02.04.2013, 00:00 1184

KARADUT'UN HİKAYESİ

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Kardeşim Mehmet Samsunlu'nun bana 2009 yılında gönderdiği bu maili sizlerle paylaşmamın iki nedeni var. Birincisi; Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Çorum'da yaşaması ve adına İskilip'te bir müze açılması. İkincisi ise Çorum Haber gazetesinin eki olan Yazılıkaya edebiyat ve sanat dergisinin yayınına son vermek zorunda kalışı. Bu dergi çıkmadığı için artık Çorum Haber gazetesinde aşağıdaki gibi güzel değerlendirmeler yayınlanmıyor. Benim gibi düşünenler olabileceğini düşünerek bu güzel sunumu(maili) sizlerle paylaşmayı istiyorum.

* * *

Merhaba,

Hikaye çok etkileyici.

Güzel bir hafta sonu diliyorum.

Selam ve sevgiler

* * *

1949'da bir gün İstanbul Büyük Kulüp'teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut'u okumaya başladı:

"Karadutum, çatal karam, çingenem/

Daha nem olacaktın bir tanem/

Gülen ayvam, ağlayan narımsın/

Kadınım, kısrağım, karımsın"...

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden

yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten

çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu... Çünkü şiirde " kadınım,

kısrağım, karımsın" dediği kadın, karısı değildi.

Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan...

"Kara saplı bıçak gibi"

Mari, Bedri Rahmi'nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. O dönem askerliğini yapmakta olan şair - ressamın sinesine, "kara saplı bir bıçak gibi" saplanmıştı. Mari, Bedri Rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı. Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin

kendisine dönmesini bekliyordu.

Yorgun yürek

"Karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı.

İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş

pahasıydı.

Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi'nden Mari Gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi.

Bedri Rahmi yıkılmıştı.

Sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi Eren olacaktı. O dönem içkiye başladı ünlü şair...

Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:

"Türküler bitti/

Halaylar durdu/

Horonlar durdu/(..)

Hüzün geldi baş köşeye kuruldu /

Yoruldu yüreğim, yoruldu."

Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi

atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için

çabaladı.

Başardığını sanıyordu.

Ta ki Büyük Kulüp'teki o geceye kadar...

"Karadut"u okurken, Bedri Rahmi'nin

yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının

kanıtıydı.

Bunun üzerine Eren, bir süre Paris'te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta "o gece"yi hatırlattı:

4 Ocak 1950 - PARiS

"Canuşkam,

Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani!

Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti.

Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum. O gece... Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.

Eren."

'Buna katlandımsa.'

Bu dualar işe yaradı.

Bedri Rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine döndü.

1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler. Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu:

"Babanı uğurladık" dedi, "Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir."

İşte o şiir:

Karadut

Karadutum, çatalkaram, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulum

Günahımsın, vebalimsin

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatalkaram, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem,

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın...

 

 

* * *

 

 

Eminim ki sizin de yaşadığınız ve duyduğunuz böyle nice anılar vardır. Bu gibi yaşantılar, şiirler ve anlatımlar haline gelmedikçe, etkileyici hikayeler unutulup gidiyor... Ne yazık değil mi?

 

 

İstanbul, 29 Mart 2013

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
23°
parçalı bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@