Şövalyeler Avrupa tarihinin ayrılmaz bir parçası olup Osmanlı tarihinin bir çok dönemlerinde Malta Şövalyeleri yer almaktadır. Malta’ya geldiğimizde de kendilerinin bu ada tarihinde ne kadar önemli rol oynadıklarını hemen öğrendik. Burada Avrupa tarihini şövalyelerin yazdığını ve hatta halen yazmaya devam ettikleri de söylenmektedir.

Şövalye kelime itibariyle “atlı” veya “süvari” demek olup Fransızca’daki “chevalier”, İtalyanca’daki “cavaliere”, İspanyolca’daki “caballero” ve Almanca’daki “Ritter (Reiter)” aynı anlama gelmektedir. Şövalyeler kralın ve diğer soyluların hizmetinde olan kimselerdi. Savaşa katılan her soylu bu sıfata sahip olabilirdi. Ama burada önemli bir detay bulunmaktadır. Çünkü şövalye olması gereken kişinin “iktisadî yeterliliği” de olması gerekiyordu. 13. Asır’dan itibaren şövalyelerin toplumdaki yeri yükselmeye başlamıştır.

Adada edindiğimiz bilgileri de dikkate alarak elimdeki gezi kitaplarından ve muhtelif gezi yayınlarından faydalanarak Malta Şövalyeleri hakkında edindiğim bilgileri aşağıda sizlerle paylaşmayı istiyorum.

Malta tarihinde şövalyelerin etkisi çok büyük olup bugün bile bu etkileri halen hissedilmektedir. Bunların, çeşitli kaynaklarda “ Tarikat” olduğu da ifade edilmektedir. Bu farkı köşemde incelemem mümkün olmadığından internet ortamında incelemenizi öneririm. Bunların tarihsel izlerine Kudüs, Antakya, Kıbrıs, Bodrum, Rodos’da da rastlanılmaktadır. Kendileri, tarihte St. Jean Şövalyeleri ya da Hospitalier (hastahane) Şövalyeleri olarak da bilinmektedir. Bugün merkezleri İtalya’nın Roma şehrindedir. Şövalyelerin geçmişi Kudüs’e kadar gitmektedir.

Kudüs 638 yılında Müslümanlar tarafından fethedildi. İslam etkisi devam ederken 1050 yıllarından itibaren bu bölgede Avrupalıların ve Venediklilerin ticaret ilişkileri giderek gelişti. Hem bu bölgeye ticaret amacıyla gelenleri, hem de hac yapmak üzere gelenleri korumak için dini bir grup oluştu. Hristiyan dünyasına yönelik bir yardım kuruluşu olan bu tarikat 11. Yüzyılın sonlarına doğru İtalyan tacirler tarafından Müslümanlardan alınan özel izinle yoksul ve hasta hacı adaylarına yardım etmek için Kudüs’te kuruldu. Kudüs’te St.Jean Kilisesi yakınında kilise dayanışma örgütünce hasta Hristiyan hacıların tedavisi için işletilen hastanenin gelişmesiyle ortaya çıkan bu tarikat daha sonraları bir şövalye tarikatına dönüştü. Önce St .John Şövalyeleri, sonra Rodos Şövalyeleri ve daha sonra da Malta Şövalyeleri adıyla anıldılar.

İlk kurucuları, bugünkü Malta Şövalyelerinin dedeleri sayılıyor. 1048‘de şövalyeler Müslümanların hücumlarından kutsal şehir Kudüs’ü korumak için yeni bir organizasyona gittiler ve böylece ilk defa askeri bir karakter de kazandılar. Kudüs 1.Haçlı seferi ile Hristiyanların eline geçti. 1099’ da Haçlılar tarafından Kudüs’ün işgalinden sonra Papa 1113‘de bunlara büyük unvanlar verdi ve kendisinin koruyucusu olarak da belirledi.

