08.03.2013, 00:00 157

KADIN VEYA İNSAN HAKLARI

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Hak, hukukun koruduğu menfaat demektir.

İnsan insan olduğu için; diline, dinine, ırkına, cinsiyetine, milliyetine, sosyal statüsüne ve rengine bakılmaksızın tanınan haklara da "insan hakları " denir. Başka bir deyimle insan hakları; “insanın sahip olduğu özgürlüklerin” belirgin ve kullanılabilir hale gelmesi şeklinde de tanımlanabilir.

Hukukçuların filozofların ve diğer sosyal bilimcilerin insan haklarına getir­diği çeşitli tanımlar varsa da, bu tanımlar onların dünya görüşlerinin ve bakış açı­larının özeti halindedir.

İslami telakkiye göre, bütün haklar Allah'ın İrade-i Külliyesine dayanır. Bü­tün insan hakları Allah'ın insana ihsanıdır, ikramıdır,  bağışıdır,

İslam da insan hakları ve hürriyetleri, Kur'an-ı Kerimin ayetleri ve Peygam­ber Efendimizin açıklama ve uygulamaları ile belirlenmiştir,

İnsan Hakları hemen dinin tebliği ile başlamıştır. Bu itibarla Kur' an-ı Kerim, temel insan haklarını tebliğ ve tescil etmek, insana hak ettiği değeri yeniden kazandır­mak için gönderilmiştir.

Peygamber (s.av)’in; insan hak ve hürriyetlerinin temeli olan eşitlik, kardeşlik, hürriyet, adalet, hakkaniyet, can güvenliği, mülkiyet hakkı, şeref ve haysiye­tin korunması, aile ve kadın hakları, görev sorumluluk ve diğer ekonomik ve sos­yal hakları tesbit ve ilan ettiği “Veda Hutbesi”, insanlık tarihinin günümüzdeki anla­mı ile ilk “İnsan Hakları Beyannamesi” niteliğindedir.Yani dinimizde "İnsan Hak­ları ve Temel Hürriyetlerin" mazisi, 14 asır öncesine, ve “Asr-ı saadet” e dayanır.

Batıda insan hakları açısından İlk gelişme, 1215 tarihinde “Mağna Carta” dan itibaren ilan edilen bildirgelerdir. Ayrıca 1789 yılında Fransa'da yayınlanan “İn­san Hakları Bildirisi,” Batıda insan haklarının kazanılmasında en önemli aşamalardan birini teşkil eder. Fransız devrimi özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkelerini, Dünyaya ilan etmiştir.

1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen "İnsan Hakları Ev­rensel Beyannamesi" ise, insan hakları konusunda Dünyada atılan ileri ve en kapsamlı adımdır. Bu beyanname ile insan hak ve hukuku uluslar arası bir nitelik ka­zanmıştır. Yani batıda insan hakları yarım yüzyıllık maziye sahiptir.

Bugün Dünyada bir Avrupa merkezlilik vardır. Yani, Dünyanın her şeyinin Avrupalı değerler esas (temel) kabul edilerek yorumlandığı bir dönemde yaşıyo­ruz. Bu nedenle insan hakları batının değer yargıları ve menfaatlerine göre endekslenmiştir, ayarlanmıştır.

Batılılar her konuda olduğu gibi insan Hakları "konusunda da çifte standart uygulamaktadırlar, onlar için önemli olan kendi mensublarının hak ve özgürlük­lerdir.

Bu gün batılı, kendi değer yargılarına ve çıkarlarına dokunulmadığı takdirde insan hakları meselesini rahatlıkla unutabilmektedir.”Bosna-Hersek’de,Azerbaycan'da, Çeçenistan'da, Balkanlar, körfez savaşında,Somali'de,Eritre'de,   Filis­tin'de, Irakta ve son olarak da Suriye’de görüldüğü gibi."

Konuya Din ve Vicdan özgürlüğü açısından baktığımız zaman, İslam dini ve İslam medeniyeti ile, Hıristiyanlık, Yahudilik ve batı medeniyeti arasında ki, din ve vicdan özgürlüğü anlayışları ve uygulamaları mukayeseye imkanı verdiği gibi, islamın bu konudaki genel çizgisini de koyucu nitelikte olacaktır.

Bir zamanlar İspanya'da Endülüs Emevi Devleti vardı. Burada kalabalık bir Müslüman nüfus ve büyük bir İslam Medeniyeti mevcuttu. Endülüs Emevi Devleti yıkıldıktan sonra başlayan, Müslüman katliamlarından sonra geriye hiç­bir Müslüman kalmamış, Endülüs İslam medeniyeti de hak ile yeksan olmuştur.

Halbuki asırlarca Müslümanların hakimiyeti altında kalmış olan Balkanlarda, Mısır'da, Kuzey Afrika'da, Lübnan'da ve başka bîr çok ülkede hala gayr-i müslim nüfus bulunmakta, hiç bir baskı, göçe zorlama ve din değiştirme politikasına maruz kalmadan, din ve vicdan özgürlüğü içerisinde yaşamaktadırlar. Buralarda ve benzer yerlerde yaşayan azınlıklar; ana dillerini unutmamış, inancından ayrılmamış, hatta örf adet ve geleneklerini de serbestçe yaşatabilmişlerdir. Bu gün adı geçen yerlerde yaşayanlar, dinleri, kültürleri, sanatları ve sanat eserleriyle dimdik ayaktadırlar. Şimdi haklı olarak insan; ey batı medeniyeti mensupları! Ey Avrupalılar! Ey Hıristiyanlar! Ve ey Yahudiler! nerede Endülüs, Nerede Endülüs Emevi Devleti, nerede oradaki mülümanlar, nerede onların izleri ve sanat eserleri? diye sormaktan kendini alamıyor.

İşte bu misal; “İnsan Hak ve Hürriyetleri”ne, iki ayrı inancın, iki ayrı mede­niyetin ve bunların mensuplarının nasıl baktığının en güzel delili olsa gerek. Zaten bu gün dünyada; kanı akanların hep Müslüman olması, iç savaş yaşayanların hep Müslüman olması, maddi ve manevi, yer altı ve yer üstü her türlü  imkanları talan edilenlerin hep Müslümanlar olması her şeyi açık seçik beyan etmektedir. Nerde insan hakları, nerde kadın hakları?

O inanç ve medeniyet mensuplarının (Avrupalıların); kadınları insan olarak görmediği, kadına şeytan dediği, kadınla aynı sofrada yemek yemediği, kadınları miras ve mülkiyet hakkından mahrum bıraktığı, hatta kadınları pazarlarda alıp sattığı bir zamanda, bundan yaklaşık 15 asır önce insanlığın üzerine adeta kurtarıcı bir güneş gibi doğan İslam dini, kadını sosyal hayatta ki mümtaz yerine koydu, ona yaşama, mülkiyet ve diğer insanlarla eşit olma hakkı tanıdı. O dönemde yaşama hakkına bile sahip olmayan kız çocukları için, yaşama hakkı getirdi ve “Cennet annelerin ayağının altındadır” prensibi ile kadınlara toplumda en onurlu mevkiyi verdi.

Modern çağlar diye tarif edilen günümüz dünyasında; kadına hakkını veriyorum diyerek, kadını soyan, anne olan kadını her türlü reklamlarda iğrenç bir şekilde kullanan zihniyet, kadını, kadın için karanlık olan dönemlere götürmeye çalışmaktadır.

Unutulmamalıdır ki; kadın olsun erkek olsun bütün insanlık için en onurlu yaşam, Kur’anın nuruyla nurlanan, İslam’ın güneşi ile aydınlanan Hz. Muhammed (sas)’in “sırat-ı müstakim” denilen  yolundan  gidilerek yaşanan hayattır.

Selam, saygı ve dua ile.

                                                         

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@