Mademki insan, hem iyi hem de kötü kabiliyetlere sahiptir, asıl olan iyilik yapmak olduğu halde, ola ki bir kötülük yaparsa, yapacağı iş bellidir. Hemen Allah’a sığınıp, günahlarından dolayı tevbe ve istiğfar ederek, Allahtan özür dileyip af edilmesini ve bağışlanmasını talep etmesidir. İnsan başkalarına karşı kötülük yaptığı gibi, bazen de kendi nefsine karşı kötülük yapar, yani zulüm edebilir. Ayeti kerimeye göre bu takdirde yapılacak iş de aynıdır, Allah’a sığınıp affını dilemektir.

Aklı selim sahibi bir insan, yaptığı bir kötülükten pişman olur, onu ve benzerlerini bir daha işlememeye gayret eder, bile bile yanlış, hata ve kötülükte ısrar etmez. İşte bir kötülük yaptığında hemen Allah’a sığınıp tevbe etmek, nefsine zulmettiği vakit vicdani rahatsızlık duyarak hemen Allah’a yönelerek hatasından dolayı tevbe- istiğfar etmek ve bir suç, hata ve günah işlediğinde ondan vaz geçip ısrar etmemekte“takva” sahiplerine has güzel iş ve harekelerdir ki, bunlar da ahlaki davranışlardır.

Demek oluyor ki; bollukta da darlıkta da infak etmek, öfkeyi yutmak, insanları affetmek, bir kötülük yapıldığında veya kendi nefsine zulüm edildiğinde hemen Allah’ı hatırlayarak tevbe edip ondan af dilemek, yapılan yanlışlıkta bile bile ısrar etmemek ve hatasını görerek vazgeçmek gibi davranışlar, İslam ahlakının özünü teşkil eden davranışlardır. Bu güzel hareketler aynı zamanda takva sahiplerinin güzel davranışlarıdırlar.

Bu davranışlar ancak, ihtirasları ve bencil duyguları karşısında hürriyetine kavuşmuş, üstün ruhlu insanların fazilet ve meziyetleridirler. Bu ahlak örneği insanlar, bakın kuranda nasıl anlatılmaktadırlar:  “O kullar, şiddeti her yere yayılmış bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler. Onlar kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula ve esire yedirirler. “Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz, sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” “ Biz çetin ve belalı bir günde Rabbimizden (O’ nun azabına uğramaktan) korkarız” derler. (insan 7-10)

Yukarıda kaydedilen güzel davranışların sahiplerini Allah sever. Allah sevdiklerini de ödüllendirir. Nitekim aynı surenin müteakip 136. Ayetinde, “ İşte onların mükafatı, Rableri katından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükafatı ne güzeldir” buyrulmaktadır.

Yoksul, fakir, muhtaç ve hayır- hasenata gece gündüz, açıktan ve gizli olarak, Allah rızası için infak edenlere de, Allah’ın mükafatı vardır. Mümin bu yolla Allah’ın has kullarından ve sevdiklerinden olur. İşte bunların ödülleri de Allah katındandır, onlar için üzüntü ve keder yoktur. Nitekim Kuran-ı Mübinde, “Mallarını gece ve gündüz, açıktan veya gizli olarak hayır ve hasenata sarf edenler varya! İşte o kimselerin ödülleri Allah katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar üzüntü ve sıkıntı da çekmezler” buyrulmaktadır. Allah’ın dostlarına, ne ölürken, ne kabirde yalnızken ve ne de mahşerde Allah’ın huzurunda korku, üzüntü ve keder yoktur. Onlar ne gidecekleri yerde ne olacak diye korkarla ve ne de geride bırakacaklarım ne olacak diye üzüntü ve keder duymazlar. Onlar Allah’a inanmış ve tevekkül etmiş insanlardır.

Netice olarak bütün ahlaki davranışların gayesi; Rabbimizin bağışına ve gökler ve yer kadar geniş olan cennetine kavuşmaktır. İyiliği bir takım dünyevi menfaatler kaygısıyla değil, takva gayesiyle ve uhrevi saadet uğruna yapmaktır.

Nihayet müttaki insanların temel ahlaki nitelikleri de; her durumda ve her halükarda cömert olmak, öfkelenince öfkesini yutmak, insanları af etmek, hatasını görerek vazgeçmek ve bile bile hatada ısrar etmemektir. Allah bizleri bu has kullarının şefaatlerine nail eylesin, Allah bizlere de, onlar gibi olmayı nasip ve müyesser eylesin.

Zamanımızda bir takım ahlaki yozlaşmalara ve zafiyetlere, şahit oluyoruz. Bu yozlaşmaları hemen her gün; sanatta, edebiyatta, kişisel, ailevi ve toplumsal alanda görmek mümkündür. Bu yozlaşmalar ve zafiyetler bir meziyetmiş gibi, maal esef kitle iletişim araçlarıyla hemen her eve ve işyerine girmiştir. Üzülerek ifade edelim ki, bu gün çeşitli küfürler, gayri ahlaki ve gayri insani hareketler, belden aşağıya hitap etmeler, çalmalar, çırpmalar, topluma bir sanat ve meziyetmiş gibi sunulmaktadır. Bu da toplumda ahlaki dejenerasyona ve ahlaki erozyona neden olmaktadır.

Nitekim; tv. lerdeki evlenme programları başta olmak üzere çeşitli diziler, filimler, reklamlar ve sanat adına yapılan hemen her şey, milli ahlakın bozulmasına, İslami Türk aile yapısının çöküşüne, kişisel, ailevi, komşuluk, ortaklık, dost ve arkadaşlık hatta alış veriş ilişkilerinin yozlaşmasına neden olmaktadır.

Bize düşen; bu tehlikeli gidişten; mümkün olduğunca nefsimizi, neslimizi, ailemizi, yakın uzak akraba, komşu, eş dost ve arkadaşlarımızı bu durma karşı bilinçlendirmek ve korumak için gerekli tedbirleri almaktır. Allah bizleri, ailelerimizi, milletimizi ve devletimizi her türlü kötülüklerden ve kötülerin şerrinden korusun. AMİN….      

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251