Şövalyeler, 1095- 1270 tarihleri arasında gerçekleşen bütün Haçlı Seferlerine katıldılar. Müslümanların Endülüs’ten çıkarılmasında ve Haçlıların denizlerdeki harekatlarında görev aldılar. 1187’de Kudüs Krallığı, Selahattin Eyyübi tarafından alınınca, şövalyeler buradan çekilerek önce Akka’ya ve daha sonra Antakya’ya yerleştiler. 1291‘de Akka’nın Müslümanlar tarafından fethi üzerine Kudüs’e yakın olmak için, buradan Kıbrıs’a geçerek Kıbrıs’ı merkezleri yaptılar. Haçlı seferleri başladığından beri ‘kutsal topraklara’ giden yol üzerinde olan Kıbrıs, eskiye göre Haçlı orduları için daha önemli bir hâle gelmiştir. III. Haçlı seferine katılarak bölgeye gelen İngiltere Kralı I. Richard (Arslan Yürekli Richard) 1191 Mayısında Kıbrıs’ı ele geçirir. Arslan Yürekli Richard, Kıbrıs’a hâkim olduktan sonra Ada’yı Kutsal topraklardaki hâkimiyetlerini Müslümanlara kaptıran St .John Şövalyelerine satar. Şövalyelerin idaresinden memnun olmayan Kıbrıslıların isyan etmeleri üzerine, Ada’ya fazla hâkim olamayacaklarını anlayan şövalyeler, 19 yıl Kıbrıs’ta kaldıktan sonra burayı terk etmek zorunda kalırlar ve Kıbrıs’ı I. Richard’a geri verirler. Ve büyük bir donanma kurarak 1309’da Rodos adasını ele geçirirler.

Rodos’u bağımsız bir devlet haline getirdiler ve burada da bir hastane kurdular. Ayrıca şövalyeler çeşitli ülkelerden geldikleri için her grubun kalacağı ayrı yurtlar ve evler inşa ettiler. Rodos civarında yer alan adalara hakim oldular ve kaleler inşa ettiler. Rodos Adası’nı askeri bakımdan korunaklı hale getirdiler. Burada isimleri Rodos şövalyeleri olarak tanındı. Kısa sürede Akdeniz’in en önemli donanmalarından birini oluşturarak Türklerle denizlerde savaştılar. 1406’da Anadolu kıyılarında antik Halikarnassos ‘da (Bodrum) kale yapımına başladılar. Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı Devleti, önce Sisam ve Bozcaada’yı, ardından Semadirek, İmroz ve Taşoz adalarını, daha sonra da Limni (1456), Midilli (1462) ve Eğriboz (1470) adalarını fethetti. Bu fetihler sonunda, Venedik ve Cenevizlerin Ege denizindeki ticaret etkinliğine ağır bir darbe indirilmiş oldu. Bu adaları fetheden Türkler, Fatih Sultan Mehmet zamanında Rodosu da kuşattılar ama alamadılar. Bu arada şövalyeler bünyelerinde 7 ayrı ülkeden gelen bir birlik oluşturmuşlardı. Fransadan Provence’den, Auvergne,Aragon’dan, Almanya ,İngiltere ,Portekiz ve Kastilya’dan destek alarak gruplarını genişlettiler.

Fatih’in oğlu Cem Sultan’ın taht kavgaları sonucu Rodos’a sığınması Osmanlı Sarayı için önemli sorunlar ortaya çıkarttı. Ayrıca, Şövalyeler korsanlık yaparak Türk donanmasına zarar veriyorlardı. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesiyle Rodos’un önemi Anadolu’dan Mısır’a giden deniz yollarının emniyetini sağlamak için daha da arttı. Adanın fethi Kanuni Sultan Süleyman zamanında gerçekleşti. Rodos’a kuşatma başlarken şövalyeler Türklerin adayı teslim etme isteklerini red ettiler. Uzun ve zorlu geçen 6 aylık bir kuşatmadan sonra Kanuni Sultan Süleyman Rodos’u ciddi zayiat vererek 20 Aralık 1522’de fethetti. Şövalyeler, 1 0cak 1523’de Rodos’u ve diğer kaleleri terk ettiler. Bu tarihten sonra kalacak yer aradılar ve yedi yıl kadar denizlerde dolaştılar. Osmanlıların kısmen Bosna Hersek’i kontrolü alması nedeniyle Osmanlıların yayılmacı politikalarını engel olabilmek için 1530’da Kutsal Roma İmparatoru İspanya ve Bosna Hersek Kralı V. Charles (Şarlken )Malta’yı az bir vergi ödemeleri kaydıyla Şövalyalere verdi. Bunun yapılmasının ana nedeni şövalyeliğin temel kuruluş amacının” kutsal toprakların ve Hristiyan devletlerin Müslümanlara karşı korunması” olması ve Akdeniz’de Türklerin etkin olmasının yarattığı korku idi. Bugün Malta’da Malta bayrağı yanında dini yapılarda ve birçok yerde Malta Şövalyelerinin bayrağı ve daha çok kırmızı zemin üzerine sekiz köşeli beyaz Malta haçı görülmektedir.

