ve yaşatmaktır. Sağlıklı nesllerin yetişmesi ve milli ve manevi değerlerin korunması için, güçlü ailelere sahip olmak çok önemlidir.
İnsanların dünyaya getirilmesinde, gelişiminin sağlıklı olmasında, kendisine, ailesine, içinde yaşadığı topluma karşı sorumlu ve yararlı bir kişi olarak yetiştirilmesinde temel görev aileye düşmektedir. Yapılan anket ve araştırmalara göre suçluların çoğu, sağlıklı bir aile yapısına sahip olmayan yada problemli ortamlarda yetişmiş kişilerden oluştuğu anlaşılmıştır. Sokak çocuklarının, tinercilerin, sigara, esrar ve uyuşturucu kullanan çocuların, hatta küçük yaşta suç işleyenlerin, hemen hepsinin, aile ocağından, anne baba şefkat ve marhametinden mahrum olarak yetişen çocuklardan oluştuğu istatistiklerle tesbit edilen bir gerçektir.
İslam dini, ailenin sağlıklı ve mutlu bir şekilde kurulup yaşamasına büyük önem vermiştir. Bunun için de çeşitli tedbirler almıştır. Alınan bu önlemlerden bazıları şunlardır:
1-İslam dini evlenmeyi teşvik etmiş, Allah’a daha fazla kulluk edebilmek için evlenmeyi ve aile hayatını, terk etmek isteyenleri bu düşünceden vazgeçirmiştir.
2-Evlenmeyi kolaylaştırmış, evlenmenin şeklini, şartlarını ve maddî külfetini asgariye indirmiştir.
3-İstikrarlı, huzurlu ve mutlu bir aile hayatı için gereken bütün hukukî ve ahlakî düzenlemeleri yapmıştır.
4-Çocukların eğitiminden ve geleceklerinden birinci derece de aileyi sorumlu tutmuştur.
5-Aile bağlarına ve bu bağların gerektirdiği hukuk ve edebe riayet edilmesini istemiştir.
6-İslam dini ailenin bir okul, bir ibadethane, sıcak ve aydınlık bir yuva ve sosyal ilişkiler birimi olabilmesi için öncelikle karı-koca arasında karşılıklı sevgi, saygı ve şefkatin bulunmasını emretmiştir.
Ailenin sağlıklı bir şekilde kurulup, mutlu bir şekilde yürümesini öngören bu temel ilkelerden dolayı İslam toplumlarında aile önemli bir görev icra etmekte, hatta aile kültürümüz, kültürel mirasımızın büyük bir bölümünü meydana getirmektedir.
Dinimizin ön gördüğü aile; kederde, kıvançta, darlıkta bollukta, iyi günde ve kötü günde aynı heyecanı paylaşan kalplerden meydana gelen bir yuvadır. Bu yuvada her dede bir Dede Korkut, her nine bir Nene Hatun, her baba bir Demir Baba, Sarı Baltuk Baba ve her ana bir Fatımatüz Zehra gibidir.
İnsanlar kendi ferdi benlik ve kişiliklerini, kendi sosyal çevrelerinde kazanırlar ve böylece hayatlarının manasını kendi milletlerinin tarihi içinde bulurlar.
İnsan topluluklarını millet haline getiren objektif ve sübjektif faktörler vardı.Milleti millet yapan objektif faktörler vatan, ırk, dil ve din bağlarıdır. Sübjektif faktörler ise ortak bir geçmiş ve kader birliğine sahip olduğunu düşünen ve gelecekte de yaşama arzusuna sahip olan insanların meydana getirdikleri topluluklar. Bu anlayışa göre geçmişte yaşanan ortak acılar, kederler veya başarılar ve sevinçler, ortak tehlikelere karşı birlikte karşı koymuşlar, insanları birbirine bağlar ve onları millet haline getirir. Bu durumda milleti meydana getiren şey; “Birlikte acı çekmiş, sevinmiş ve birlikte umut etmiş olmaktır.”
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in millet tarifi ise şöyledir, “ Millet, dil, kültür ve mefküre birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasi ve içtimai beyittir.”
