26.10.2018, 00:10 107

İYİLERLE BERABER OLMAK-1

İslam dini, insanın dünya ve ahiret mutluluğu için Allah (c.c.) tarafından gönderilmiş İlahi bir nizamdır, İlahi bir sistemdir. Çağımızda insanların geliştirdiği iki sitem daha vardır, bunlar da Komünist sistem ve Kapitalist sistemlerdir.

Komünist sistem, devleti merkeze almış, “her şey devlet için” diyerek insanı ihmal etmiş ve mutlu edememiştir. Kapitalist sistem ise, merkeze sermayeyi almış, “mal canın yongasıdır” diyerek insanı ötelemiş ve mutsuz etmiştir. İslami sistem ise, insanı merkeze almış, “ İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” diyerek, insana değer vermiş ve mutlu etmiştir.

Müslümanın dünyada mutlu olması için, önce kendisinin İslam’ı iman ve amel yani aksiyon olarak anlayan bir kişiliğe sahip olması gerekir. Sonra da, İslam’ı kendisi gibi iman ve amel olarak anlayan müminlerden meydana gelen bir çevre oluşturması gerekir. Çünkü Müslüman, ancak böyle ortamda yaşayınca mutlu olur, huzur bulur, tıpkı balığın suda hayat bulduğu ve mutlu olduğu gibi.

Bu anlamda Müslüman, dinimizin prensiplerine göre hareket ederek ferdi, ailevi ve toplumsal alanda dostluk kuracağı, arkadaşlık yapacağı ve problemlerini müzakere edeceği kişileri, İslam’ı iman ve amel manasında anlayan, gerçek müminlerden seçmek zorundadır. Bu seçim Allah’ın emridir. Nitekim Kerim Kitabımızda yüce Allah, “ Ey müminler! Allah’tan korkun da, (İmanında, amelinde, sözünde, özünde ve bütün davranışlarında) doğru olanlarla beraber olun” buyurmaktadır. (Tvebe s,a,19) Çünki, “ insan ancak dostları kadar büyür, dostları kadar gelişir, insanın çapı da dostlarının çapı kadardır, insan dostlarının boyası ile boyanır, ahlakı ile ahlaklanır” demişlerdir. Onun için dinimizde dost ve arkadaş seçmek çok önemlidir.

Büyüklerimiz ne demişler? “ Yalancı ile sohbet etme. Hileci ile ortak olma. Kötü niyetli ile yola gitme. Kazancı haram olanın yemeğini yeme.”

Müslüman, gerçek Müslümanlardan oluşan bir çevrede yaşarsa mutlu olur. Cuma, bayram, teravih ve beş vakit namazın esas gayesi de müminlerin, kendileri gibi gerçek müminlerden oluşan bir çevre edinmesini sağlamaktır.

Müminin dostlarının kimler olduğu ve onların özellikleri de Kerim kitabımızda beyan edilmiştir. Gerçekten de maide suresinin 55. Ayetinde, “ Sizin dostunuz ancak, Allah ve Onun Peygamberidir. Bir de iman edenlerdir ki, onlar Allah’ın emirlerine boyun eğerek namaz kılarlar, zekat verirler ve rüku ederler” buyrulmaktadır. Bu ayetten de anlıyoruz ki, Müslümanın dostu olan müminler, namaz kılarak, zekat vererek ve rüku ederek, İslam’ı iman ve amel anlamında anladıklarını izhar eden ( gösteren) kimselerdir. Yani, “Elhamdülillah ben de Müslümanım” deyip, abdestle, namazla, oruçla ve sair amel ve ibadetle alakası olmayan kimseler değillerdir. Bilakis; insanı aldatmayan, doğru dürüst, imanlı, ibadetli, helalı ve haramı bilen, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanan ve güvenilir olan kişilerdir.

Allah’ın, Peygamberin ve gerçek Müslümanların, İslam’ı iman ve amel manasında anlayan dostları, her zaman ve daima galiptirler. Allah’ın, Peygamberin ve müminlerin dostu olamayanlar, şeytanın dostlarıdırlar. Allah’ın dostları ise şeytanın dostlarına karşı daima galip ve üstündürler. Bu gerçek de Kuran-ı Kerimde şöyle bildirilmektedir. “ Kim Allah’ı, Peygamberi ve müminleri dost edinirse, şüphesiz ki, galip ve üstün gelecek olanlar, yani Allah taraftarlarıdırlar.”(maide. 56)

Allah’ı, Peygamberi ve müminleri bırakıp da, kafir ve münafıkları dost edinenlerin; izzet, şeref, haysiyet ve galibiyetin, onların yanında olduğunu sandıklarını, onun için de onların yanında ve tarafında yer aldıklarını da yüce Yaratan Kuran-ı Kerimde şöyle beyan etmektedir. “ O münafıklar ki, müminleri bırakarak, kafirleri dost ediniyorlar. İzzet şeref ve zaferi onların yanında mı arıyorlar? Muhakkak ki, bütün izzet, şeref kudret ve zafer Allah’ın yanındadır.”(Nisa s.a. 39)

Ayetten; imanını ibadet, itaat ve ihlas ile kuvvetlendirmeyen, zayıf şahsiyetli olanların galibiyeti, gerçek manada mümin olanlara, hakkı Hak için tutanlara, İslam’ı iman ve amel olarak anlayanlara karşı kesinlikle mümkün değildir.

O halde bizler kendimize; karşılıklı sevgisi ve saygısı olan, Allah için seven ve Allah için buğz eden, çıkar ve menfaat düşünmeyen fedakar kimseleri dost ve arkadaş edinmeliyiz.

Atalarımız, “Arkadaşını söyle bana, ben de senin ne adam olduğunu söyleyeyim” demişlerdir. Sevgili Peygamberimiz de bir hadislerinde; “Kişi refikinden (arkadaşında) azar” buyurmuştur. Gerçekten de insan dostluk ve arkadaşlık yaptığı ve daima beraber olduğu insanlardan çok etkilenir. Bilindiği gibi bu konuda birçok atasözü de vardır. Mesela;

“Üzüm üzüme baka baka kararır” ,“Körle yatan, şaşı kalkar”, “ Kılavuzu karga olanın, burnu pislikten kurtulmaz” bunlardan sadece birkaç tanesidir.

Kişinin dost ve arkadaşından, müspet veya menfi yönden etkilenmesi ile ilgili olarak Allah’ın Resulü, “ Kişi dostunun dinindendir. O halde sizden biriniz, dost ve arkadaş edineceği kimseye dikkat etsin” buyurmuştur. Demek ki, dostumuzu, arkadaşımızı, eşimizi, ortağımızı ve yol arkadaşımızı seçerken çok dikkatli olmamız, tabiri caizse “Kılı kırk yarmamız” gerekiyor. Seçeceğimiz arkadaş konusunda Yine Efendimiz, “ Müminden başkasını dost edinme, takva sahibi olmayanın ekmeğini yeme” buyurmaktadır.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
26°
açık
banner303
banner364
Namaz Vakti 05 Ağustos 2020
İmsak 03:53
Güneş 05:34
Öğle 12:51
İkindi 16:43
Akşam 19:58
Yatsı 21:32

Gelişmelerden Haberdar Olun

@