Kış, yurt genelinde bütün şiddetiyle hükümranlığını sürdürüyor. Kış bazılarımızın korktuğu, bazılarımızın ise delicesine sevdiği bir mevsimdir. Kar yağmayınca, bu yıl da kar düşmedi diyerek gizli beklentilerimizi açığa vururuz. Karla görülecek bir hesabımız vardır. Bir sevgilinin gelmesini bekler gibi isteriz onun beyaz kanatlarını yeryüzüne sermesini.

Kış mevsiminin uzun gecelerinde ocak başlarında yaşam atlası yeniden devşirilir. Sıcak ortamlarda sohbet bozası tam kıvamında içilir. Mısır patlatılır, çekirdek kavrulur, kestane pişirilir. Yanında ne olursa olsun sohbet sarayının kralı çaydır. Çay ağırlaşan dünya yükümüzü sırtımızdan alıverir. Bize yaşamın sıcaklığını, tazeliğini yeniden sunar.

Karın şehri temizleyeceği, havayı arıtacağı varsayılır. Mikropları da öldürür. Şehrimizi biraz daha yaşanabilir kılar.

Bembeyaz örtüyle kaplanmış bir coğrafyada seyahatin zevkine doyum olmaz. Kişi kendi iç sesine uyarak uzaklara gider o görüntülerde. Her enstantane sanki büyük bir sanatçının objektifinden yansımış gibi görünür. Yahut dahi veya deli bir ressamın eli olağanüstü çizgilere dokunmuş gibi olur. Arabanız normal hızının yarısıyla bile gidemiyordur. Adım adım ilerlersiniz. Yolda gördüğünüz sekizinci kaza tablosu bu işin sıradanlaştığını gösterir. Az sonra sizin de aracınızın kayması, yoldan çıkması söz konusu olsa bile aldırmazsınız.

Ağır ağır kitabınızı okumaya devam edersiniz. Muhtemel bir terslik durumunda geceyi arabada geçirmeyi veya yürüyerek şehre vasıl olmayı kurarsınız. Şehirde bir şey vardır ki sizi çeker. Şems ve pervane gibi.

Çocuklar için yoğun kar yağışı okulların tatil olması demektir. Sevinç kaynağıdır. Kar topu oynamak, kızak kaymak, buz üzerinde akrobasi yapmak demektir. Çocukluğun tüm heyecan ve zevklerini doyasıya yaşamaktır. Yıllarca belleğinden çıkmayacak görüntülerin oluşmasıdır.

Kışı herkes farklı şekilde algılıyor ve yorumluyor. Kış kimileri için bulunmaz fırsat, kimileri içinse korkulu rüya. Kışın ortasında gündem icat ediyoruz. Kar yağarken pencerenin başına geçin, donmuş ağaçlara, yem arayan küçük kuşlara bakarak “Elhan-ı Şita”yı yeniden okuyun. Veya sessizce doğayı seyredin. İçinizdeki müziği/sesi duyumsayın. Hayatın yepyeni anlamını keşfederek kışa (mevsimlerin düzenleyicisine) teşekkür edeceksiniz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251