13.12.2013, 23:04 570

İNSAN NEDEN, NASIL VE NİÇİN YARATILMIŞTIR?

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

İnsan neden, nasıl ve niçin yaratılmıştır
İnsan, ruh ve bedenden meydana gelen akıl sahibi, Allah Teâlâ’nın en güzel surette yarattığı, en üstün varlıktır. Nitekim Tin Suresi’nin 4. ayetinde, “Biz insanı en güzel şekil ve surette yarattık” buyrulmak suretiyle insanın en güzel yaratıldığına ve Bakara Suresi’nin 34. ayetinde de, “Bir zamanlar biz, meleklere (ve cinlere), Âdeme secde ediniz dedik. İblis hariç hepsi de secde ettiler” buyrulmak suretiyle de insanın üstün varlık olduğuna işaret edilmiştir. Yüce Allah sanki, güllerden bir buket yapmış, üzerine insan yazmıştır. İnsan zübde-i âlemdir, yani âlemin özüdür.
Allah (c.c) yeryüzünde iradesini temsil etmek üzere insanı yaratmış, orada ilahî hükümranlığı gerçekleştirme görevini de ona vermiştir. Nitekim Yüce Allah Bakara Suresi’nin 30. ayetinde mealen, “Hatırla ki Rabbin meleklere, ‘ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ dedi” buyurmaktadır. Bilindiği gibi halife, vekil ve temsilci demektir.
Allah insanı aynı zamanda yeryüzünün maddî ve manevî imarı için yaratmıştır. Nitekim bir ayette mealen, “İnsana yeryüzünü imar etme kudreti verdik ve yeryüzünün imarını da insana emrettik” buyrulmaktadır.
Hz. Ali (r.a)’nin dediği gibi “İnsan, bir çuval et ve kemikten meydana gelmiş basit bir varlık değildir. Bilakis insan, bütün sırların kendisinde toplandığı komplike bir varlıktır.”
Allah melekleri nurdan, cinleri dumanlı ateşten ve insanları da balçık halindeki çamurdan yaratmıştır. İnsanın neden ve nasıl yaratıldığına Yüce Allah Müminun Suresi’nin 12, 13 ve14 ayetlerinde işaret buyurarak mealen “Biz insanı (Âdem’i) muhakkak ki çamurun özünden yarattık. Sonra Âdemin neslini sağlam bir yerde (rahimde) döllenmiş yumurta yaptık. Sonra o nutfeyi kan pıhtısı haline getirdik. Ondan sonra da kan pıhtısını bir parça et yaptık. O et parçasını da kemikler haline çevirdik. Sonra ona başka bir yaratılış (ruh) verdik. Bak ki şekil verenlerin en güzeli olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir” demektedir. Başka bir ayette de insanın bu yaratılış evrelerinden bahsedildikten sonra, “Biz onu insan olarak yeryüzüne çıkardık” buyrulmaktadır.
Şüphesiz ki akıl, izan, irade ve şuur gibi, hiçbir varlıkta olmayan hassalarla donatılarak yaratılmış olan insan, gayesiz ve başıboş yaratılmamış, bilhassa yüce gayeler için yaratılmıştır. Yüce Allah, insanı kendisine iman ve ibadet etmek için yaratmıştır. İbadet ise İslamın her ermine ve her yasağına uymak demektir. Ohalde insan; Allah’a teslim olacak, boyun eğecek ve emirlerinin gereğiniyerini getirecek, yasaklarından da sakınacaktır.
Nitekim Yüce Allah, Zariyat Suresi’nin 56. ayetinde mealen “Ben insanları ve cinleri, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” buyurmaktadır. Bu kulluğun (ibadet ve itaat etmenin) müddetini, yani ne zamana kadar olduğunu beyan etmek için de Hicr Suresi’nin 99. ayetinde; “Sana yakin (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk (ibadet) et” buyurmuştur.
Dünya hayatı, ahiret hayatının adeta bir tarlasıdır. İnsan tarlaya ne ekerse onu biçer, ne dikerse onu tplar. Fani dünya da, insan için bir imtihan mahallidir. Allah insanı dünyaya bazı konularda sınamak için göndermiştir. Sonsuz güç ve kudret sahibi olan yüce Allah, ölümü ve hayatı da insanı denemek için yaratmıştır. Akıl ve iradesini hayırda kullananlar sınavı kazanan, şerde kullananlar da bu imtihanı kaybedenlerdir. Mülk suresinin 2. Ayetinde bu konuda; “ O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” buyrulmaktadır. O halde dünyada hayır sahibi olan ve güzel işler yapanlar ahiratte kazanacak, şerir olan ve kötü işler aypanlar da kaybedeceklerdir.
