24.05.2013, 00:00 238

İSTANBUL’UN FETHİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

 

Her milletin tarihinde aydınlık ye karanlık dönemleri, zafer veya hezimet günleri vardır. Necip milletimiz, tarihinde aydınlık dönemleri ve zafer günleri en fazla olan milletlerin başında gelmektedir. Büyük milletimizin şerefli tarihi altın harflerle yazılmış nurlu geçmişi ve sayısız parlak zaferleri ile doludur.

Şüphesiz ki tarihimizin en parlak dönemi Fatih Sultan Mehmet Han'ın dönemi, O'nun İstanbul’u fethettiği günde, en büyük zafer günüdür.

İstanbul’un fethi, Ümmet-i Muhammed'e Peygamber Efendimiz tarafından hedef olarak gösterilmiş, Allah Rasulu, bütün mü'minleri bu fethe teşvik etmiştir.

Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde; “Konstantiniyye (İstanbul) elbet bir gün fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne iyi bir kumandan ve askeride ne güzel bir askerdir” buyurarak, Müslümanların komutan ve askerlerine hedef göstermiş, başka bir hadislerinde de; “Ümmetimden Kayser’in Şehrin’e (İstanbul’a) gaza edenler bağışlanmıştır” buyurmak suretiyle de bütün mü’minleri İstanbul’un fethine katılmaya teşvik etmiştir.

Eşsiz Peygamberimizin (s.a.v.) göstermiş olduğu bu hedefe ulaşmak, övgüsüne layık olmak ve müjdesine nail olmak için İstanbul tarih boyunca Müslümanlar tarafından on iki defa kuşatılmıştır. Nitekim 655-785 yılları arasında Emevi ve Abbasiler tarafından beş defa kuşatılmış Muaviyenin oğlu Yezid’in kuşatması esnasında Peygamber Efendimizin akrabası Ebu Eyyüp el-Ensari şehit düşmüş  (668-669), Süleyman bin Abdülmelik’in muhasarası esnasında da İstanbul’un ilk camisi olan yeraltı camisi Karaköy ve Topkapı arasında inşa edilmiştir.

İstanbul Osmanlılar döneminde de dört defa Yıldırım Beyazıt, bir defa Musa Çelebi ve iki defada Fatih'in babası II. Murat tarafından kuşatılmışsa da fetih müyesser olamamıştır.

İstanbul'un fethi; 21 yaşında tahta çıkan, 24 yaşında Doğu Roma İmparatoru, Konstantin’i yenerek imparatorluğun başkenti olan Konstantinapolisi alıp İstanbul yapan, ecdadının “İstanbul’u al Gülzar yap” sözünü tutan, Peygamberimizin (s.a.v.) gösterdiği hedefe ulaşan, onun övgüsüne nail olan, bu zaferi ile ortaçağı kapayarak Yeni çağı açan, ilmin, irfanın, imanın, tekniğin, ahlakın, feragatin ve cesaretin timsali olan, dünyayı kendisine hayran bırakan ve nihayet Fatih Sultan Mehmet Han unvanını haklı olarak alan Osmanlının  genç  Padişahı  II. Mehmet'e ve onun güzide ordusuna nasip olmuştur. 

II. Mehmet, fetih için ilk iş olarak Bizans’a gelecek yardımları denetim altına almak gayesiyle, Anadolu Hisarının karşısına Rumeli Hisarını yaptırarak askerlerini buraya yerleştirdi.

İkinci olarak, İstanbul surlarının dişlerini sökecek olan ve ancak 40-50 çift öküzle çekilebilen  devrinin en büyük silahları olan toplar döktürdü.

Daha sonra; ilmi, imanı, ahlakı, ibadeti, fedakârlığı, feragati, cesareti ve adaleti kendisine rehber edinmiş kişilerden oluşan 80 bin kişilik tarihin en kahraman ordusunu hazırladı.

İkinci Mehmet ordusu ile 4 Nisan 1453'de İstanbul önlerine geldi. Şehri karadan kuşattı. Bizans tarafından Haliç Boğazına çekilmiş zincirler sebebiyle haliçe giremeyen 67 parça gemisini, 21 Nisan'ı 22 Nisana bağlayan gece Kasımpaşa sırtlarında karadan ve kızıklarla yürüterek Haliçe indirdi. Bunu gören Bizanslılar büyük bir panik, telaş ve dehşete düştüler.

