07.03.2018, 00:04 233

KADIN VEYA İNSAN HAKLARI-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Hak, hukukun koruduğu menfaat demektir.

İnsan insan olduğu için; diline, dinine, ırkına, cinsiyetine, milliyetine, sosyal statüsüne, rengine ve yaşadığı coğrafyaya bakılmaksızın tanınan haklara da "insan hakları " denir. Başka bir deyimle insan hakları; “insanın sahip olduğu özgürlüklerin” belirgin ve kullanılabilir hale gelmesi şeklinde de tanımlanabilir.

Hukukçuların filozofların ve diğer sosyal bilimcilerin insan haklarına getir-diği çeşitli tanımlar varsa da, bu tanımlar onların dünya görüşlerinin ve bakış açı-larının özeti halindedir.

İslami telakkiye göre, bütün haklar Allah'ın İrade-i Külliyesine dayanır. Bü-tün insan hakları Allah'ın insana ihsanıdır, ikramıdır, bağışıdır,

İslam da insan hakları ve hürriyetleri, Kur'an-ı Kerimin ayetleri ve Peygam-ber Efendimizin; hadisleri, açıklamaları ve uygulamalarıyla belirlenmiştir.

İnsan Hakları hemen dinin tebliği ile başlamıştır. Bu itibarla Kur' an-ı Kerim, temel insan haklarını tebliğ ve tescil etmek, insana hak ettiği değeri yeniden kazandır-mak için gönderilmiştir.

Peygamber (s.av)’in; insan hak ve hürriyetlerinin temeli olan eşitlik, kardeşlik, hürriyet, adalet, hakkaniyet, can güvenliği, mülkiyet hakkı, şeref ve haysiye-tin korunması, aile ve kadın hakları, görev sorumluluk ve diğer ekonomik ve sos-yal hakları tespit ve ilan ettiği “Veda Hutbesi”, insanlık tarihinin günümüzdeki anla-mı ile ilk “İnsan Hakları Beyannamesi” niteliğindedir.

Ayrıca Kur’an-ı kerimin muhtelif ayetlerinde, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedilmiş, İsra suresinin 23 ile 39. Ayetleri arasında da bu hak ve hürriyetlere topluca yer verilmiştir.

Yani İslam dininin getirdiği medeniyette, “İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin” mazisi, on beş asır öncesine, yani “ Asrı Saadet” e dayanmaktadır.

Batıda insan hakları açısından İlk gelişme, 1215 tarihinde “Mağna Carta” dan itibaren ilan edilen bildirgelerdir. Ayrıca 1789 yılında Fransa'da yayınlanan “İn-san Hakları Bildirisi,” Batıda insan haklarının kazanılmasında en önemli aşamalardan birini teşkil eder. Fransız devrimi özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkelerini, Dünyaya ilan etmiştir.

1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen "İnsan Hakları Ev-rensel Beyannamesi" ise, insan hakları konusunda dünyada atılan ileri ve en kapsamlı adımdır. Bu beyanname ile insan hak ve hukuku uluslararası bir nitelik ka-zanmıştır. Yani batıda insan hakları yarım yüzyıllık maziye sahiptir.

Bugün Dünyada bir Avrupa merkezlilik vardır. Yani, Dünyanın her şeyinin Avrupalı değerler esas (temel) kabul edilerek yorumlandığı bir dönemde yaşıyo-ruz. Bu nedenle insan hakları batının değer yargıları ve menfaatlerine göre endekslenmiştir, ayarlanmıştır.

Batılılar her konuda olduğu gibi insan Hakları "konusunda da çifte standart uygulamaktadırlar, onlar için önemli olan kendi mensuplarının hak ve özgürlük-lerdir.

Bu gün batılı, kendi değer yargılarına ve çıkarlarına dokunulmadığı takdirde, insan hakları meselesini rahatlıkla unutabilmektedir.”Bosnahersek’te, Azerbaycan'da, Çeçenistan'da Balkanlar, Körfez savaşında, Somali'de, Eritre'de, Filis-tin'de, Afganistan’da, Irakta ve son olarak da Suriye’de görüldüğü gibi."

Konuya Din ve Vicdan özgürlüğü açısından baktığımız zaman, İslam dini ve İslam medeniyeti ile, Hıristiyanlık, Yahudilik ve batı medeniyetleri arasında ki, din ve vicdan özgürlüğü anlayışlarını ve uygulamalarını mukayeseye imkanı verdiği gibi, İslam’ın bu konudaki genel çizgisini de koyucu nitelikte olacaktır.

Bir zamanlar İspanya'da Endülüs Emevi Devleti vardı. Burada kalabalık bir Müslüman nüfus ve büyük bir İslam Medeniyeti mevcuttu. Endülüs Emevi Devleti yıkıldıktan sonra başlayan, Müslüman katliamlarından sonra geriye hiç-bir Müslüman kalmamış, Endülüs İslam medeniyeti de hak ile yeksan olmuş, yerlerinde hiçbir iz ve emare bırakılmamıştır.

Halbuki, asırlarca Müslümanların hakimiyeti altında kalmış olan Balkanlarda, Mısır'da, Kuzey Afrika'da, Lübnan'da ve başka bir çok ülkede hala gayr-i Müslim nüfus bulunmakta, hiç bir baskı, göçe zorlama ve din değiştirme politikasına maruz kalmadan, din ve vicdan özgürlüğü içerisinde yaşamaktadırlar. Buralarda ve benzer yerlerde yaşayan azınlıklar; ana dillerini unutmamış, inancından ayrılmamış, hatta örf adet ve geleneklerini de serbestçe yaşatabilmişlerdir.

Bu gün adı geçen yerlerde yaşayanlar, dinleri, kültürleri, sanatları ve sanat eserleriyle dimdik ayaktadırlar. Şimdi haklı olarak insan; ey batı medeniyeti mensupları! Ey Avrupalılar! Ey Hıristiyanlar! Ve ey Yahudiler! nerede Endülüs, nerede Endülüs Emevi Devleti, nerede oradaki Müslümanlar, nerede onların izleri ve sanat eserleri? diye sormaktan kendini alamıyor.

Geçmişi bir tarafa bırakalım, günümüz dünyasında, yani yirmi birinci asırda bile dünyada her türlü hakkına tecavüz edilen, çocuklara, kadınlara ve yaşlılara bile yaşama hakkı tanınmayan coğrafya yine İslam coğrafyasıdır. Bu coğrafyadaki insanlara zulmedenler yine güya batı medeniyeti sahipleri ve onların uşaklığını yapan beyinsizlerdir.

İşte bu misaller; “İnsan Hak ve Hürriyetleri”ne, iki ayrı inancın, iki ayrı mede-niyetin ve bunların mensuplarının nasıl baktığının en güzel delili olsa gerek.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@