Demek oluyor ki, mutlak güç ve kudret sahibi ve çok bağışlayıcı olan yüce Allah insanı; güzel mi davranacak, kötü mü davranacak, itaat mı edecek isyan mı edecek, Hakkı mı seçecek, batılın zebunu mu olacak diye sınamak için yaratmıştır.
İnsan; hayatın anlamsız bir var oluş olmadığını, ölümün de sonu bilinmeyen bir yok oluş olmadığını anlamalı, gerçekte hayatın; hayırlı, faydalı ve sevep olan faaliyetlerin icra edilme alanı, ölümün de bu hayırlı faaliyet ve gayretlerin meyvelerinin toplandığı bir saha olduğunu bilmelidir ve ömrünü ona gore yaşayıp değerlendirmelidir.
Hadis-i şerifte beyan edildiği üzere, “İnsanın en hayırlısı haramlardan sakınan, akrabayı ziyaret eden ve Allah Teâlâ’nın emir ve yasaklarını yayandır.”
İnsanın yaratılmasından maksat; etli, sütlü, yağlı ve lezzetli yemekleri yesin, kutnu kumaştan güzel ve nefis elbiseler giysin, mal mülk edinsin, çoluk çocuk ve eş sahibi olsun, oynasın, eğlensin, kısaca her türlü zevk ve sefayı sürsün, sonra da bir hayvan gibi ölüp gitsin değildir.
İnsanın yaratılmasından maksat; Allah’ı bilmesi, O’na inanması, O’na karşı gönlü kırık, boynu bükük olarak yalvarmak suretiyle kulluk yapması, O’nun vermiş olduğu maddî ve manevî nimetlerinden dolayı O’na şükretmesi, kısaca Allah’a karşı ibadet ve itaatte kusur etmemesidir.
Şüphesiz ki insana iyilikten ne ulaşırsa, o yüceler yücesi Allah’tandır. Kötülük ve fenalıktan ne isabet ederse, o da insanın kendi nefsinin kazancındandır. Kul, nefsinin kazandığı kötülük ve günahlarına tövbe ederse, Allah Teâlâ dilerse onu affeder.
Dinin kuralarına uyarak yaşayan ve imanla ölen insanlara yüce Rabbimiz ebedi hayatta cennetin nimetlerini ihsan edecek ve orada onu ebediyen sonsuz nimetlerin içinde yaşatacaktır. İnanan için ölmek, ölüp yok olmak değil bilakis dünyasını değiştirmektir.
İnsan medeni bir varlıktır, tek başına yaşayamaz. Yerleşme ve yaşamada diğer insanlara muhtaçtır.
İnsanın tek ve şaşmaz gayesi insan-ı kâmil mertebesine ulaşmak olmalıdır. İnsan-ı kâmil; kemale ermiş olgun insan demektir. O, İslam’ın emrettiği bütün emirleri yapan, dinî yasaklardan sakınan, peygamber ahlakı ile ahlaklanan, hareketleri ve sözleri hep Allah’ın ilhamı ile olan, üstün insan demektir. Öyle ki, bütün varlıklar ve imkânlar insanın emrine amade olarak yaratıldığı 45. Sure için de bulunan 13. ayette haber verilerek “Göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden bir lütuf olarak size amade kıldı. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için deliller vardır.”denilmiştir. Hatta Kur’an-ı Kerim’in 114 suresinden birisi “insan” ismini taşımaktadır.
İnsan dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmak için yaratılmıştır. Din bu mutluluğa ulaşmanın yol ve kurallarını gösterir. İslam dininde dünya için ahiret, ahiret için de dünya ihmal edilmez. Dinimizde dünya için ahiretini, ahireti için de dünyasını ihmal eden insan makbul değildir. Bilakis dünya ve ahiret işlerini atbaşı götüren, dünyası için ahiretini ve ahireti için de dünyasını ihmal etmeyen kişi makbuldür. Gerçek Müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi dünyası için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışan ve iki günü eşit olan insanın zararda olacağını bilen insandır. İşte bu insan yaratılışın maddî ve manevî gayesine uygun yaşayan insandır. İşte bu insan dünya ve ahirette mutluluğa ulaşan insandır.
Netice olarak; Allah insanı balçık halindeki çamurdan, en güzel surette, akıl, izan, şuur ve irade sahibi olarak yaratmııştır. İnsanın yaratılış gayesi; Allah’ı tanıması ve ölünceye kadar O’na itaat etmesidir.
Dünya hayatı insan için, bir imtihan mahallidir. Allah kimin daha güzel davranacağını sınamak için hayatı ve ölümü yaratmıştır. Dünyada Hakkı seçen , güzel , faydalı ve sevap olan işleri yapanlar sınavı kazananlar ve ahirette kazançlı çıkanlardır. Batılı seçip, çirkin, faydasız ve günah olan işleri yapanlar ise, imtihanı kaybeden ve ahirette zararlı çıkanlardır.
Selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@