15.11.2013, 00:00 270

KAHVE YEMENDEN GELİR

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Uyku tutmamıştı bizim kedi Ömer’i. Kalktı yataktan usulca. Sessizce mutfağa daldı. Raziye hanımın zeytin yağlı dolmalarından atıştırdı birkaç tane. Kabak tatlısına da bir iki çatal salladı, o da enfesti. Raziye Hanımın elinin üzerine yemek yapmakta kimse el koyamazdı. Ne de olsa düğünlerde aranan aşçılardan birisiydi ilçede.

Kedi Ömer mürekkep yalamış, güngörmüş, hayat üniversitesini, Sinop ceza evinde okumuş bir kişiydi. Hiç yoktan bir adam öldürmüş, katil olmuştu. Cezasının büyük kısmını ceza evinde çekmiş, son beş yılına da af yetişmişti.

Ömer dayı geçmişine dönülmez bir tövbe ile tövbe etmiş, Yüce Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığınmıştı. Altmış beş yaş maaşı ile köyden gelen gelirini takviye ediyor, Raziye Hanımla muhannete muhtaç olmadan geçinip gidiyorlardı. 

Kedi Ömer kendi halinde bir adamdı, beş vakit namazını camide cemaatle eda ediyor, iyi insanlardan eş dost edinmeye çalışıyordu.

Kabak tatlısına çatal sallarken, sabah ezanı okunmaya başlandı. Kadir Hafız yanık sesiyle müminleri namaza ve kurtuluşa çağırıyor, namaz uykudan hayırlıdır diyordu. Hemen banyoya girdi Ömer dayı. Aldı abdestini güzelce. Sekiz defa kadir suresini ve peşinden de; “ Allah’ım beni tövbe edenlerden, temizlenenlerden, Müslümanlardan, Salih kullarından, kendisi için korku ve üzüntüsü olmayacak olan kullarından eyle” duasını okudu. Sabahın seher vaktinde çıktı evinden, merkez camiine gidiyordu. Attığı her adımda kendisine bir sevabın yazıldığını ve bir de günahının affolunduğunu düşündü. Allah’a, kendisini insan olarak yarattığı ve iman şerefi ile de şereflendirdiği için bir daha, bin daha şükretti. 

O gün cami imamı Vahit hafızın iyi günüydü. Güzel sesi ile okuduğu Kuran’la ağlattı Kedi Ömer’i. Ömer dayı Sinop Ceza Evindeki, Molla Maksudun davudi sesi ile okuduğu Kur’an’ı Kerimi, ilahileri, kasideleri ve bunları beraber dinlediği bir kısmı hala ceza evinde olan arkadaşlarını hatırlamış, kurtuluşu için, Allah’a tekrar şükretmişti. Arkadaşlarının kurtuluşları için de dua ediyordu. 

Kedi Ömer’in ceza evinden alıştığı ve bir türlü terk edemediği iyi ve kötü alışkanlıkları vardı.  Bunlardan birisi de, sade Türk kahvesi içmekti. Kahvenin en güzeli de, Köşkerin Kahvehanesinde yapılırdı. Ömer dayı namazdan çıkmış eve gidiyordu. Kahvehanenin önünden geçerken, taze kahve kokusu geldi burnuna. Kahve kokusu, çekti çilekeş Ömer’i kahvehaneye. Elini cebine bir attı. Sadece beş parası vardı. Eh kahve de beş paraydı. İçerdi bir fincan kahve bu parayla ve nefsini körletirdi.

Köşker Ahmet, bizim Ömer dayının asker arkadaşıydı. Beraber yapmışlardı askerliği Erzurum Dumlu’da. Köşker Ahmet, şimdilerde Kedi Ömer’e katil diye pek yüz vermiyordu. Ne de olsa öldürdüğü adam da, uzaktan akrabası oluyordu Köşkerin.

Kedi Ömer selam verdi Köşker’e. “Getir bakalım bir sade” dedi. Kahvede sekiz on müşteri daha vardı. Kedi Ömer kahveyi içmiş, muradına ermişti. Elini delmesinin cebine attı. Tek ve beş parasını çıkardı, tabağa koydu. O da ne? Tabağın altında bir kağıt ilişti gözüne. Aldı kağıdı eline baktı, iki küçük mısra yazılıydı kağıtta. Okudu Kedi Ömer yazıyı. Köşker kahveye zam yaptığını Kedi Ömer’e yazı ile bildiriyordu.

Yazıda; “Kahve Yemenden gelir, yolları ırak, beş para az geliyor, on para bırak” yazıyordu. Ömer dayı şaşırıp kaldı, bir müddet öylece. Olsa verecekti on parayı, fakat yoktu. Düşündü, düşündü hemen aklına bir fikir geldi. Kağıdı ters çevirip iki mısralı bir cevap ta O yazdı. “Kahve Yemenden gelir, yolları sapa, beş para az geliyorsa kahveni kapa”. Kağıdı kahve fincanına, beş parayı da fincan tabağına koydu ve uzaklaştı kahvehaneden. Bir daha da hiç uğramadı uğursuz Köşker’e.

Bursa’dan selam, saygı ve dua ile.                    

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
-1°
açık
banner303
Namaz Vakti 30 Kasım 2020
İmsak 06:06
Güneş 07:36
Öğle 12:34
İkindi 15:00
Akşam 17:21
Yatsı 18:46

Gelişmelerden Haberdar Olun

@