Şövalyelerin adada ilk çıktıkları yer Birgu (Vittoriasa) oldu. Adanın orta bölümünde yer alan tarihi bir kent olan Mdina’yı kendilerine başkent yaptılar. O zaman Malta’nın nüfusu 12000 kişi idi. Şövalyeler 268 yıl Malta’yı idare ettiler. Bu dönemde ada şövalyelerin seçtiği 28 büyük unvanlı şövalye tarafından yönetildi. Sizlere ileriki yazılarımda daha detaylı anlatacağım tüm bu bölgelerde gezimiz boyunca uzun zaman geçirme imkanını bulduk.

Şövalyeler Malta’ya geldikten sonra 27 yıl boyunca Malta’nın bir gün Türklerin saldırısına uğrayacağı düşüncesi ile Malta’yı koruyacak imar çalışmalarına başladılar. Kendilerine Hristiyan dünyası da yardım sağladı ve ilgi gösterdi. Bu dönemde adaya Büyük Üstad L’Isle Adam, St. Angelo kalesini ve tahkimatını yaptırdı ve burayı kendisine merkez yaptı. Birçok eğimli sokakta yolların düz olması yerine Türklerin geçişini zorlaştırmak için dar aralıklı merdivenler ve yer altına açılan dehlizler yapıldı ve bu dehlizlerin uzun koridorlarla birbirine bağlanması sağlandı. Bir diğer Büyük Üstad La Sengle zamanında limanın ağzında St. Angelo kalesine karşı olarak St. Elmo ve St .Michael kalesi tamamlandı.St. Elmo kalesi Valetta’nın iki büyük limanını kontrol edecek şekilde yarımadanın uc bölgesinde yapıldı. 1522’de inşaası biten bu kalede Malta’nın doğal kumtaşı kullanıldı.

1566’ da Büyük Üstad La Valetta tarafından İtalyan mimar Laparelli planlarına göre Valetta şehri inşa edilmeye başlandı ve şehre kendisinin ismi verildi. Şövalyeler şehirde her iki limanı da koruyacak şekilde ilk taşı da 28 mart 1566 da La Valetta tarafından konulan büyük surlar inşa ettiler. Ayrıca kent 15 yıl içinde birçok mimari eserle şövalyeler tarafından donatıldı. Şehir UNESCO dünya mirası listesinde yer alıyor. Şehrin yapımına Valetta’nın ölümünden sonra da onu takip eden yöneticiler tarafından devam edildi. 1568 -1572 yılları arasında inşaat devam etti. 18 Mart 1571 ‘de şövalyelerin Valetta’yı başkent olarak kullanmaya başlamasıyla Birgu da zamanla önemini kaybetmeye başladı. Ancak halen günümüzde de kale tahkimatları ve yeraltı mahzenleri turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Şövalyeler Valetta’da çeşitli ülkelerden kendilerine destek için gelen grupları için ayrı ayrı yurtlar yaptırdılar. Sacra İnfermeria olarak bilinen büyük bir hastane binası inşa ettiler. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı sarayı da, yine şövalyelerin diğer ülkelerden gelenler için yaptırdıkları bir başka binadır. 16. yüzyılda yapılan bu tarihi binalar görmeye değer özellikler taşıyor.

Şövalyelerin su sorununu çözmek için eski şehir Mdina‘dan Valetta’ya kadar su kemerleri inşa ederek şehre su getirdikleri, 1657-1660 arasında savunma ve gözetleme amacıyla 14 adet kule yaptırdıkları, Avrupa’nın halen en eski tiyatrosunu inşa ettikleri de biliniyor. Şövalyeler sanatla da yakından ilgilenmiş olup pek çok sanatçıyı, mimar ve ressamı davet ederek saray ve kiliselerinin yapım ve süslemesinde çalıştırdılar. İtalyan ressam Caravaggio bunlardan biridir.

İstanbul, 18 Haziran 2019

Kaynaklar:

-Osman Öndeş,”Malta Kuşatması”, Timaş yayınları

-Malta&Gozo,Marco- Polo Seyahat kitabı

-Malta Turizm Bakanlığı yayınları

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol