Değerli okurlarım;

Yaklaşık, bir hafta önce ileti olarak aldığım Tufan Türenç’in harika yazısını birlikte okumaya sizleri davet ediyorum.

Sayın Türenç hem bizleri, hem de idarecilerimizi uyarıyor.

•Bizlere diyor ki; Tuz gölüne akan suları temizleme gücü olamayacağına göre, “Yapacağın acil iş, Kaya tuzu tüketimine geçmektir!”

•Belediyelere ve hükümete de; “Tuz gölü ve benzer yerlere akan sulara karışan kanalizasyon sularını, ya atacak başka yer bulun, yiyeceklerimize karışmasın, ya da kanalizasyon sularına arıtma uygulandıktan sonra, akarsulara karışmasını sağlayın!” diyor.

Nitekim İstanbul’un muhtelif noktalarında asılan bilboardlar da atık suların yüzde 99’nun arıtıldığı afişe ediliyor.

Bana da bu önemli konu ile ilgili uygun bir giriş yaparak sizlere sunmak düştü.

Buyurun:

“Şükran Ercan hanıma teşekkürler.

Geçtiğimiz hafta sonu, bir süpermarkette yaşlı bir kadın eline bir tuz paketi almış görevli kızlardan birine soruyordu:

"Yavrum bunun üzerinde kaya tuzu mu, göl tuzu mu yazmıyor. Ben kaya tuzundan imal edileni almak istiyorum."

Önce bu yaşlı teyzenin yaptığını bir yaşlılık davranışı zannettim. İnceledim, sordum soruşturdum, meğer bu yaşlı teyzemiz haklıymış. Şimdi ben de üzerinde 'kaya tuzu' yazanları satın almaya çalışıyorum. Hatırlarsanız buna benzer bir ileti de şeker için dolaşmıştı. Meğer, ülkemizde şeker, pancardan imal edildiği gibi genleriyle oynanmış mısırdan da imal ediliyormuş. Şimdi birçok vatandaş paketin üzerinde 'yüzde yüz pancar şekerinden imal edilmiştir' yazısını görmezse satın almıyor. Artık tuz yemeyin, yedirmeyin! Nedenine gelince, aşağıdaki notları okuyun. Neden yememeniz gerektiğini anlayacaksınız.

Tuz gölü hakkındaki bilgiler maalesef doğru. Sonra, "Türkiye neden kanserden kırılıyor?" diye soruyoruz. Tuz Golü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük göldür. Uzunluğu 80 kilometre olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur. Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür. Dünyanın en tuzlu göllerinden biridir. Litresinde 329 gram gibi çok yüksek oranda tuz ihtiva etmektedir. Gölün bu özelliğini değerlendirerek tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur. Bu tuzlalardan elde edilen tuz, Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun büyük bölümünü karşılamaktadır. Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeniyle bu sığ bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür. Doğu kısmındaki körfez dışında tümüyle kuruyan gölün tabanında, kalınlığı yer yer 30 santimetreyi bulan mevsimlik bir tuz katmanı oluşmaktadır. Tuz Gölü'nün en derin yeri sadece 2 metredir. Öteki kesimlerin derinliği sadece santimetrelerle ölçülebilmektedir. Göle dökülen en önemli akarsular, Peçeneközü Deresi'yle, Melendiz Çayı'dır. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor. Coğrafya bilgilerine girmemiş acı gerçek ise şu: "Tuz Gölü'ne dökülen en büyük akarsu, Konya'nın şehir kanalizasyonudur. Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne akıtılmaktadır. Bir milyonu gecen şehir nüfusunun sanayi atıklarını da taşıyan şehir kanalizasyonu, bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri dönmektedir. Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her sorumlu vatandaşın üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği inancı ile bu mesajı ulaşabileceğimiz her kişiye gönderelim ve ilgilileri göreve davet edelim.... Yoksa hepimizin yemeğinde, Konyalıların katkısı olmaya devam edecek."

Sayın Türenç yazısını bu şekilde sonlandırıyor ancak, insanın içini allak bullak ediyor. Yine de, önemli bir gerçeği ortaya çıkardığı için de her türlü takdiri de hak ediyor.

En güzel günler sizlerin olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol