Sözlü iletişimin malzemesi konuşmaktır.
Uzmanlar,“konuşabilen eşlerden korkmayın” yorumunda bulunuyorlar.
Konuşabilen eşlerin, zaman zaman tartışma sırasında sözcükler keskinleşse, ses tonları istenmeyen şekilde sertleşse, kabalaşsa bile konuşmayı sürdürebilmeleri son derece önemlidir. Konuşabilmek, sorun varsa, çözüm için önemli bir adımdır. Konuşma, şiddetli bir tartışmaya dönüşmüşse, çözülmesi gereken sorunlar karşısında önemli çaba harcanıyor demektir.
Yalnız, bizde ilişkileri konuşarak çözme denilince, başka bir durum anlaşılıyor. Konuşma ,tartışma denilince; Biz konuşmayı çoğunlukla küfür, hakaret, bağırma çağırma anlıyoruz. Karşıyı dinlememe sorunun çözümüne değil, iyileşmeyecek yaraların açılmasına neden olabiliyor. Uzmanlar,kavga, gürültü içinde geçen kafa, kol kırılan evlilikler kadar, konuşulamayan evliliklere de tehlikeli olarak bakıyorlar.
Oysa ki sessiz sedasız evliliklere imrenilir her zaman. Bu sessiz evliliklerde özellikle kadının susması tehlike işaretiymiş. Yıllarca “Konuşmamız lâzım” diyen kadına karşısındaki erkek; “abuk sabuk konuşma, hep aynı şeyler, seninle konuşulmaz” demişse, bu sözler erkeğe çok ağır bir bedel olarak dönebilir...
Tartışan, bağıran, çağıran, hatta feryat, figan eden kadın, bir dönem gelir, sessizleşir. Bu sessizleşme kadının artık sevgiye de, evliliğe de, beraberliğe de inancının kalmadığının göstergesidir. Bedeni orada olsa bile ,duygu olarak o kadın artık kaybedilmiştir. O çoktan gitmiştir. Kadının suskunluğu “asil bir gidiştir” diyor Cemal Süreya “Kadınlar susarak gider” isimli şiirinde.
İki insan konuşamıyorsa, arada emek harcamayı gerektirecek bir değer de kalmamış demektir.
Bu tür evlilikler bittiğinde, etraf şaşırır. Oysaki bu tür evlilikler çevre duymadan çok daha önce bitmiştir.
KADINLAR SUSARAK GİDER
Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.
Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir.
Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.
CEMAL SÜREYA
TEŞEKKÜR
“Dünya Emekçi Kadınlar Günü” nedeniyle Atatürkçü Düşünce Derneği Çorum Şubesi’nde düzenlenen ve konuşmacı olarak katıldığım toplantıya katkılarından dolayı, köşe yazarı olduğum ÇORUM HABER Gazetesi’ne, Çorum eski Milletvekili Sayın Feridun AYVAZOĞLU’na, CARMEN KAFE’ye, katılımlarından dolayı değerli dostlarıma, tüm konuklara, gençlere, sesimize ses veren, farkındalığın artmasına katkı sunan herkese teşekkür ediyor, aynı duygularla yeni etkinliklerde buluşma dileğiyle, umutlarımız diri, geleceğimiz bugünden daha aydınlık olsun diyorum.



Fatma Yalçınkaya Sevilmiş, ADD Çorum Şubesi’ndeki “Kadınlar Günü” söyleşisi sırasında, ADD Başkanı Uğur Demirer ve konuklarla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol