15.10.2020, 19:01 48

LİYAKAT!

İlhan ÇENESİZ

İlhan ÇENESİZ

Geçenlerde Sayın Cahit Erdem’den aldığım güzel bir iletiyi, noktası ve virgülüne dahi dokunmadan siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

İşte Cahit Erdem’den gelen o güzel ileti:

“Türkiye Cumhuriyetinin ilk 15 yılının çok başarılı olduğunu biliriz. Neden mi? Kısa bir liyakat öyküsü. Okuyun lütfen:

1933,Cumhuriyet on yaşına gelmişti.

Onuncu Yıl Marşı için yarışma açıldı.

Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar’ın yazdığı sözler seçildi, Cemal Reşit Rey besteleyecekti.

Mustafa Kemal güfteyi görmek istedi.

Getirdiler.

“Çıktık açık alınla on yılda her savaştan

On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan

Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan

Bir baca yükseliyor, durmadan her yamaçtan”

Okudu.

Son dizenin üstünü çizdi.

“Demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan” yazdı.

Sonra da Behiç Erkin’e döndü.

Çanakkale’den beri arkadaşıydı.

İstiklal Madalyalı milli mücadele kahramanıydı.

Devlet demiryollarının kurucusu ve ilk genel müdürüydü.

“Sizlerin bu on senedeki emeğiniz iyi ifade edilmiyordu, o nedenle o mısrayı değiştirdim” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin on yıllık mucizevi kalkınma hamlesine imzasını atan Mustafa Kemal… Zihinlere mıh gibi çakılan “demir ağ” metaforuyla, Onuncu Yıl Marşı’na da imzasını atmıştı.

Behiç Erkin…

İstanbul doğumluydu.

Mustafa Kemal’den beş yaş büyüktü.

Kurmay subaydı.

Lojistik dehasıydı.

Çanakkale’ye asker ve mühimmat sevkiyatında inanılmaz işler yapmıştı.

Memleket işgal edilince saniye tereddüt etmeden Anadolu’ya geçti, milli mücadeleye katıldı.

Anadolu’ya geçtiği gün, Mustafa Kemal çağırdı.

“Ben cephede ne yapılması gerektiğini biliyorum, sen cepheye askerin mühimmatın erzağın nasıl getirilmesi gerektiğini biliyorsun, demiryolları işin ehli biri tarafından yönetilmezse bu işi yapamayız, demiryolları sana emanet” dedi.

Behiç Erkin, Mustafa Kemal’i yanıltmadı.

“Türkler demiryolu işletemez” önyargısını tarihe gömdü.

Savaştan sonra demiryolu okulu açtırdı, uzman personel yetiştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın kurucusu ve ilk genel müdürü oldu.

O yokluk döneminde memleketin Demirağlarla örülmesinde birinci derecede katkısı oldu.

İşletme dilini Fransızca’dan Türkçe’ye çevirdi.

Demiryolları müzesi kurdu.

Sonradan İstanbul Teknik Üniversitesi adını alacak olan Mühendis Mektebi’ne özerklik kazandırdı.

Milletvekilliği yaptı, bakanlık yaptı, büyükelçilik yaptı.

Kurtuluş Savaşı’nın en kritik günlerinde, Mustafa Kemal acil ibaresiyle bir telgraf göndermişti.

“Sevkiyatı hızlandırın, trenleri son sürate çıkarın, geciktiren idamla cezalandırılır” diyordu.

Behiç Erkin derhal cevap telgrafı gönderdi.

“Bu hat 40 kilometreden süratli gitmeye müsait değildir, hızlandıralım derken tek bir sevkiyat bile yapamayabiliriz, emrinizi aldım, bu nedenle uygulamadım, ikinci emrinizi bekliyorum” dedi!

Mustafa Kemal’den tekrar telgraf geldi:

“Sen nasıl uygun görürsen Behiç…”

İşte bu diyalog ve bu omurgalı karakter nedeniyle, Mustafa Kemal tarafından Behiç’e Erkin soyadı verildi.

Mustafa Kemal kendi el yazısıyla Behiç’e gönderdiği mektupta, Erkin’in anlamını şöyle yazmıştı: “Her şart altında kendi doğrularını dile getirme cesaretini gösteren, bağımsız kişi.”

Behiç Erkin gerçekten her şart altında kendi doğrularını gerçekleştiren, bağımsız kişiydi.

İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa Nazi işgali altındayken, Paris Büyükelçimizdi.

Müthiş bir insanlık örneğine imza attı, 20 bine yakın Yahudi’ye Türk pasaportu verip Türk vatandaşı gibi göstererek, ölümden kurtardı.

“Türk ulusu adına konuşuyorum, Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde din, dil, ırk ayrımı yoktur, vatandaşlarımıza dokunamazsınız” dedi.

20 bin insanı kurtardı.

1961’de rahmetli oldu.

Vasiyet etmişti…

“Beni, ilk demiryolu genel müdürlüğü görevini üstlendiğim Eskişehir’e, İzmir-İstanbul-Ankara hatlarının birleştiği yerde toprağa verin” dedi. Orada yatıyor.

Albay rütbesiyle emekli olan Behiç Erkin, ömrü boyunca not tutmuştu, yaşadıklarını gün gün kaydetmişti.

900 defterden oluşan notlarını 29 Ekim 1958’de Türk Tarih Kurumu’na teslim etti.

Devlete millete tek kuruş yük olmamak amacıyla, yayın masrafları için 10 bin lira bağış yaptı, o günün parasıyla çok ciddi paraydı.

Pür dikkat okumanızı rica ederim…

Kelimenin tam manasıyla “yurtsever devrimci” olan Behiç Erkin, Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan “Hatırat” isimli kitabının son paragrafında kelimesi kelimesine şunları söylüyor…

“Yukarılarda beyan ettiğim veçhile ben, 1920-1928 seneleri arasında demiryollarını idare ederken, ihmale hiç tahammül edemezdim.

Aldığım ve aldırdığım tertibat sayesinde bu sekiz sene içerisinde hiçbir yolcu telef olmamış ve yaralanmamıştır.

Alelhusus, 1922 büyük taarruzu sırasında Yunanlıların tahrip ettikleri demiryollarının ilk tamiri, iki metre boyunda ray parçalarıyla yapılmış ve demir köprüler gelinceye kadar ahşap köprülerle hat işletmeye açılmış iken, bu sırada dahi bir kaza kaydolunmamıştır.”

Kurtuluş Savaşı…

Büyük Taarruz…

Kaza bile yok!

“Liyakat aşığıyım” diyen Mustafa Kemal’in, devlete yönetici seçerken ne kadar isabetli tercihlerde bulunduğunun kanıtlarından biriydi.”

En güzel günler sizlerin olsun.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
16°
parçalı bulutlu
banner303
Namaz Vakti 20 Ekim 2020
İmsak 05:26
Güneş 06:50
Öğle 12:30
İkindi 15:30
Akşam 18:00
Yatsı 19:19

Gelişmelerden Haberdar Olun

@