22.12.2014, 00:01 561

KAYIN VALİDEM MAHİRE ÖZLÜ’NÜN ARDINDAN!

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

1983 yılında eşimi kayıp ettikten sonra kendimi lise birinci sınıf öğrencisi olan çocuklarıma adadım. Aile fertlerinden evlenmem yolunda gelen telkinlere kulak vermedim. Önemli olan annelerinin bulunmadığını dikkate alarak onları sevgi ile kucaklamak, sıcak bir ortamda büyütmek ve yalnızlık hissi vermemekti.
Liseyi başarı ile bitirmeleri ve İstanbul’da tanınmış bir üniversiteyi kazanmalarını rahmetli anneleri ile de hep düşünürdük. Ve bunun için ilk adımı atmış ve 1982 yılında İstanbul’da bir daire almıştık. Burada çocuklarımızın tahsil esnasında oturmalarını ve bizim İzmir’de kalarak onların yanına zaman zaman gitmeyi planlamıştık.
Eşimin kaybı üzerine bende onlarla İstanbul’a birlikte gitmeye karar verdim. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nün ilan ettiği bir profesörlük kadrosuna yaptığım başvurum kabul edildi ve tayin oldum. Kızım ve oğlum Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandılar. Ve 1986 Eylül ayında İstanbul’a taşındık.
İstanbul’a gelmeden önce de evlenmem gerektiğini bana söyleyen evlatlarımın üniversiteye başlamış olmaları ve kendi dairemizde düzenli bir yaşama kavuşmaları üzerine ben de yaşantımı bir düzene sokmaya karar verdim.
Bir profesör arkadaşımın 1987 yılının Nisan ayında verdiği bir yemekte şimdiki eşim Zeynep ile tanıştım. Büyük bir tekstil firmasının üst düzey yöneticiliğini yapan ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü mezunu olan ve bir süre İngiltere’de eğitim gören Zeynep’in çok hanımefendi ve cana yakın oluşu beni etkiledi. Hal ve hareketleri rahmetli anneme de benziyordu.
Bir müddet sonra ailesini ziyaret ettiğimde annesi Mahire hanım ve anneannesi ile tanıştım. Zeynep’in ablası Ayşe 1973 yılında evlenmiş ve Antalya’ya yerleşmişti. Babası Mahmut bey 1984 yılında vefat etmişti. O zamanlar 62 yaşında olan Mahire hanımı evine ve giyimine çok dikkat eden bir kişi olarak tanıdım. Bir subay kızı olarak gençlik yıllarında ülkenin birçok yerini görmüştü.
Bunlar arasında Konya, Siirt, Foça, Menemen, Mardin, Nusaybin, Kütahya, Manisa, Balıkesir, Hatay, Ankara olduğunu hatırlıyorum. Buralarda eğitimini sürdüren kayınvalidem Kız Sanat Enstitüsünü bitirmiş. Kendisinin giyimi kuşamı ve ev düzeninde bu okulda aldığı eğitimin izleri açık bir şekilde görülüyordu ve yaşına rağmen kendisini bırakmamıştı.. Zeynep’in güzel giyinmesi de beni etkilemişti. Bunda kendisinin tekstil branşında çalışmasından çok annesinin diktiklerinin ve zevkinin büyük payı vardı.
Ana kız olarak birbirlerine o kadar sarılmışlardı ki onları ayırmak çok güç oldu. Zeynep annesini yalnız bırakmak istemiyordu. Zeynep’in Merter’de satın aldığı daireye geçilmesi ile kiracılık döneminin bitmesi ile bizim evlilik yolumuz açıldı. Mahire hanım da her yerde rastlanılmayan komşuluk ilişkileri sayesinde Zeynep’in evlenerek 1989 yılında evden ayrılmasında sonra hiç yalnızlık çekmedi. Mahire hanımın insanlara sevgi ile yaklaşması ve onları kucaklaşması onu her zaman sevilen ve dostluğu aranılan bir kişi yaptı.
Annesini genç yaşta kaybeden karşı komşusu Sevgi hanım onu anne gibi gördü. Aynı yıllarda apartmana taşınan ve kendisinden on yaş kadar küçük olan Yüksel hanım onu hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Pazar alışverişini yapan ve eşi de doktor olan Gülengül hanım Zeynep’in Merter’e gidemediği zamanlarda kendisi ile birlikte oldu. Apartmandan taşınanlara misafirliğe gidildiğinde, ilerleyen aşına rağmen komşuları Mahire hanımı da birlikte bu ziyaretlere götürdüler. Son dakikasına kadar komşuları ile bu güzel ilişkisini sürdürdü ve bundan büyük mutluluk duydu.
İlk torunu Emrah Dal Mahire hanımın yanında kalarak İstanbul Hukuku Fakültesini bitirdi. İkinci torunu Emrah Dal hafta sonlarını anneannesinin y anında geçirerek Boğaziçi Üniversitesi’nden inşaat mühendisi olarak mezun oldu. Bacanağım Bekir Dal’ın İstanbul’da okuyan akrabalarına Mahire hanım annelik yaptı ve onları istedikleri zaman evinde ağırladı ve yatırdı.
Yazlarını Antalya’da geçiren Mahire hanımın yanında olabilmek için eşim 2000’li yıllarda Antalya’da bir daire aldı. Yaz tatilimizin büyük bir kısmını burada geçirmeye başladık. Böylece bizde kendisi ile daha fazla bir arada olmak imkanını bulduk. Zaman zaman evimizin yakınında bulunan Konyaaltı plajına gittik ve yüzdük. Bazen de bacanağımın Geyiklibayır olarak adlandırılan yaklaşık 900 metre rakımında bulunan bağ evinde mutlu zaman geçirdik.
Antalya’da bulunduğumuzda Antalya’da avukatlık yapan Emrah ve eşi Banu ile oğulları Doruk hep bizlerle birlikte oldular. Bu birlikteliği canlandıran ve bilhassa Mahire hanımı mutlu eden Doruk’tu. Doruk Mahire hanımla birlikteliğinden çok mutlu oluyordu. Doruk’un bana ‘Ahmet dede’ diye hitap etmesi ve her zaman beni sevdiğini belli etmesi benin de ona olan sevgimi sonsuz kıldı. Onunla sahilde beraber olabilmek ve beraber yüzebilmek bana her zaman ayrı bir mutluluk verdi.
Mahire hanımın küçük torunu Onur’un Elif ile 2010 yılındaki düğününde çok mutlu olduğunu aynı masayı paylaştığım için yakinen gördüm. Coşkusu o kadar fazla idi ki Doruk’la bile dans etti.
1925 doğumlu olan Mahire hanım babasının görevi nedeniyle Cumhuriyetin kuruluşunu ve devrimlerini yaşamış ve çok iyi biliyordu. Sık sık bize o günleri ve Doğu’da yaşanan isyanları ve Menemen İsyanını anlatırdı. Ailesinin Kırım Bahçesaray’dan Konya’ya gelmiş olması nedeniyle toprağını kaybetmenin ne kadar acı ve zor olduğunu anlatırdı. Kendisi ülkesine ve Cumhuriyete çok bağlı idi. İlerleyen yaşına rağmen partilerin Salı günleri yapılan grup toplantılarını ve açık oturumlarımı hep takip ederdi. Günde en az iki gazete okurdu. Dini görevlerini her zaman yerine getirir ve hayır yapardı.
10 Aralık 2014 Çarşamba günü kendisini kaybettik ve ertesi gün Antalya’da toprağa verdik. O gün devamlı yağmur varken kendisini toprağa verdiğimiz dakikalarda yüce Allah bir süre yağmurun yağmasını kesti ve bizde çamura batmadan defin görevimizi yaptık. Cenaze namazına ve mezara Antalya’da yaşayan bacanağım Bekir ve baldızım Ayşe’nin akrabaları ve çok sayıda dostları katıldı. Çorumlu hemşehrilerim de beni yalnız bırakmadılar.
Antalya Büyükşehir eski Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, ÇEKVA Antalya Temsilciliği ilk Başkanı İsmet Tandoğan, ÇEKVA Antalya Temsilciği Başkanı Kemal Koçak, Şeref Koçak, Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Adil Bilir, Onur Yolyapar ile Duran Durulmuş ve kızı Deniz Burçin Sezen bizimle mezarda birlikte oldular.
Yazıma son verirken Mahire hanıma Allahtan rahmet, aileye ve dostlarımıza başsağlığı dilerken beraber olan, beni telefonla arayan ve mesaj gönderen tüm akrabalarıma, hemşehrilerime ve dostlarıma teşekkür ediyorum. İstanbul, 21 Aralık
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@