Sosyal hayatın aileden sonraki halkasını komşular oluşturur. Köyde, kentte, tarlada, bahçede, işyerinde bize en yakın çevremiz komşularımızdır. Bu sebeple yüce dinimiz komşuluk ilişkilerine büyük önem vermiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de, "Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, idare ve himayeniz altında olanlara iyi davranın..."(1) buyrulur.
Müslüman'ın bütün komşularına iyilik etmesi ve onlarla iyi geçinmesi İslami bir erdem ve aynı zamanda da Müslüman olmanın alametidir. Sevgili peygamberimiz (s.a.v.) komşu haklarına riayet etmeyi tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin." (2) "Allah katında dostların en iyisi arkadaşına iyi davranan, komşuların en iyisi de komşularına en iyi davranandır."(3) "Cebrail (a.s) bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki, onu mirasçı yapacak zannettim."(4)
Komşunun komşusu üzerindeki haklarının başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz: Komşuyu her hususta gözetmek, sevinçli ve hüzünlü anlarını paylaşmak, mümkünse dertlerine derman olmak, ihtiyaçlarını karşılamak, ayıp ve kusurlarını araştırmamak, iffet ve namusuna göz dikmemek, selam vermeyi, hal hatır sormayı unutmamak, öldüğünde cenazesinde bulunmak, vb. Bu haklara riayet edebilirsek, huzurlu komşuluk ilişkileri sağlanmış ve bol sevap kazanmış oluruz. İslam Dini komşu hakkı üzerinde bu derece hassasiyetle dururken, biz Müslümanlar aynı hassasiyeti gösterebiliyor muyuz? Ne yazık ki, birçok hususta olduğu gibi komşuluk hususunda da İslam'ın emir ve yasaklarına sırt çevirmişiz. Bacası tütmeyen, tenceresi kaynamayan, dertler ızdıraplar içinde çırpınan komşunun halinden, komşusu habersiz. Kâfir komşusuna bile ikram eden, onu gözeten Müslümanlar nerede, neden göremiyoruz? “Beyim ben bugün siftahımı yaptım, şu komşum hiç alışveriş yapmadı. Git öbür ihtiyacını da o komşumdan al” diyecek müminler nereye gitti?
Biz Müslümanlar olarak, komşu haklarına gerekli titizliği gösterelim. İsyan ve günah kirleriyle paslanan gönüllerimizi İslam'ın rahmet kaynakları ile yıkayalım. Komşularımızın hak ve hukukuna son derece riayetkâr olalım. Onlara kötülük ve eziyette bulunmayalım. Kâinatın Efendisinin: "Kendi nefsiniz için arzuladığınızı, mümin kardeşiniz için de arzulamadıkça olgun mümin olamazsınız"(5) hadisi şerifini de asla unutmayalım.

1- Nisa Suresi 36. Ayet
2 - 3 – 4 – 5 Buhari Şerif, Ahlâk Bölümü, Ahlâk Hadisleri.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner251