20.09.2013, 00:00 231

K U R B A N

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Kurban kelimesi Arapça olup çoğulu karabindir. Bu kelime dilimize Arapça’dan gelmiştir. Arapça’da kurban “udhiyye” kelimesi ile de ifade edilir. Kurban kelimesi mastar olarak “yaklaşmak” anlamına geldiği gibi, isim olarakta, “kendisi ile yaklaşılan şey” manasına gelir. Udhiye ise, önceleri kuşluk ( duha) vaktinde kesilen hayvan demek idiyse de, sonraları nahır günleri denilen zilhicce ayının 10-11 ve 12. günleri ile 11 ve 12. gecelerinde  kesilen kurbanlık  hayvana denildiği görülmektedir.

Kurban (udhiyye)  kelimesinin fıkhî anlamı da; ibadet ve Cenab-ı Hakk’a yaklaşmak  için beş cins hayvandan (koyun, keçi, sığır, manda ve deve) herhangi birinin kurban bayramı  günlerinde kesilmesi demektir.

Hanefi Mezhebine göre; kurban bayramında  kurban kesmek ve bayram namazı kılmak vaciptir. Bunun Kur’an-ı Kerim’den delili, Kevser Suresi’nin 2. ayetidir. Bu ayette mealen Cenab-ı Hak; “ Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’de müteaddit  hadis-i şeriflerinde kurban kesmeyi tavsiye etmiş, kesenlerin mükafatını haber vermiş, kesmeyenleri ise uyarmıştır.

Kurban kesmekle ilgili Peygamberimizin (s.a.v.)  bazı hadisleri şöyledir:

 “Ademoğlu için kurban bayramı gününde, kurban keserek kan akıtmak kadar Allah (c.c) nezdinde  sevimli  bir amel yoktur. Kurban kanının her damlası ve tüyünün her birisi için sahibine bir sevap vardır. Kurban muhakkak sahibinin mizanına konacaktır. O halde müjdelenin.”(Tirmizi)

 “Dikkat edin, kurban insanı kurtuluşa götürür. Sahibini dünya ve ahiret şerlerinden emin eyler.”(Nesei))

Hz. Aişe Validemiz de; “Ey insanlar! Kurban kesiniz ve onunla  nefsinizi temizleyiniz. Çünkü ben Allah Rasulünün şöyle dediğini  duydum: “Hiçbir kul yoktur ki, kurbanıyla kıbleye yönelmesinde, o kurbanın kanı, derisi, ve yünü onun mizanında  bulunmasın.”(İbni Mace c.2.s.1045)

Peygamber Efendimiz, kızı Hz. Fatıma Validemize hitaben; “Ey kızım Fatıma! Kalk git kesilirken kurbanının başında bulun. Çünkü, kurbanının kanından akacak ilk damla, senin geçmiş bütün günahlarının affedilmesine  vesile olacaktır” buyurmuş, Hz. Fatıma Validemiz de “Babacığım, Allah’ın bu lütfu sadece biz peygamber ailesi için mi, yoksa  hem bizim için, hem de bütün Müslümanlar için midir? ” diye sormuş, Allah Rasulu (s.a.v.)’de; “Kızım hem bizim ve hem de bütün Müslümanlar içindir” buyurmuştur.(Bezzaz)

Kurban kesmek, mümini günahlarından arındıran,  onu günah gayyasından mağfiret deryasına  ulaştıran bir ibadettir. Bu nedenle ümmetinin, Allah (c.c) katında makbul olmasını arzu eden Peygamber Efendimiz, müminlere kurban ibadetini tavsiye ve teşvik etmiştir.

Bu teşvikler çoğu zaman yukarıda zikredilen hadislerde olduğu gibi kurbanın sahibine kazandıracağı mükafatları anlatarak, bazen de aşğıda sikredilecek hadislerde olduğu gibi tehdit ederek olmuştur.

Mesela;

 “Kurban kesilmeyen evde bereket olmaz”, “Kim gücü yettiği halde kurban kesmezse, namazgahımıza gelmesin”, “Kim namazımızı kılar, kurbanımızı keserse bizdendir. Kim de namazımızı kılmaz ve kestiğimiz kurbanımızı da kesmezse bizden değildir”(Feyz’ül kadir c.6, s.208)  hadisleri, tehdit ederek uyaran hadislerinden bazılarıdır.

Kurban da zekat gibi Hicretin 2. yılında meşru kılınmıştır.

Zekat ve fıtır sadakasında olduğu gibi kurban kesecek olan insanda da bazı şartlar aranır. Bir kişinin kurban kesebilmesi için; akıllı olması, buluğ çağına ermiş olması, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip olması ve seferi olmaması gerekir. Kurban bu şartları taşıyan Müslüman’ın yerine getireceği malî bir ibadettir. Kubanlar bayramın üç gününde kesilir. Daha once kurban kesmekle mükellef olmayan bir kimse, bayramın üçüncü gün mükellef olsa kurban kesmek zorundadır. Mesela; zengin bir çocuk, bayramın üçüncü günü buluğa erse, diğer şartları da taşıyorsa kurban kesmek mecburiyetndedir.

Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 20 miskal (80,18 gr) altın veya bunun değerinde para veya mala sahip olan kişi, dinen zengindir. Bu durumdaki bir mümin, Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir.

Kurban kesmek, aynı zamanda Hz. İbrahim’in sünnetini ihya etmektir. O, sırf (Allah rızası için, Allah istediği için) Allah emrettiği için, gözünün nuru ve biricik oğlu Hz. İsmaili,Allah’a kurban etme ihlas ve samimiyetini göstermiş, Yüce Allah’da, rüyasına sadık kalan İbrahim (a.s.)’ a, bir koç hediye ederek, oğlunun yerine koçu kesmasini istemiştir. Bu olay Kur’anda; “ (Hz. İsmail) babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince; ( Hz.İbrahim oğluna) Yavrucuğum! Rüyada seni bogazladığımı görüyorum, bir düşün ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap,.İnşallah beni,sabredenlerden bulursun, dedi. Her ikisi de teslim olup, O’nu alnı üzereine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükafatlandırırız.Bu gerçekten çok açık bir imtihandır, diye seslendik. Biz oğluna bedel ona büyük bir kurban (koç) verdik..”(saffat s. a. l02-l07)

Kurban kesmek; zenginlerin fakirleri görüp gözetmesi, toplumda sosyal dengenin sağlanmasına katkıda bulunması ve fakirlerin de bayram sevincine katılmalarını sağlaması demektir. Cemiyette, evinde eti sadece kurban bayramlarında gören ailelerin varlığı unutulmamalı, kurban kesme konusunda kesinlikle ihmal davranılmamalıdır. Kurbanlar; yiğit,değerli,semiz, temiz ve kusursuz  hayvanlardan seçilerek kesilmeli, onların sırat köprüsünü geçerken, bineklerimiz olacakları da unutulmamalıdır.

Kurban olacak koyun ve keçi bir yaşını, sığır iki yaşını deve ise beş yaşını doldurmuş olamalıdaır. Ancak, koyunun kuzusu altı ayını doldurmuş ve annesı kadar görkemli ise o da kurban olabilir. Koyun ve keçi sadece bir kişi için, sığır, manda ve deve ise durumuna göre yedi kişi için kesilebilir. Ortakların tek veya çift sayıda olmasında bir skınca yoktur. Tüm ortaklar kurban kesmek niyeti ,ile ortak olmalıdırlar. Ortaklardan birisi kurban niyeti ile değilde, etlik çin işrirak etse ortakların hiç birisinin kurbanı kabul olmaz.

Zengin (kurban nisabına malik) bir kişi, Kurban bayramında kesmek üere bir kuban alsa, kurban kesme günlerinden önce hayvan ölse, o kişi yeniden bir hayvan alıp kurban kesmak zorundadır. Eğer bu durumdaki kişi, kendisine kurban kesmek vacip olmadığını bile bile, sırf Allah rızası için nafile kurban kesmek niyeti ile aldığı hayvan ölürse, yenisini alıp kesmek mecburiyeti yoktur. Bunun gibi bu kişilerden zenginin ilk aldığı kurban, kurban kesme günlerinde kaybolsa, o kişide ikinci bir hayvan alarak kurbanını kesse, sonara ilk aldığı hayvan bulunsa onu kesmek zorunda değildir. Fakat, fakir olduğu halde kurban almış, kurbanı kaybolmuş, ikinci bir hayvan alarak kesmiş olan kişinin, ilk aldığı kurbanı bulunsa onu da kesmek mecburiyeti vardır. Çünkü o kişinin aldığı hayvanların herbirini kesmesi, üzerine bir vecibe olmuştur. Zengin ise sadece  bir kurban kesmekle sorumludur..

Kurbanlar, Kurban Bayramı namazından çıktıktan sonra kesilir, once kesilen kurban etlik için kesilmiş olur. Mümkün olduğu kadar kurbanlar, ikamet mahallinde kesilmeli, kurbana kesilirken eziyet edilmemeli ve keskin bir bıçakla kesilmelidir. Kurbanın eti üçe ayrılarak, üçte birisi çevremizdeki fakir fukaraya, üçte birisi kurban kesseler bile akraba ve konu komşuya vermeli ve üçte birisi de evde yenilmelidir. Nufusu kalabalık, yıl içinde fazla et yenilmeyen ailelerde kurban etinin daha çoğu da evde alıkonarak yenilebilir. Kurbanın deri ve sakatatı satılamaz veya bir iş karşılığı menfaat temin etmek için başkasına verilemez. Ortaklar etleri aralarında terazi ile tartarak  ve kura çekerek paylaşmalı, sonunda da helallaşmalıdırlar.

Keseceğimiz kurbanların makbul olmasını ve kurbanlarımızın Yaratanımıza daha yakın olmamıza vesile olmasını diliyorum. Bizim kurban eti vererek fadakir fukarayı ve garip gurabayı sevindirdiğimiz gibi, Cenab-I Hakkın da Cennetini vererek bizleri sevindirmesini, Yüce Yaratanımızdan diliyorum.

Bu vesile ile bütün müminlerin mubarek Kurban Bayramlarını şimdiden tebrik ediyor, bayramın günahlarımızın affına, aillelerimizin saadetine, milletimizin birlik beraberlik ve kardeşliğine, mazlum müslümanların kurtuluşuna ve tüm insanlığın barış ve hidayetine vesile olmasını yüce Allah’an niyaz ediyorum.

Selam, saygı ve dua ile.

 

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@