Vatandaş 'Türk Osman' Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı. İtalyan markalı yatağında doğrulup Puffy yorganını üzerinden attı. Hugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi. WC’ ye uğradıktan sonra banyoya geçti. Clear şampuan ve Protex sabunuyla duşunu aldı. Colgate ile dişlerini fırçalayıp Rowenta ile saçlarını kuruttu. Wakiki gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydikten sonra Lipton çayını içti. Sony televizyonda haber özetlerini ve flash haberleri izledi. Citizen kol saatine baktıktan sonra Apple iPhone 11 telefonunu Piere Cardin marka el çantasına yerleştirdi.

Aile fertlerine 'çaav!' deyip Hyundai otomobiline bindi. Blaupunkt radyosunu açarak, rock müziği buldu. Ağzına bir de Polo şeker atarak gaza bastı.

Şehrin göbeğindeki Mega Center'daki ofisine varınca, Casper bilgisayarını çalıştırdı. Microsoft Excel'e girdi. Ofis boy' dan Nescafe'sini isterken, telefonunda slow müziğin nağmeleri çalmaya başladı. Arayanın kim olduğuna göz atarak “Hello Musti!” diye seslendi. “Naaaber lan kanka!”

Saat 10.00'a doğru açlığını yatıştırmak için Grisini yedi. Öğleyin Wimpy's Fast Food kafeteryaya giderek ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdikten sonra Camel sigarasını yakıp Star gazetesine göz gezdirdi. Bu arada telefonundan gelen mesaj sesini duyup açtığında kızının “Mrb babişko, Sensodyne diş macunum bitmiş, hadi baaay!” yazan mesajını gördü.

Akşamüzeri iş çıkışı Image Bar'ın önünden geçip, köşedeki Shopping Center'a uğradı. Eşinin sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace çamaşır suyu, Palmolive şampuan, Gala tuvalet kâğıdı, Sprite gazoz, ithal muz ve Johnson kolonyayla kızının istediği Sensodyne diş macununu alarak ödemeyi Bonus kartıyla yaptı. Dün de eşi Münevver'le Galleria'ya giderek Showroom'ları dolaşıp Kinetix ayakkabı ve Lee Cooper blue jean satın aldıklarını anımsayıp iki gündür karta bir hayli yüklendiklerini fark etti. Akşam evde bir gazetenin verdiği TV Guide'a göz attıktan sonra, kanallar arasında zapping yaparak, First Class, Top Secret, Paparazzi türü programları izlerken Outdoor dergisini karıştırdı.

Saat 22.00'ye doğru Show'da o güne dek adını hiç duymadığı birisi “Türk dili”nin önemi ve korunup geliştirilmesi gerektiği üzerine konuşmaya başladığında, böyle sıkıcı konuları hele bu saatte kimlerin izlediğini merak edip hemen paparazzi programına geçti ve büyük bir merakla kimin, kiminle, nerede ve ne yaptığını ağzından salyalar akıtarak izlemeye koyuldu.

Saat 23.30’a doğru uykusu gelen Osman Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini gayet mutlu hissediyordu. Ne mutlu Türk'üm diyene!' diyerek gerindi ve hemen uyudu.

Hala da uyuyor... İyi uykular Osman Bey… İyi uykular sevgili milletim...

NOT: Bu yazıyı ben yazmadım, yazanı da bilmiyorum; sadece düzenleyip bir şeyler ekleyerek genişlettim. Ama her kim yazdıysa eline, kalemine ve de yüreğine sağlık.

DÜŞÜNEN SÖZLER:

Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandıramazsınız. Indra Ghandi

Bir ülkeyi yenmek istiyorsanız, dilini tahrip ediniz. Konfüçyüs

Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. ATATÜRK

Türklüğün vicdanı bir; dini bir, imanı bir. Fakat hepsi ayrılır; olmazsa lisanı bir. Ziya Gökalp

Önümüzde iki yol var: Ya uyanıp dilimizi koruyacağız, ya da iki nesil sonra Türkiye diye bir ülke, Türkçe diye bir dil kalmayacağını kabul edeceğiz! Seçim sizin! Oktay Sinanoğlu