26.06.2014, 22:13 367

KIBRIS’TA IRAK TÜRKMENLERİNİ DÜŞÜNDÜM !

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Son yazımın başlığı “Irak’la ilgili kaygılarım” idi. Yazımda Irak’taki iç savaş ve orada mağdur ve yalnız olan Türkmenlerin durumunu göz önüne alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştım:
“Türk topluluklarının nerede olursa olsun maddi ve manevi şekilde desteklenmesi gerektiğine inanan bir Türk olarak, Irak Türklerinin(Türkmenler) kaderleri ile baş başa bırakılmasına bir anlam veremiyorum. Neden Kıbrıs’ta olduğu gibi Irak Türkmenlerine destek veremedik ve yanlarında olamadık? Bu noktada; 2003 yılında ABD ile birlikte Irak’a girerek hem sınırlarımızı güvence altına alabileceğimizi hem de Kuzeyde Türk hududuna yakın bölgede yaşayan Türkleri bir araya getirerek Kıbrıs’taki bir oluşum meydana getirme imkânına kavuşabilirdik diye düşünüyorum. Ne yazık ki bu imkânlar geride kaldı.’’
* * *
Bu yazımı yazdıktan sonra Kıbrıs’ta Magosa yakınındaki bir otelde dört gün tatil yaptım. Burada kızgın güneşin altında yüzerken ve dinlenirken, Kıbrıs’ın geçmiş günlerini ve Kıbrıslıların yaşadıklarını düşündüm.
93 Harbi'nde (1877) Rusya İmparatorluğu karşısında yenilen Osmanlı, Ruslara karşı fazla ödün vermemek amacıyla, Birleşik Krallık'ın isteği üzerine adayı İngiltere’ye kiraladı. Osmanlı mülkiyeti devam ediyor sayılmakla birlikte, yönetim tamamen Birleşik Krallık'a geçti. Birleşik Krallık adayı "Komiser" diye tabir ettiği yüksek rütbeli yöneticilerle idare etti. 1914'te başlayan I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın Birleşik Krallık karşısındaki Almanya'nın yanında savaşa girmesi üzerine Birleşik Krallık adayı ilhak edip adaya vali tayin etti. 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın 21. Maddesi gereğince, Kıbrıs’ın Birleşik Krallığa ilhakı tanındı. 1925 yılında 'Kıbrıs Kraliyet Sömürgesi' olarak ilan edildi.
Britanyalılar, adayı kolonileştirdiler. II. Cihan Savaşı sonuna kadar sakin olan adada Rumlar enosis yolunda faaliyetlere başlayınca Türkler de taksim isteği ile harekete geçtiler. Olaylar giderek arttı ve zaman zaman çatışma boyutlarına ulaştı. Durumun giderek kötüleşmesi üzerine İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında diplomatik girişimler başladı. 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs; Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık'ın "Kuruluş, İttifak ve Garanti" adındaki 3 anlaşmayı imzalaması ile bağımsızlığını kazandı. Bu anlaşmanın hazırlanmasında ve imzalanmasında, Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun çok önemli katkıları olmuştur.
Varılan anlaşmaya göre Makarios Cumhurbaşkanı Dr. Fazıl Küçük ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu. Bu anlaşmayı bir türlü kabul etmeyen Makarios 1963’te, Dr. Küçük’ün yetkilerini elinden aldı ve Türkleri Meclis’ten uzaklaştırdı. Ada üzerinde çatışmalar durmadı ve daha da arttı. Kıbrıs Türkleri ada yönetiminden çekilmek zorunda kaldı. Türkler şehirlerden ve ekonomik bakımdan kalkınmış sahil yörelerinden genellikle silah zoruyla uzaklaştırıldılar. Rumlar, Türkleri azınlık durumuna düşürerek adayı ikinci bir Girit yapmayı istiyorlardı.
1974'te, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında siyasi gerilimlerin şiddeti sürekli olarak artmaktaydı ve Yunanistan'daki askeri cunta desteği ile Kıbrıs'ta enosis'e yönelik aşırı milliyetçi Rumların darbe yapması sonucunda Türkiye, Kıbrıs'a harekât düzenledi. Sorunu çözmek için Türk Hükümetinin İngiltere ve Yunanistan nezdinde yaptığı girişimler sonuç vermeyince Türkiye bu hareketi tek başına yaptı.
Anlaşmaya göre ortaya çözülemeyen bir durum çıkması durumunda üç garantör ülkenin (İngiltere, Türkiye ve Yunanistan) birlikte hareket edecekleri, bu mümkün olmadığı takdirde üç garantör ülkenin tek başına hareket edebilecekleri maddesi ülkemize 1974 harekâtını yapma imkânını sağlamıştır. Bu harekâtı yapan ve Kıbrıs’a huzur getiren Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’a hepimiz teşekkür borçluyuz.
Bu harekât ile birlikte, adanın kuzeyindeki Türkler kendilerine ait bir bölgeye ve yönetime kavuşmuşlardı. 1983 yılında, Kıbrıs Türk toplumunun ilan ettiği yönetim olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını benim de içinde bulunduğum Türk Hükümeti tanıdı. O günden beri Kıbrıslı Türkler birlik ve beraberlik içinde yaşamlarını huzur içinde sürdürmektedirler.
Ne yazık ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, günümüzde bağımsızlığı Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir ülke tarafından tanınmayan bir cumhuriyet konumundadır. Bunun nedeni Yunanistan’ın etkisiyle ABD ve Avrupa Birliği’ne dâhil ülkelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasını engellemiş olmalarıdır. Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne kabul edilmesi "Kıbrıs Sorunu" nu daha da çözülemez hale getirmiştir. Yıllardan beri sorunu çözmek için gayret gösterilmektedir.
* * *
Kıbrıs’tan ayrılırken buradaki Türk toplumun yaşadığı bağımsız-özgür ortamı ve gelişmeleri görünce, Irak Türkmenleri’nin de benzeri bir konuma gelmelerini hayal ve temenni ettim.
Antalya, 25 Haziran 2014
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 20 Eylül 2020
İmsak 04:54
Güneş 06:19
Öğle 12:39
İkindi 16:05
Akşam 18:48
Yatsı 20:08

Gelişmelerden Haberdar Olun

@