Nihayet karadan ve denizden yapılan hücumlar sonunda, gürleyen topların sesine fethi müjdeleyen tekbir sedaları karışmış ve 29 Mayıs 1453 Salı sabahında Bizans düşürülerek  Feth-i Mübin gerçekleştirilmiştir. .

İkinci Mehmet Osmanlı ordusunun önünde İstanbul'a girmiş, Rabbına hamd ederek şükran secdesine kapanmıştır. Böylece Konstantinapolis feth edilerek İstanbul olmuş, muzaffer komutan II. Mehmet’te artık Fatih Sultan Mehmet Han olmuştur. Genç Fatih, haçlı ordusunun saldırgan ve barbar tutumuna karşılık çıkarttığı fermanla can, mal, ırz ,namus, emniyet ve inanç hürriyeti getirmiştir.

İstanbul’un feth olunacağını 1400 sene evvel Müslümanlara haber veren ve âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.),  fetihten önce fetih esnasında daima Fatih'in yanında ve yardımında olan Yüce veli Akşemsettin Hazretleri ve Molla Gürani ile Molla Hüsrev gibi büyük alimler de İstanbul'un manevî fatihleri olmuşlardır.

Tarih boyunca bütün bu kuşatma, muhasara ve hücumlara iştirak edenler, erinden paşasına, şehidinden gazisine kadar Allah Rasulünün müjdesine nail olmuş bahtiyarlardır.

İstanbu, Allah'tan (c.c) Cennet ve cennet nimetlerini satın almak için canını ve malını sebil edenler, insanlığın saadet ve mutluluğu için savaş meydanlarına arslanlar gibi koşanlar, kalbi imanla dolu, Hakk’a gönülden bağlı ve ideali Allah (c.c) adını yüceltmek olanlar, Anadolu topraklarını kanıyla sulayarak vatan yapanlar, cennet yurdumuzun hudutlarını kemikleriyle çizenler, bir hilal uğruna güneş olup batanlar, vatan topraklarının altında kefensiz yatanlar, Allah (c.c) yolun da ölerek ölümsüzlüğe ulaşan nice koç yiğitler ve nice adsız kahramanlar tarafından feth  edilmiş, burçlarına bayrağımız Ulubatlı Hasan tarafından dikilmiştir.

İstanbul' un fethi; Haçlı ordularının, barınağı ve Osmanlı için de fitne odağı olan Bizans’ın ortadan kalkmasını, Anadolu ve Rumeli’ye yayılmış olan Osmanlı’nın birleşmesini, bundan 6 asır önce İstanbul semalarına hakim olan çan seslerinin susmasını, onun yerine susamış gönüllerin susuzluğunu gideren ve gaflette uyuyan insanları uyandıran Ezan-ı  Muhammedi’nin, İstanbul semalarında yayılmasını sağlamıştır.

İstanbul'un fethi: ilmin-cehle, âlimin-cahile, imanın-küfre, hidayetin dalalete, hilalin-haç'a ve birliğin-tefrikaya karşı kesin zaferi olmuştur.

Bu büyük fethin, Yüce Fatih’ine onun idealini şerefle taşıyan kahraman ecdadımıza, bütün şehitlerimize ve Ahirete intikal etmiş gazilerimize Allah’tan (c.c) rahmet niyaz ediyor, hayatta olan gazilerimize de şükranlarımı sunuyor,sağlıklı ve uzun ömür diliyor, yazımı bir ayet meali ile bitirmek istiyorum.“Ey iman edenler!Siz Allah'a (yani dinine) yardım ederseniz O da  (düşmanlarınıza karşı size yardım eder ve hakkı koruma yolunda) ayaklarınızı sabit (ve sağlam) kılar.” (Muhammed Suresi Ayet 7)

 İstanbul’un fethinin 560. Yıl dönümünün büyük milletimiz için her türlü hayırların fethine ve bütün şerlerin de define vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum.

 

Selam saygı ve dua ile.

                                                                         

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
14°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@