Sel Sokak Canlı Kamera

Kameraya bağlanmak için resme tıklayın.

 Ayarları İçin Tıklayınız.. 

corum_vakifi_mini

Son İlanlar

ELEMAN
İş Verenler (06.09.2010)
BAYAN ELEMAN
İş Verenler (03.09.2010)
çözüm elektrik
İş Verenler (02.09.2010)
SATILIK MARKET
Satmak Istiyorum (02.09.2010)
VETERİNER HEKİM ARANIYOR
İş Verenler (02.09.2010)


 
KORKULARIN ÜZERİNE GİTMEK GEREK Yazdır e-Posta
GÜNAY ERTUĞ
Salı, 26 Ocak 2010 10:26

Söylenmesi gerekenleri söyleyecek, bilip de söyleyemediğimiz o kadar çok şey var ki bildiğimiz ve sustuğumuz…

Diyemediğimiz ama dememiz gereken o kadar şey birikmiş ki yüreğimizde…

Zamanı geldiğinde söylenmelidir dile gelenler.

Bu yürek pazarıdır, yüreği olan döksün, cesareti olan konuşsun. Zaman zaman kandırıldığımızı ve aptal yerine konduğumuzu düşünürüm. Son yıllarda yaşadıklarımız sizce normal mi?

 Çok ötesinde…

Belki de onun içindir burnumuzdan solumamız. Memleketimizin dört bir köşesinde yaşananlara şöyle bir bakalım mı?

Geçtiğimiz günlerde, ellerinde “Kahrolsun Amerika” yazılı pankartları taşıyanlara binlerce insan saldırmadı mı?

Bugün yeşil mont giyene nerdeyse terörist gözüyle bakılmıyor mu?

Gencecik bir çocuk evinin önünde öldürülmedi mi?

Herkes birbirine şüpheyle bakmıyor mu?

Ne zaman iktidarın ayağı tökezleyecek olsa, mutlaka bir çıkış yolu bulmuyorlar mı?

Davos olmasaydı AKP bu gün beş puan daha geride olmayacak mıydı?

Davos’ta İsrail’e posta koyarken, bir belediye başkanının, kameraların önünde söylediği argo sözler karşısında süt dökmüş kediye dönülmedi mi?

Ha… Birde Avrupalılar var.

Hani çok önceleri Viyana kapılarına yalınkılıç giderek korkuttuğumuz Avrupalılar…

Bunu bir üstünlük sanarak, ülkemize gelen turistleri kılıç- kalkan oyunuyla karşılayıp perçinlemedik mi bu konuyu?

Sonra da İsviçre’de minareler ve önünde kara çarşaflı kadın figürleri…

Bizde iktidar ne diyor?

“Halka gidelim, halktan kaçmayın”

Referandum yani…

Aslı ise; Halka dayalı totaliter demokrasi.

Başbakan ne demişti; “Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz”

Bu laf sadece ülkemizde kalmıyor, her yere gidiyor. Haliyle İsviçre’ye de. Böylece minare imajımız yorumlanmaya hacet kalmadan yerini buluyor.

Medeni kanununu her zaman esas aldığımız İsviçre’de İslamı hiç bağlamayan bu sözler yüzünden halkın isteği karşısında kıyametler kopuyor. Bence esas irdelenmesi gereken konu bu.

Dış İşleri Bakanlığı, “Bu karar, temel insani değerler ve özgürlüklere aykırı talihsiz bir gelişme” diye açıklama yapıyor.

İyi güzel, temelinde eyvallah diyebiliriz. Ama Ayasofya’nın dört bir yanına minare dikilmedi mi? Ve bir kilise olan Ayasofya’nın deyim yerindeyse “çanlarına ot “tıkamadılar mı?

İçeride tapılanlara ne demeli ya? Onlara tahammülümüz var mı? Hatırlarsak eğer “Cem evleri cümbüş evleri” diyerek onların kendi görüş ve inançlarına uygun hareketleri hor görmüşlerdi.

Hz. Muhammed’in 13 yıl boyunca ibadetini cami veya mescit olmadığı için sıradan evlerde yaptığı söylenir. Bu olguyu hiçe sayıp Alevileri sıra dışı insanlar sınıfına koymaya çalışmak insani değerler ve özgürlüklere aykırı olmuyor mu?   Hükümet yetkililerinin sözleri  ne kadar bağdaşıyor?

Her zaman medeni bir ülke örneği olan İsviçre halkın isteğini yapıyor.

Yalnız İsviçre ile aramızda ufak bir nüans farkı var.

Orada kapıların önüne kömür ve nohut çuvalları bırakılmıyor.

Her Gününüz Güzel Olsun.