13.04.2018, 00:10 200

İSRA VE MİRAÇ-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Bilindiği gibi asırlardır İslam âleminde üç aylar diye bilinen kutsal bir zamanı yaşamaktayız. Recep, Şaban ve Ramazan ayları aynı zamanda kandillerimizin de geçididir. Öyle ya; Recep ayının ilk Cuma gecesinde “Regaib kandilini kutladık. Recep ayının yirmi yedinci gecesi Miraç, Şaban ayının on beşinci gecesi “Berat” ve Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi de “Kadir gecesi”ni idrak edeceğiz inşallah.

Bu gece idrak edecek olmaktan mutluluk duyduğumuz Miraç kandilinizi şimdiden tebrik ediyor, kandilin bütün mümin ve müminelerin affına vesile olmasını yüce Rabbimden niyaz ediyorum

Bu vesile ile sizlerle İsra ve Miraç hadisesi üzerinde kısa bir sohbet yapalım istiyorum.

Yüce Allah (c.c) Hazretleri; emir ve yasaklarını kitapları vasıtası ile peygamberine, onların aracılığı ile de insanlara bildirmiştir. Sıdk, Emanet, Fetanet, Tebliğ ve İsmet sıfatlarına sahip olan peygamberler, Allah (c.c.) katından aldıkları vahye hiçbir şey ilave etmeden ve ondan hiçbir şey eksiltmeden, insanlara hakkıyla tebliğ etmişlerdir. Hak Teala Hazretleri insanların arasından seçtiği Peygamberlerden bazılarına ruhani ve manevi Miraçlar ihsan eylemiştir. Mesela, Hz. İbrahim’e göklerin melekûtunu göstermiş, Hz. Musa’ya Tur-ı Sina da tecelli etmiştir. Bunlar birer ruhani miraçtır.

Enbiyanın Serdarı, beşeriyetin medarı iftiharı bulunan Peygamber Efendimize bahşedilen İsra ve Miraç’ta en mükemmel şekilde ve cismani olarak vaki olmuştur.

Miraç zaman ve mekân hudutlarının dışında meydana gelmiş, yüce bir tecellidir. İnsan iradesinin üstüne çıkan sırlarla dopdolu bir tecellinin en müşahhas misalidir.

Sevgili peygamberimiz (s.a.v.) yakın ve güçlü destekçisi amcası Ebu Talip’i ve her şeyini paylaştığı dert ortağı sevgili eşi Hz. Hatice’tül Kübra validemizi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyordu. O günlerde Zeyd bin Harise (r.a) ile Taife gitmiş, halka hakkı tebliğ etmiş, O’nu anlama idrakinden yoksun müşriklerin tazyikine maruz kalarak canını zor kurtarmıştı.

Bütün bu olumsuzluklar sebebiyle Allah Resulü hüzünlü ve kederliydi. İşte böyle bir zamanda “Kâbe” de Hatimde uyuyordu. Miladi 621 yılında Recep ayının 27. gecesinde Yüce Allah (c.c.) Cebrail (a.s)’a “Sevgili peygamberimi çok üzdüm. Mübarek bedenini ve nazik kalbini incittim. Bu halde yine bana yalvarıyor. Benden başka hiçbir şey düşünmüyor.”

“Git Ey Cebrail Habibimi al ve getir. Cennetimi ve Cehennemi O’na göster. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım nimetlerimi görsün. O’na inanmayanlara hazırladığım azabı da görsün. O’nu bizzat teselli edeceğim” buyurdu.

Cebrail (a.s.) Cennetten aldığı “Burak” ismi verilen bir binek ile Peygamber efendimize geldi. O’nun göğsünü yardı. Kalbini zemzemle yıkadı. İçine iman ve hikmet doldurdu. Bu ameliyatın yapılmasından maksat: Rasulullah efendimizin ruhunda melekiyyet ruhunun her türlü düşünceye galip olması, kutsiyyet âleminin ilhamlarına tabi olması ve Cemal-i İlahiyi seyretmeye takat göstermesiydi.

Miraç; Peygamber Efendimiz uyanık olduğu halde ve bedenen Mescid-i Haramdan başladı. İlk vasıta Burak idi. Nurani, ışıktan süratli ve beyaz olan Burak, ismini şimşekten almıştı. Katırdan küçükçe ve adımını gözünün gördüğü ufuktan ufka atıyordu. Mekke şehrindeki Mescidi Haramdan başlayan yoluculuk Kudüs’teki Mescidi Aksaya kadar bu binekle yapıldı. Bu olaya ”Gece Yürüyüşü” anlamında İsra denir. Miraç mucizesinin bu kısmı Kur’an la sabittir. İnkârı küfürdür. Nitekim Allah Teala Hazretleri İsra suresinin birinci ayetinde “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” buyurmaktadır.

Peygamberimiz mescidi aksaya geldi. Orada Peygamberlerin ruhaniyetine namaz kıldırdı. Cebrail (a.s) bu namazda müezzinlik yaptı.

daha sonra bu geceye ismini veren Miraç isimli gök asansörü ile birinci kat gök semasına çıktı. Buradan yedinci kat gök semasına kadar meleklerin kanadında yol aldı. Sonra Cebrail ile sidret-ül müntehaya gittiler. Cebrail O’na “Ya Resulallah ben buradan ileriye gidemem. Burası aşıkla maşukun buluşma mahallidir. Ben bir adım daha atarsam yanarım dedi.” İşte burada Süleyman Çelebinin “Geldi reref önüne verdi selam” mısralarında tarif ettiği refref isimli binek Allah Resulünün bineği oldu ve O’nu “Kabe Kavseyn”e kadar götürdü.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@