10.04.2018, 00:58 155

KÜLTÜR MİLLİ OLMALI-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

milletimizin tarihi, dünyada eşine az rastlanan büyü başarılar ve zaferlerle doludur. Bu aziz millet, okumuşunun cahilinin, askerinin sivilinin, idare edeninin edileninin, köylüsünün şehirlisinin, kadınının ve erkeğinin yerli ve milli olduğu dönemlerde, dünyanın en büyük imparatorluğunu kurmayı, bu imparatorluk içerisinde yaşayanları dinine, diline, rengine, ırkına, soyuna sopuna bakmadan, asırlarca bir arada mutlu ve huzurlu olarak adil bir şekilde yaşatmayı başarmıştır.

Yine bu millet, bağrından çıkardığı ve erinden paşasına “Mehmetçik” ismini verdiği kahraman ordusu ile, dünya savaş tarihine altın harflerle yazılmış nice büyük zaferlere imza atmayı da başarmıştır.

Hiç şüphesiz ki milletin bu başarısının sırrı, sahip olduğu üstün moral değerlerine sımsıkı bağlı oluşundan ve bu anlayıştan kaynaklanan “üstün ruh halindendir.” Biz bu ruh haline kısaca “Çanakkale ruhu” diyoruz. Bakın bu ruhu Çanakkale’ savaşlarının muzaffer komutanlarından “Yarbay Mustafa Kemal” nasıl anlatıyor.

“ Biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bomba sırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Mütekabil (karşılıklı) siperler arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak…. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor; ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayanı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet çekerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesi’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.”(Çanakkale savaşları ve zaferleri konulu öykü yarışması eserleri c1,s. 5)

muharebelerinin komutan ve erlerinin, görev yaptıkları savunma mevzilerinde gösterdikleri cesaret, onur ve vefa örnekleri ile dönemin varoluş destanının ebediyete kadar yaşayacak kahramanları olmuşlardır.

Çanakkale ruhunun sahibi olan Mehmetçikler, başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ile beraber, Anadolu’da kurtuluş mücadelesini vererek, Anadolu’yu anayurt yapmış ve inşallah ebediyete kadar var olacak olan “Türkiye Cumhuriyetini” de kurmuşlardır.

Rabbimize şükrediyoruz ki bu millet, iç ve dış düşmanlarının son bir asırdır bütün uğraşılarına rağmen, bu ruhu korumasını bilmiş, on beş Temmuz da yine bu ruhtan alınan milli güç şahlanarak din, devlet ve millet düşmanlarına, yani vatan haini Fetoculara karşı büyük bir zafer kazanmıştır. Yine o ruhun gücü ile “Fırat Kalkanı” ve “Zeytin Dalı” hareketleri yapılmış, Mehmetçiğimizin başta PKK olmak üzere bütün terör guruplarına ve destekçilerine karşı zaferleriyle sonuçlanmıştır. Böylece iç ve dış düşmanlar, hatta bütün dünya bu milletin, “Çanakkale ruhunu” hala yaşattığına şahit olmuştur. Türk milletinin askeri sivili, kadını erkeği, köylüsü şehirlisi, genci ihtiyarı hatta çocukları ile yekvücut Mehmetçik olduğunu dünya bir daha görmüştür. Bu haliyle bu büyük millet yine, dosta güven düşmana korku salmıştır. “Ne Mutlu Türküm Diyene.”

Milletimizin en büyük zaferlerinin başında, hiç şüphe yok ki, milletin madden en zayıf ve güçsüz olduğu bir dönemde, Çanakkale’de yedi düvele karşı kazanmış olduğu “Çanakkale zaferidir.” Bu zaferle milletimiz dünyaya, “Çanakkale geçilemez” demiştir, dedirtmiştir. Demek ki, milletimize “Çanakkale zaferini” kazandıran ve “Çanakkale geçilmez” dedirttiren güç, “Çanakkale Ruhunun” gücüdür.

muharebelerinin komutan ve erlerinin, görev yaptıkları savunma mevzilerinde gösterdikleri cesaret, onur ve vefa örnekleri ile dönemin varoluş destanının, ebediyete kadar yaşayacak kahramanları olmuşlardır.

Çanakkale ruhunun sahibi olan Mehmetçikler, başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ile beraber, Anadolu’da da, kurtuluş mücadelesini vererek, Anadolu’yu anayurt yapmış ve inşallah ebediyete kadar yaşayacak olan “Türkiye Cumhuriyeti Devletini” kurmuşlardır.

O halde Türkiye Cumhuriyeti devletimizin insanlık alemi içerisinde şan ve şerefini koruyarak ilelebet var olması ve ebediyen yaşaması, onların oluşturdukları “Çanakkale Ruhu” nun, bu mukaddes toraklarda yaşatılması ve koruması ile mümkündür. Bunun için de, insanımızın yerli ve milli olma özelliğini kaybetmemesi ve kendi yerli ve milli değerlerine sıkı sıkıya bağlı olması lazımdır. Bu da her alanda gerçekten “Milli” olan bir eğitim ile mümkündür. Kanaatimizce, yeni yetişen çocuklarımıza, gençlerimize ve hatta bütün insanlarımıza, bu muharebelerin yapıldığı ve bu destanların yazıldığı kutsal alanlarımızın gezdirilerek gösterilmesi de, insanımızın milli ve manevi duygu ve hislerinin gelişmesine büyük katkıda bulunacaktır.

Hakikaten insan; benim dinim, benim dilim, benim edebiyatım, benim müziğim, benim mimarim, benim tiyatrom, benim sinemam, benim radyom, benim televizyonum, benim geleneklerim, benim göreneklerim, benim törem, benim örfüm, benim adetlerim…..” diyebilmelidir. Üzülerek ifade edelim ki, bu gün bunları ciddi olarak söylemek kolay değildir. Çünkü bunlar başında “Milli” yazan, fakat içi bu anlamda boş olan bir eğitim sistemi ile mümkün olmuyor. Milletin öz değerlerinden uzaklaşarak olmuyor.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
23°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@