Bir vatanın yer üstü ve yer altı kaynaklarına O milletin maddî ve manevî değerleri denir. Ülkenin madenleri, göller, nehirler, ormanlar ve bitki örtüsü maddî değerleri; bir milletin ırkından, vatanından, tarihinden, kültüründen, dininden, örf ve âdetlerinden süzülüp gelen millî ve manevî duygu düşünce ve inançlarına ise, o milletin millî ve manevî değerleri denir. Bu değerler o milletin birlik, beraberlik sosyal yardımlaşma ve dayanışmasını ve millî kimliği ile tarih sahnesinde yer almasını sağlar. Bu değerlerden biri diğerine tercih edilemez. Bunlar zedelenirse milletin birlik ve beraberliği yara alır. Böyle durumda milletin bölünüp parçalanması söz konusu olur.
Bir milletin, milletler arenasında saygın bir konumda olması için, o milletin sahip olduğu yer altı ve yer üstü zenginliklerini akla ilme ve fenne uyğun olarak kullanması, o milletin milli ve manevi değerlerinin etrafında birlik, beraberlik ve kardeşlik duygu ve düşünceleri etrafında kenetlenmesi ile mümkündür.
Bir milletin huzurlu olması, anarşi terrör ve fitne bellarından emin olarak yaşaması da güçlü ailelerle mümkündür. Çünkü milleti meydana getiren fertlerin her biri, ailelerde doğup büyümekte, ilk terbiye ve eğitimini ailede almaktadır.
Büyük şehirinden köylere kadar tüm yerleşim yarlerinde gece yarısında sokaklar bomboştur. Sokaklarda sadece milletin emniyet ve huzurunu sağlamakla görevli olan, bekçi polis veya jandarma vardır. Fakat gece boş olan bu cadde, sokak ve meydanlar gündüz insanlarla dolar. Bu insanların her biride sabah evlerin kapısını açarak dışarı çıkar. O halde o evlerde yaşayan her aile, kapısından sokaga; iyi eğitilmiş, iyi terbiye edilmiş, helalı haramı, günahı sevabı, faydalıyı zararlıyı öğrenmiş, güzel ahlak sahibi, iyiliklerin mükafatlandırılacagı ve kötülüklerin cezalandırılacagı ahiret inancına sahip, kalp kırmanın günah olduğunu bilen, gerçek müslümanlardan olmak için eliyle diliyle ve hareketleriyle kimseye zarar vermemeye özen gösteren insanları gönderirse, o şehirde o köyde birlik beraberlik kardeşlik ve huzur olur. Bu huzur ortamından istifade eden herkes de hayatından memnun ve mutlu olur.
Aksi halde, büyük filozof Sokratın dediği gibi, her aile sokağa, bu güzel hasletlerden habersiz, “kudurmuş köpek” benzeri insanları salarsa, o zaman o yerlerde fitne terrör ve anarşi olur, huzur bozulur, bundan da herkes zarar görür ve mutsuz olur. O halde milletin huzuru içinde güçlü ailelere ihtiyaç vardır.
Bir milletin sağlam köklere sahip olması, bir takım sosyal olaylar karşısında sarsılmaz bir güç ve kudrete sahip olması da, inanç örf adet geleneklerine ve köklü geçmişine baglı güçlü ve kuvvetli aile yapısına sahip olması ile mümkündür.
Çünkü aile milletin çekirdeğidir. Binada temel ne ise, millette aile odur. Temel sağlamsa bina sağlam, temel çürükse bina da çürük olduğu gibi, aile güçlü ise millet güçlü, aile güçsüz ise millette güçsüzdür.
Ailenin güçlü olmasının en başta gelen şartları şunlardır;
Aile fertlerinin birbirine yalan söylememesi.
Aile içinde hakka hukuka riayet edilmesi.
Küçüklerin büyükleri sayması, büyüklerin küçükleri sevmesi.
Dini ölçüler dahilinde ailenin çıkarlarınn aile bireyleri tarafından korunması.
Aile fertlerinin iyi eğitilmesi, sofrada haram yenilip içilmemesi ve
Ailede mükellefiyet yaşına gelmiş herkesin, dini vazifelerini yapmak suretiyle, Allah’ a itaat ederek, o ailenin yaşadığı evi Peygamber tarifi ile “Dünya Cenneti” haline getirmesi.
Allah bütün inananlara dünya cenneti olan evlerde yaşamayı nasip eylesin.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@