Kadeş’in Çorum için önemini tekrarlayarak yazıyı uzatmak niyetinde değilim.

Biz yıllardır Çorum’u “Barış Kenti” diye nitelemeye çalışırken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Kadeş Barış, Eşitlik ve Kardeşlik Sempozyumu’nu himayesine alması “harika” bir gelişmeydi.

Sayın Başbakan’ın bu sempozyumun açılışına bizzat katılması ise, Çorum için ayrı bir onurdu.

Bu iki büyük onuru bize, uzun soluklu çabasıyla, Çorum Milletvekili İlksen Ceritoğlu Kurt yaşattı.

Rahmetli babası İhsan ağabeyimden ve rahmetli annesi Sevgi öğretmenimden dolayı çok yakınım saydığım için, burada da ismiyle hitap etmekte sakınca görmeyeceğim sevgili İlksen’e, Çorum olarak büyük minnet borçlu olduğumuzu ifade etmeden geçemeyeceğim.

Mücadelesinin meyvelerini ileriki yıllarda almaya devam edeceğiz, bundan eminim.

*

Şimdi gelelim başlığa; “Kadeş” neden güme gitti?

Lafı dolaştırmadan söyleyeceğim; Başbakanlık Basın Merkezi’nin aşırı yasakçı tutumu yüzünden!

Başbakan’ın katıldığı tüm etkinliklerde, Başbakanlık görevlileri ve A.A. dışında hiç kimseye fotoğraf-görüntü çekme izni verilmedi. Ankara’dan gelen ulusal gazete ve televizyonların, ajansların muhabirleri de salonlara alınmadı.

Oysa, Başbakan’ı izleyecek yerel basın mensupları da akredite edilmişlerdi; güvenlik ya da haberleştirme açısından nasıl bir sakınca olabilirdi ki?..

“Fotoğrafları biz servis edeceğiz” demişlerdi, servis ettikleri fotoğraflar doyurucu ve etkinliklerin görkemini yansıtmaktan uzaktı. Örneğin, Anitta Otel’deki yemekte, Başbakan’ın oturduğu masanın fotoğrafı hiç verilmedi.

Yerel gazeteciler, konuşmalar bitip yemek servisine geçileceği sırada dışarı çıkarıldı.

Ayıp!...

Bir kap yemek çok mu görüldü?

*

Biz, Sayın Cumhurbaşkanı’nın himayesinde, Sayın Başbakan’ın bizzat iştirakleriyle, Kadeş Sempozyumu’nun ve “Barış Kenti Çorum”un gazete ve televizyonlara ulaşacağı umudunu taşıyorduk, basına kısıtlamalar yüzünden bunun da önü kesildi.

Televizyonlarda Başbakan’ın Kuzey Irak’taki Barzani sorunuyla ilgili sözleri aktarılırken, sempozyumun adı doğru ifade edilseydi bari, yüreğimiz yanmayacaktı!..

*

Diyeceksiniz ki, yasağa rağmen, -başta rafineri ziyaretinde olmak üzere- yayınlanan fotoğraflar da oldu…

Evet ama, cep telefonlarıyla “anı” niteliğinde ve “izinsiz” çekildiği için…

Kabul ediyorum, ülkemizde, Avrupa’da olduğu gibi başbakanlar bisikletle işe gidip-gelemez, ama güvenlik riskinin hiç söz konusu olmayacağı ortamlarda bile bu kadar korumacılık fazla değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Biri bisiklet mi dedi ? 2017-10-02 01:31:04

Bisikletle işe gidip gelmek için kendi halkı ile barışık ve güvenini kazanmış olması lazım. Barış kentinde bir bisiklete binin bakalım. Asfalt kalitesi ve çukurların derinliği hakkında bilgiye sahip olacaksınız. Sempozyum kapsamındaki bisiklet yarışı da organizasyon bakımından oldukça düşük seviyede idi. Sonuç olarak her şeyimiz göstermelik. Yılardır sınır kapımızı "bölgesel yönetim idare edip" şimdi geri alınması gibi. Bisiklet bize bir kaç gömlek fazla maalesef

Avatar
ahmet özkan 2017-10-02 10:17:15

Kısa ve net bir yazı olmuş. Tebrikler. Umarım ilgili kişiler okurlar.

banner251