17.03.2017, 00:18 212

İSLAM AHLAKININ ÖZÜ-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

“Ahlak sözlükte, “ huy, seciye, tabiat, mizaç, karakter” gibi manalara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur. Bir terim olarak ise, “İnanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevi vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının tümüne” verilen addır. Ayrıca bu konuları inceleyen bilim dalına da ahlak denir.(Dini kavramlar sözlüğü, s13-14)

İslam ahlakının kaynağı Kuran ve sünnettir. Yüce Allah (c.c.) Peygamber Efendimize hitaben, “Muhakkak ki sen, büyük ve muazzam bir ahlak üzeresin” buyurmuştur. Hz. Aişe validemiz (r.a) da, kendisine gelerek, Peygamber Efendimiz ve ahlakı hakkında bilgi almak isteyenlere, Hz. Peygamberin ahlakının Kur’an ahlakı olduğunu söylemiştir. (Müslim Müsafirin, 139) Resulullah (s.a.v.) hadislerinde de, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.

İnsan ahlaki bakımdan çift kutuplu bir varlık özeliği taşımaktadır. Madalyonun iki tarafı gibi, bir tarafı iyilik, öbür tarafı kötülük, bir tarafı itaat öbür tarafı isyan. Allah insan nefsine “kötülüğünü de, takvasını da” ilham etmiş, yani iyilik de kötülük de yapmaya yatkın bir kabiliyet ve istidatla yaratmıştır. (Şems 91/9-10)” Önemli olan insanın nefsini (İradesini) kötülüklerde değil, iyiliklerde kullanmasıdır. Her zaman iyilik yapan kazanmış, kötülük yapan da kaybetmiştir. Kur’an-ı Kerimde bu duruma işaret edilerek, “İyiler muhakkak cennete, kötüler de cehennemdedirler” buyrulmuştur.(İnfitar, 13-14)

Kerim kitabımız İslam ahlakının özünü, hülasasını üç ayette toplamıştır. Bu ayetlerden birincisinde insanın, önce Allah’ın bağışlamasına, sonra da cennetine talip olması emredilmiş, bu amaca ulaşmak için de bazı davranışları gaye edinmesi gerektiği bildirilmiştir. İşte bu davranışlar “takva” sahiplerinin davranışlarıdır ki, İslam ahlakının özünü de bunlar oluşturmaktadır. Bu amaçla;

Önce Al-i İmran suresinin 133. Ayetinde, “ Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup, genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!”  buyrulmaktadır. Allah’ın cennetine ancak günah ve manevi kirlerden arınmış olarak girilebileceğinden, ayette önce tevbe ve istiğfarla Allah’ın bağışına koşun deniliyor. Böylece Allah’ın affına mazhar olarak cennete girmeye elverişli hale geldikten sonra da, o saadet evine girmeye gayret edilmesi ve koşulması isteniyor. Ayrıca ayette evsafı belirtilen cennetin,  “takva sahipleri” için hazırlanmış olduğuna dikkat çekiliyor. O halde takva sahipleri kimlerdir, onların özellikler nelerdir?” Bu sorun cevabı da bundan sonraki iki ayette verilmektedir.

Nitekim anılan surenin 134. Ayetinde, “ O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları af ederler. Allah da güzel davranışlarda bulunanları sever” buyrulmaktadır. Ayette, Allah yolunda bollukta da darlıkta da harcamak, öfkelendiğinde öfkesini yutmak ve insanları af etmek gibi davranışlar, güzel davranışlar olarak nitelendirilmektedir. İşte bu güzel davranışlar, İslam ahlakının ta kendileridirler. Bunlara ahlaki davranışlar, bu vasıfları taşıyanlara da ahlaklı (müttaki) insanlar denilmektedir. Görülüyor ki, Allah’ın sevdiği kullardan olmak için, bu davranışları ilke edinmek gerekmektedir.

İnsan bollukta verdiği gibi darlıkta da vermelidir. Bollukta fazla verildiği gibi, darlıkta da az verilebilir. Atalarımızın, “çok veren maldan az veren candan” dedikleri gibi, Peygamber Efendimiz de, “Yarım hurma ile de olsa cehennem ateşinden korunun” buyurmak suretiyle infakın azının, çoğunun olmayacağını, önemli olanın ihlas ve samimiyet olduğunu vurgulamıştır.

Ayette ayrıca takva sahiplerinin öfkelendiği zaman öfkesini yutan kişiler olduğuna da işaret edilmiştir. Hakikaten sinirlendiği zaman sinirine hakim olmak ve öfkelendiği zaman öfkesini yenmek de her kişinin karı değildir. Peygamber Efendimiz bir defasında sahabelerine, “En güçlü pehlivan kimdir, biliyor musunuz” buyurur. Oradakiler, Allah ve Resulü bilir dediler. Resulullah Efendimiz, “Öfkelendiği zaman, öfkesini yenen kişidir” diye cevap vermiştir. Öfkeyi yutmak, kendine hakim olmak, sakin olmak, sinirini yenmek demektir. Bu da sabırlı olmayı gerektirir ki, “Allah’ta sabredenlerle beraberdir”(Bakar 153)  Çünkü sabır ile namaz nefsin kötü arzularına karşı en büyük silahıtır.

133. ayette birde insanları affederler, denilmektedir. Affetmek büyüklüktür, Allah’a yakışır ve günahları da ancak Allah affeder. Affetmek, büyüklük göstermek, hoş görülü olmak da, olgun ve kamil insanların meziyetlerindendir. Nitekim örneğimiz ve önderimiz olan Peygamberimiz (s.a.v.), amcası Hz. Hamza’nın katilleri olan Vahşi ve Hint’i bile affetmiştir. Elinde onlara her türlü muameleyi yapmaya yetki, güç ve kudreti olduğu halde, onları affetmiş ve bağışlamıştır.

Zikredilen surenin 135. Ayeti kerimesinde de, “ Yine onlar ki bir kötülük yaptıklarında ya da,  kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp, günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki!  Bir de onlar, işledikleri kötülükler de bile bile ısrar etmezler” buyrulmaktadır. Zaten insanın hatasından dönmesi ve kötülüğüne son vermesi, en büyük erdemliliktir.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
12°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 31 Ekim 2020
İmsak 05:37
Güneş 07:02
Öğle 12:29
İkindi 15:18
Akşam 17:46
Yatsı 19:05

Gelişmelerden Haberdar Olun

@