22.10.2020, 20:03 42

KURAN-I KERİM

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Kur’an, Arapça bir kelimedir ve okumak anlamına gelen bir mastardır.

Dinî terim olarak Kur’an, “Allah Teâlâ’nın Cebrail (as) aracılığı ile Muhammed (s.a.v.)’e 23 senede Arapça olarak indirdiği, bize kadar ilk nazil olduğu şekilde tevatürle gelen ve Mushaflarda yazılı olup, okunmasıyla ibadet edilen, hiçbir kimsenin bir benzerini getiremediği ve getiremeyeceği son ilahi kelamdır” diye tarif edilmektedir. (Dinî Terimler Sözlüğü)

Kur’an-ı Kerim’in daha geniş bir manada tanımı şöyledir:

Kur’an-ı Kerim, “Yüce Allah tarafından vahiy yolu ile Arapça olarak peyderpey Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e indirilen, nesilden nesile bize kadar tevâtüren gelen, Mushaflarda yazılı, Fatiha Suresi ile başlayıp Nas Suresi ile sona eren, okunmasıyla ibadet edilen ve sevap kazanılan, 323.015 harf, 77.439 kelime, 6.236 ayet ve 114 sureden oluşan muciz bir kelamdır. Allah sözü olduğundan hiç şüphe yoktur. Kendisinde hiçbir eğrilik ve tezat mevcut değildir. (Kehf, 18/1) Önünden ve arkasından ona bir batıl gelip karışmaz. Dosdoğru (kayyim) Aziz, Kerim, Hakim (çok hikmetli), Mecid (çok şerefli), mübarek, mübin (apaçık) ve Allah'tan gelen hak bir kitaptır.”

Cenab-ı Hak, Zuhruf Suresi’nin 3 ve 4. ayetlerinde mealen, “Biz düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kuran yaptık. O katımızda bulunan ana kitaptadır. (Levh-i mahfuzda) O’nun şanı yücedir, hikmetle doludur” buyurmak suretiyle Kur’an-ı Kerim hakkında insanları bizzat kendisi bilgilendirmektedir.

Yüce Allah (c.c) kendi kelamı olan Kur’an-ı Kerim hakkındaki bazı insanların duygu ve düşüncelerini beyan etmek ve onların akıbetlerini bildirmek için de, onlara yine bizzat kendisi cevap ve haber vermek üzere Müddessir Suresi’nin 24-30. ayetlerinde de mealen, “Kur’an’ı Kerim için; bu sihirdir, bu ancak bir insan sözüdür, dedi. İşte bunu söyleyeni şiddetli bir ateş içinde cehenneme atacağım. Şiddetli ateşin ne olduğunu sen bilir misin? O (içine girenleri) ne çıkartır ve ne de azaptan vazgeçer. İnsanın derisini karartır, yakar. Orada on dokuz (azap yapan melek) vardır.” buyurmaktadır.

Kuran-ı Kerime insan sözüdür diyenlere Rabbimiz: “Eğer kulumuza indirdirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin. Eğer iddianızda doğru iseniz, Allah’tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) de çağırın” buyurarak (Bakara, 2/23) meydan okumuş, sonra da boşu boşuna, mesnetsiz olarak Kuran'a insan sözüdür diyenlerin akıbetlerinin cehennem cezası ile cezalandırılmak olacağını da, “Bunu yapamazsanız –ki elbette yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır” buyurarak haber vermiştir.(Bakara, 2/24)

Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kelamı olan Kuran-ı Kerim insanlara bir öğüt ve bir nasihattir, kalpler için bir şifa ve müminler için bir rehber ve hidayettir. Kuranın okunması ile kalpler şifa bulur ve huzura erer. Kuran okumasını bilmeyenler, harap olmuş ve terk edilmiş evler gibidir. Onun için Allah’ın enHayırlı kulları Kuranı öğreten ve öğrenendir. Yine ümmetin en şereflileri de, Kuran’ın okunmasına, okuyanların çoğalmasına çalışan ve bu uğurda maddi ve manevi fedakârlık yapıp gayret gösterenlerdir. Konu ile ilgili ayet ve hadisler şöyledir:

“Ey insanlar! Sizlere Rabbinizden bir öğüt ve gönüllerinizde ki dertlerinize şifa olan bir kitap geldi ki, o Kuran müminler için bir rahmet, bir hidayet ve en adil yoldur”(Yunus 57), “Kalpler ancak Allah’ı zikirle sükun bulur ve tatmin olur.” ( Rad /28),

“Biz Kuran’dan peyderpey, O’nu indiriyoruz ki, O müminler için bir şifa ve rahmettir.” (İsra/ 82)

Peygamberimiz de hadislerinde:

“Sizin en hayırlınız Kuran-ı Kerimi öğreten ve oğrenendir.”(Buhari c.6, s 108)

“Ümmetimin şereflileri, Kuran’a, (Onun okunmasına, okuyanlarının çoğalmasına ve anlaşılmasına) maddi ve manevi her türlü hizmeti veren ve yardımı yapan kimselerdir.” (Buhari) ,

“Kalbinin içinde Kuran’dan bir şey bulunmayan kimse harap bir ev gibidir.”( Tuhfet’ül ahfezi c 8 s.231)

“Kalplerin şifası Kuran okumaktır.”( Müslim)

“Size gelen Kuran’a sımsıkı sarılın, O’nu rehber ve önder edinin, zira O, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kelamıdır.” (Tuhfetül ahfezi c 8 s 231)

Cesede hayat veren can olduğu gibi, ruha olgunluk veren de Kuran’dır. Bir kimse Kuran okur ve O’nun nuru ile nurlanır, O’nun hükmü ile amel eder ve gösterdiği yolda giderse Allah’ın rızasına nail olur ve o kimse artık iman edip takvaya ermiş olması nedeni ile Allah dostlarındandır. Allah’ın dostlarına da dünyada da ahirette de korku ve üzüntü yoktur. Nitekim Kuranda:

“Biliniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyecekler” buyrulmaktadır.(yunus 10/62)

Efendimiz de hadislerinde,

“Muhakkak ki insanlar arasından Allah için ehiller vardır” buyurdu. Ashap ; “ Ey Allah’ın Resulü onlar kimlerdir?” dediler. Resulü Ekrem Efendimiz: “ Ehl-i Kuran olanlardır. (Onlar) ehlullahtır ve Allah’ın has kullarıdır” buyurdu.(İbni Mace c1 s.73)

Kuran-ı okuyan ve O’nu hıfzedeni Allah Cennete koyar ve ev halkından ateşe (girmesi) vacip olan on kişiye şefaatçi kılar. Fem-i muhsin, fehm-i Muhsin ve hulk-i muhsin sahİbi olup, hıfzı ile amel ederek ehlullahtan olmayı başaran hafız, ölüp mezara konulduğu zaman, Allah toprağa: “Hafızımı yeme” der. Toprak, “Ey Allah’ım! Senin kelamın onun kafasında ve kalbinde olduğu halde, hafızı çürütmek benim ne haddime “der.(İbni Mace c.1.s. 78)

Kuran-ı Kerim Allah tarafından insanlığa gönderilen dört büyük kitabın dördüncüsü ve sonuncusudur. Kuran-ı Kerim, kendinden önce gönderilen Tevrat, Zebur ve İncil gibi büyük kitapların geçerli hükümlerini ve kendine ait kıyamete kadar baki olan hükümleri ihtiva eden bir kitaptır. Onun diğer üç kitaba olan üstünlüğü Peygamber Efendimizin, diğer Peygamberlere olan üstünlüğü gibidir ve hükmü kıyamete kadar bakidir.

Peygamber Efendimiz Kuranı vahiy olarak aldığı andan itibaren, vahiy katiplerine yazdırmış, vahiy hafızlarına hıfz ettirmiş ve sahabeden Erkam’ın evinde açılan Kur'an kursunda ilk Müslümanların öğrenmelerini sağlamıştır. Kuran-ı Kerimin Müslümanlar tarafından öğrenilmesine çok önem veren ve gayret gösteren Efendimiz, kursiyerler arasında yarışmalar düzenlemiş ve ödüller de vermiştir. Akabe biatlarında Müslüman olup kendisine biat eden Medinelilere Kuran okumasını ve İslam dinini öğretmesi için hicretten önce Musap b. Umeyr’i Medine’ye göndererek orada da bu Müslümanların Kuran-ı Kerimi okumayı öğrenmelerine çalışmıştır.

Bir millet Kuran’ı delil olarak elinde tutar ve onu baş tacı yaparsa, Allah o milleti madden ve manen yükseltir. Hangi millette onu saymaz, aşağılık hislerine ve basit menfaatlerine alet ederse, Allah o kimseleri alçaltır ve perişan eder. Nitekim hadisi şerifte, “ Allah şu kitap ile bir takım kavimleri yükseltir, bir takım toplulukları da alçaltır” buyrulmaktadır. (İbni Mace c 1 s 79)

Allah cümlemizi, Kuranın nuru ile nurlanan, aşk-ı Muhammedi ile yanıp tutuşan ve Allah’ın rızasına kavuşan kullarından eylesin. Âmin. D.K.

Ankara'dan selam, sevgi, saygı ve dualarla.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 03 Aralık 2020
İmsak 06:09
Güneş 07:39
Öğle 12:35
İkindi 14:59
Akşam 17:21
Yatsı 18:45

Gelişmelerden Haberdar Olun

@