(Kene Zararlısından Korunma Yolları)

Değerli okuyucularım, ilkbahar geldi. Allah’ın kudreti ile tabiat canlandı. Kırsal güzellendi, her taraf rengarenk kır çiçekleri ile bezendi, nereye baksanız, insana huzur veren yeşillik. Dereler coşkun coşkun akıyor, kuşlar bülbüller şakıyor, insanlar bu güzelliklerden istifade etmek, ruhunu yenilemek veya mecburi çalışmak için bağ, bahçe, tarla ve piknik alanlarına koşuyor. Fakat önceleri buralarda sere serpe hareket ederken, son zamanlarda bir kene olayı çıkalı tedirgin oldular. Biz de bu azımızda mevsim icabı, keneden ölümler olmaya başladığı için, kene olayı nedir, zarar görmemek için ne yapmak, hangi safhada hangi tedbirleri almak gerektiğini anlatmak istiyoruz. Allah hepimizi her tehlikeden korusun.

Mensubu olmaktan gurur duyduğumuz İslam Dininin hedefi, insanı dünya ve ahiret saadetine ulaştırmaktır. Bunun için her türlü tedbiri almış, engelleri ve onları aşmanın yollarını göstermiştir. İnsanın iki cihan saadetine ermesi ancak “Hiç Ölmeyecekmiş gibi dünyası için, yarın ölecekmiş gibi de ahireti için çalışması” (1) ile olur. Verimli ve başarılı bir şekilde çalışmak ise sıhhatli bir vücuda, sağlıklı bir bünyeye sahip olmakla mümkündür. O nedenle Peygamberimiz “Kuvvetli mümin, zayıf müminden hayırlıdır.” (2) buyurarak Müslüman’ın bedenen ve ruhen sağlıklı olmasına işaret etmiştir. İslam Dini insan sağlığına büyük önem vermiş, sağlığımızı tehlikeye düşürecek her şeyden, içkiden, kumardan, uyuşturucudan, sigaradan, mikroplardan, mikrop taşıyan hayvanlardan ve sefahatten uzak durulmasını emretmiştir. Nitekim yüce Allah bir ayeti kerimede “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” (3) Buyurmuş, Peygamber Efendimiz de “Hastalık gelmeden sağlığınızın kıymetini biliniz.” (4) öğüdünü vermiştir.

Yaşadığımız dünyada hastalık gelmeden tedbir almanın, Doktorlara başvurarak derde deva, hastalığa şifa aramanın çeşitli yolları vardır. Bunların başında; çocukluktan itibaren koruyucu aşıların eksiksiz olarak yaptırılması gelir. Aşı kampanyaları başladığında aşı yaptırmak dinen herkesin vazifesidir. Çünkü aşılanmayı ihmal ederek hastalananlar, hem kendilerini korumadıkları ve hem de hastalığın yayılmasına sebep oldukları için dinen sorumludurlar.

Sağlığın korunması İslam Dininin muhafazasını istediği beş şeyden biridir. Tıp ilminin geliştirilmesi, doktor yetiştirilmesi ve hastalanınca tedavi olunması, dinimizin genel sağlığın korunması için ön gördüğü tedbir ve teşviklerdir. Bu konuda sevgili peygamberimiz bir hadislerinde “Ölümden başka hiçbir hastalık yoktur ki, tedavisi mümkün olmasın, Yeter ki ilacı elde edilsin” (5) buyurmuştur.

Bugünün dünyasında son çeyrek asır içinde insanlığın yakinen tanıştığı ve insanlık alemi için büyük tehlike arz eden yeni hastalıklar çıkmıştır. Bunlar AİDS, kuş gribi, deli dana hastalığı ve son olarak ta “Kırım Kango Kanamal Ateşi Hastalığı” gibi hastalıklardır.

Bir cins kene tarafından taşınan NAİROVİRÜS isimli bir mikrobiyal etken “Kırım Kango Kanamalı ateşi hastalığı” na sebep olmaktadır. İç Anadolu ve Karadeniz bölgesinde fazlaca görülen bu hastalığa 2006 yılında ilimizden 23 kişi yakalanmış, maalesef beş kişi bu yüzden hayatını kaybetmiştir. Hala tedavisi devam edenlerde vardır. Bizler ölenlere Allahtan rahmet,hastalara da acil şifalar diliyoruz. Ancak sıhhatli olan insanlarımıza da bu hastalığa yakalanmamak için, hastalığın mikrobunu taşıyan kenelerden ve onların bulundukları ortamlardan uzak durmalarını ve tedbirli olmalarını tavsiye ediyoruz.

Bu ölümcül hastalığa sebep olan keneler; bilhassa çalılıklar, otlaklar ve kırsallarda yaşayan küçük ve oval şekillidirler. Bu hayvanlar 6 veya 8 bacaklı olup uçamaz ve sıçrayamazlar. Genellikle insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırırlar, Peygamber Efendimiz bir hadislerinde “Cüzzamlıdan; yani hastalık mikrobu taşıyandan, aslandan kaçar gibi kaçınız, uzak durunuz” (6) buyurmaktadır. O halde yapılacak iş, bu kenelerin yaşadıkları ortamlardan uzak durmaktır. Eğer mecburen kırsal kesimlerde, çalılıklarda ve otlaklarda bulunulması gerekiyorsa o zamanda bu kenelerin çıplak vücudumuzla temas etmemeleri için tedbirler alınmalıdır.

O ortamlarda yalınayak ve kısa elbiselerle gezilmemelidir. Vücudu tam örten elbiseler giyilmelidir. Pantolon çorapların içine konulmalıdır. Yatıp uyunmamalıdır. Kenelerin elbisede kolay görülmesi için açık renk elbise giyilmelidir. Çocuklar tedbirsiz bir şekilde o ortamlarda bulundurulmamalıdır. Bağ, bahçe ve tarla gibi kırsal kesimlerde kullanılan eşya, araç ve gereçlerle bu kenelerin ev ortamına taşınmamasına dikkat edilmelidir. Kırdan eve gelindiğinde vücut kene yönünden kontrol edilmelidir. Eğer kene vücuda yapışmış ise bilinçsizce koparılmamalı, hemen doktora gidilmeli doktorun keneyi vücuttan alması sağlanmalıdır. Eğer keneyi kendimiz vücuttan almak zorunda kalırsak, o zaman keneyi çekerek koparmamalı, yavaş yavaş burgu gibi döndererek vücuttan çıkarmalı, bilhassa kafasının koparak vücutta kalmamasına dikkat edilmelidir.

HASTALIĞIN BULAŞMA YOLLARI

Kırım Kongo Kanamalı ateşi hastalığı insana; hastalığın virüsünü taşıyan kenelerin insanı ısırması veya bu kenelerle temas edilmesi ve vücudunda hastalığın virüsünü taşıyan insanların veya hayvanların kanlarına veya vücut sıvılarına korumasız olarak temas edilmesi ile bulaşmaktadır.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ

Hastalık yüksek ateş, ani başlayan baş ağrısı, ağır bir halsizlik, bulantı ve kusma şikâyetleri ile başlar, daha sonra vücudun değişik yerlerinde kanamalar, yüz ve göğüste kırmızı döküntüler, gözde kızarıklık, burun kanaması ve vücutta morluklar oluşur.

Bu gibi hallerde hemen doktora gidilmeli ve tedavi olunmalıdır. Yüce Allah dermansız dert yaratmamıştır. Onun için dinimiz tedavi olmayı emretmektedir. Tedbir kuldan takdir Allah’tandır.

Yazımızı bir ayeti kerime ve bir hadisi şerif mealiyle bitirmek istiyorum.Yüceler yücesi Allah’ımız “Başınıza gelen bütün bela ve musibetler, kendinizin tedbirsizce yaptıklarınızın yüzündendir.” (7) buyurarak bizi her konuda dikkatli olmak hususunda uyarmakta, Sevgili Peygamberimiz de “Cenabı Hak şifasını yaratmadığı hiçbir hastalık indirmemiştir. Ey Allah’ın kulları dertlerinize deva arayınız.” (8) Buyurmak suretiyle her derdin devası ve her hastalığın şifası olduğunu ve bu deva ve şifanın aranması gerektiğini haber vermiştir.

Ankara’dan selam, saygı ve dua ile..

1-Feyzül Kadir Cilt 1, Shf 532

2-Müslim Ter. Şerhi A. Davutoğlu 18/649 No:2664

3-Bakara Suresi Ayet 196

4-Fethül Kebir 1/203

5-B. İslam İlmihali Ö. Nasuhi Bilmen 464

6-Feyzül Kadir Cilt 5, Shf. 41

7-Şuara Suresi Ayet 30

8-Tirmizi 4/383 No: 2038

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner155