Zaten bu gün dünyada; kanı akanların hep Müslüman olması, iç savaş yaşayanların hep Müslüman devletler olması, maddi ve manevi, yer altı ve yer üstü her türlü imkanları talan edilenlerin hep Müslümanlar olması, her şeyi açık seçik ortaya koymaktadır.

10 Aralık güya dünya insan hakları günü olarak kabul edilmiştir. Fakat bu gün, güçlüye karşı zayıfı ve insan haklarını korumak için kurulmuş BM gibi kuruluşların gözünün içine baka baka, Müslümanlara zulmeden, her gün oluk oluk Müslüman kanının akmasına sebep olan başta Terörist İsrail Devleti ve Suriye’deki Kendi halkını katleden zalim Esat olmak üzere, hiçbir zalime dur denilmemektedir. Çünkü dur denmek istense bile, dünyayı avucunun içine alarak yöneten beş devletten birisi karşı çıktı mı, BM in eli kolu bağlanıyor. Dökülen kan Müslüman kanı, zulme maruz kalan Müslüman oldu mu, zalimi cezalandırılması için alınan kararlar hemen veto edilmektedir. Nerde insan hakları, nerde kadın hakları, nerede Avrupa medeniyeti? Dünya beşten büyüktür, fakat bu beşli dünyayı yönetmektedir.

O inanç ve medeniyet mensuplarının (Avrupalıların); kadınları insan olarak görmediği, kadına şeytan dediği, kadınla aynı sofrada yemek yemediği, kadınları miras ve mülkiyet hakkından mahrum bıraktığı, hatta kadınları pazarlarda alıp sattığı bir zamanda, bundan yaklaşık 15 asır önce insanlığın üzerine kurtarıcı bir güneş gibi doğan İslam dini, kadını sosyal hayatta ki mümtaz yerine koydu, ona yaşama, mülkiyet ve diğer insanlarla eşit olma hakkı tanıdı. O dönemde yaşama hakkına bile sahip olmayan kız çocukları için, yaşama hakkıgetirdi ve “Cennet annelerin ayağının altındadır” prensibi ile kadınlara toplumda en onurlu mevkii verdi.

Modern çağlar diye tarif edilen günümüz dünyasında; kadına hakkını veriyorum diyerek, kadını soyan, anne olan kadını, kadın için karanlık olan dönemlere götürmeye çalışılmaktadır.

Bu gün insanlar, kadın ve insan haklarına saygı göstermiyorsa, kadına şiddet kullanılıyorsa, kadınlar her türlü reklama araç yapılıyorsa, bunların hepsi, insanların İslami bilgi, kültür ve ahlaktan mahrum olmalarından kaynaklandığı kanısındayız.

Unutulmamalıdır ki; kadın olsun erkek olsun bütün insanlık için en onurlu yaşam, Kuran’ın nuruyla nurlanarak, İslam’ın güneşi ile aydınlanarak ve Hz. Muhammed (s.a.s)’in “ Sırat-ı Müstakim” denilen ve hudutları Kuran-ı kerimin ayetleri ile çizilen yolundan gidilerek yaşanan hayattır. O hayatta gerçekten insan hakları vardır ve korunur. O hayatta, insan haklarını ihlal edenler ayni ile cezalandırılırlar, öldürenler kısasa kısas öldürülürler.

Günümüz İslam coğrafyasındaki Müslümanlar, bu hayatın usul ve esaslarını öğrenir ve kurallarına göre yaşarlarsa, maddi ve manevi iş birliği yaparlar, birbirlerine arka çıkarak ortak bir güç oluştururlarsa, ancak her türlü insanlık haklarını mütecaviz batılılara karşı koruya bilirler. Çünkü bu Allah’ın emridir. Nitekim yüce Allah, “ Kafirler bir birlerinin yardımcılarıdırlar. (Yani onlar birlik beraberlik yardımlaşma ve dayanışma içerisindedirler, maddi ve manevi güç birliği yaparlar) Eğer Müslümanlar olarak sizlerde aranızda birlik beraberlik yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmazsanız, (dünyada) büyük bir fitne ve fesat meydana gelir” buyurmaktadır. İşte bu gün Müslümanlar buna göre hareket etmeli ve bu emre uygun tedbirleri bir gün bile geciktirmeden almalı ve Müslümanların hakkına tecavüz etmeye yeltenenleri caydıracak güce sahip olmalıdırlar. Böylece hem Müslümanların ve hem de gayri Müslimlerin hak ve hürriyetleri korunmuş olur. Unutmayalım ki, kurtuluş İslam’dadır.

Bu vesile ile dünya kadınlar gününün, kadınlar ve insanlık için hayırlı olmasını diliyorum.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol