01.01.2013, 00:00 3809

İLİM MECLİSİNDE BULUNMANIN SEVABI

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Bilindiği gibi insan; bedeni ile dünyaya, ruhu ile de ahirete ait bir varlıktır. İnsan için dünya geçici, ahiret ise kalıcı bir yurttur. İnsanın bu iki yurtta da mutlu olması dinin asıl gayesidir. Bu iki yurttaki mutluluğu da, insanın bu dünyada ki çalışma ve gayretleri ile kazanılır. Bunun için din, hiç ölmeyecek gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi de, öbür dünya için çalışmayı emreder. İnsan çalışmalarında ne ruhunu bedenine, ne de bedenini ruhuna tercih etmemelidir. Çünkü bedenini ruhuna tercih eden ahretini, ruhunu bedenine tercih eden de dünyasını kaybeder.

            Dünyada fertlerin ve toplumların, hem maddi ve hem de manevi sahada yükselmesini ve ilerlemesini sağlayan faktörlerin başında ilim gelmektedir. Bu sebeple İslam dini, ilme ve ilim adamına, okumaya, okutmaya, öğrenmeye ve öğretmeye büyük önem vermiştir. İlim tahsilini kadın erkek demeden her müslümana farz kılmış, beşikten mezara kadar ilim tahsil etmeyi emrederek, ilmin yaşının olmadığını, ilimin çinde de olsa alınmasını emrederek de ilimin vatanının olmayacağını belirtmiştir. Hatta o kadar ki, İslam Dininin temel kitabı Kuran’ı Kerimin ilk emri de, oku olmuştur.                            

            İlmin ve alimin önemi ile ilgili müteaddit ayet ve hadis vardır. Hatta İmam-ı Gazali Kur’anı kerimde 763 yerde ilimden ve alimden bahsedildiğini beyan etmiştir. Nitekim yüce Allah zümer suresinin 9. Ayetinde: “ Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür” buyurarak,  olayları ve olaylar arasındaki sebep ve sonuç ilişkisini kavrama konusunda, alimle cahilin bir olmayacağına dikkati çekmiştir. Fatır suresinin 29.  ayetinde de; “ Kulların içinden ancak alimler, Allah’tan gereğince korkar” buyurarak da, Allah’ın emirlerini tutmamak ve yasaklarından sakınmamak konusunda, bu hareketlerinin sonunda duçar olacakları hüsranı iyi bildikleri için, Allah’tan en fazla alimlerin korkacaklarına vurgu yapmıştır. Bunun için de, Peygamberimize hitaben enam suresinin 35. ayetinde; “ O halde sakın cahillerden olma” ve araf suresinin 199. ayetinde de;   “Sen cahillerden yüz çevir” buyurmuştur.  

             Kur’an-ı Kerime göre; her türlü kötülüğün, fenalığın, batıl inanç ve sapık düşüncenin, hatta şirkin ve küfrün gerçek sebebi cehalettir. İlim; küfrü ortadan kaldıran, sapıklığı yok eden ve karanlığı yırtarak Hak ve Hakikat yolunu aydınlatan ilahi bir nur ve ışıktır. İlim; hakkı batıldan, hayrı şerden, iyiyi kötüden, doğruyu eğriden, günah olanı sevap olandan ayıran ilahi bir servettir. Hem de ilim serveti mal servetinden de üstündür, çünkü mal serveti sarf edilince azalır, ilim serveti ise sarf edildikçe çoğalır.  

             İlim; ya okuyarak, ya dinleyerek, ya da görerek öğrenilir. Onun için Peygamber Efendimiz; “ Ya alim ol, ya öğrenci ol, ya dinleyici ol, ya da bunları sevici ol, beşinci olma helak olursun” buyurmuştur. O nedenle İslam Dini; ilim tahsil etmeye, ilim meclislerinde bulunmaya, camilerde vaa’zu nasihat dinlemeye, çok önem vermiştir. Bu konulara dikkati çekmek için Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde; “ Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kimseye cennetin yolunu kolaylaştırır” ve “ İlim yolunda ölene şehitlik payesi verilir.” buyurarak, müminleri ilim tahsil etmeye teşvik etmiştir. (Buhari ilim 10), “Kim bir hayrı öğrenmek veya öğretmek için camiye gelirse, Allah ona tam bir hac sevabı verir.” ve “ Din vaaz ve nasihattir.” buyurmak suretiyle de, camilere gidilerek ibadetin yanında vaa’zu nasihat dinlenerek Hak ve hayırdan bir şeyler öğrenmenin önemine işaret buyurmuşlardır. Konu ile ilgili bir başka hadiste ise; “Kim bir ilim meclisinde bulunur ve orada bir Allah emri öğrenirde, bu emri pratik hayatında uygularsa, o kişi altı şeyle ödüllendirilir; Kabir azabından necat bulur, Allah onun rızkını helalinden genişletir, kitabı mahşerde sağ yanından verilir, sıratı yel gibi geçer, Peygamberlerle haşrolur ve Allah ona cennette yeşil yakuttan köşk yapar” buyrulmaktadır.

           Rivayete göre Peygamberimiz bir gün Mescidi Nebeviye girer. Mescitteki cemaatten bir kısmının namaz kıldığını, bir kısmının zikir çektiğini bir kısmının da fıkhi konuları mütalaa ve müzakere ettiklerini görür. Herkese selam verdikten sonra, ilmi müzakere yapanların içine katılmıştır. Çünkü namaz kılan ve zikir çekenlerin yaptıkları güzeldir fakat faydası kendileri içindir. İlmi müzakere yapanların yaptıkları ise  hem güzeldir, hem de bütün insanlığın faydasınadır.

              İbadetlerin sağlıklı ve sünnete uygun olarak ifa edilmesi için de, ilim çok önemlidir. Bu ilimden maksat, hem dini ve hem de dünyevi ilimdir. Çünkü “ilimsiz din kör, dinsiz ilim topaldır” derler, takdir edileceği gibi, kör topal olarak sağlam sonuca gidilemeyeceği de, bir gerçektir.          

              İslam dininde; ilmin fazileti ibadetin faziletinden, alimin fazileti de abidin faziletinden üstündür. Nitekim Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde mealen; “ Bir fakih (fıkıh alimi), şeytana karşı, bin abidden (ibadet edenden) daha etkilidir” buyurmuşlardır. Gerçekten de, dini sahada iyi yetişmiş bir alim şeytana karşı, kendisini ibadete vermiş bin abitten daha çetindir. Şeytan abidi kandırabilir, halbuki alim bilgisi ile şeytana karşı kendini daha iyi korur.

            Rivayete göre bir gün Efendimiz şeytanı aleyhillaneyi, Mescidi Nebevinin önünde görür ve orada ne aradığını sorar. Şeytan; “ Mescitte birisi alim birsi de cahil iki kişi var, alim uyuyor, cahil ise nafile ibadet ediyor, içeri girip cahilin namazını ifsat etmek istiyorum, ancak alimin uyanarak düzeltmesinden korkuyorum” der. Bunun üzerine Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) şu veciz hadisini irat buyurur; “ Alimin uykusu, cahilin nafile ibadetinden üstündür.” Efendimize göre dünyayı isteyen ilme sarılmalı, ahreti isteyen ilme sarılmalı, her ikisini isteyen de yine ilme sarılmalıdır.

            Hiçbir din, İslam dini kadar insanlığı ilme ve öğrenmeye teşvik etmemiştir. Hakikaten cehalet ve tembelliğin dinimizde yeri yoktur. Müslümanlıkla bilgisizlik bir birbirine tamamen zıttır. İlme ve öğrenmeye en yüksek değeri veren dinimiz; alime, hocaya ve öğretmene de en büyük payeyi vermiş ve saygıyı göstermiştir. Onun için Hz. Ali (r.a.); “ Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” demiştir.

            Bizim de millet olarak; büyüklerimize, alimlerimize, hocalarımıza ve öğretmenlerimize karşı yüreklerimizde taşıdığımız ve her vesile ile gösterdiğimiz; sevgi, saygı ve hürmet hep dinimizin bu telkinlerindendir. O halde her işite ilim rehber edinilmelidir. İlmin, alimin, hocaların ve öğretmenlerin kıymeti bilinmelidir. Çocuklarımıza da büyüklerine, hocalarına ve öğretmenlerine saygılı olmaları öğretilmelidir.

        Bir topluluk ilmi ve dini konuları Allah rızası için öğrenmek ve öğretmek gayesi ile bir araya gelerek müzakere ve mütalaa yaparsa, Allah’ın melekleri onların üzerine Yaratanın rahmetiyle inerler,  onların affedilmeleri ve işlerinde başarılı olmaları için Allah’a dua ederler. Günümüzde,  gerek erkekler gerekse hanımlar arasında yer yer ve zaman zaman bu tür toplantıların yapıldığına şahit oluyoruz. Gayenin Allah rızası, mümin ve müminelerin din ve dünya adına faydalı bir şeyler öğrenmeleri ve Yaratanın birlikte zikredilmesi ise, buralardan uzak durulmamalı, bu meclislere gidilerek din ve dünya adına her gün yeni ve faydalı bilgiler öğrenilmeye gayret edilmelidir. Çocuklarımızın, yakınlarımızın, dost ve arkadaşlarımızın da, bu tür dini ve ilmi sohbetlere katılmaları, Allah rızası için telkin ve temin edilmelidir. İki günü eşit olanların ziyanda olacaklarını da unutmayalım.

       Diyanet İşleri Başkanlığının yurt genelinde açmış olduğu Kur’an kursları, camilerde uygulanmaya başlanan cami dersleri programları ve okullarda seçmeli ders olarak okutulmaya başlanan Kur’an ve Siyer dersleri, dinimize ait bilgileri sağlam kaynağından ve sağlıklı olarak öğrenmenin en güzel ve en güvenilir yoludur. Buralara kadın erkek demeden gidilerek, çocuklarımıza da bu dersleri seçtirerek bu imkanlardan istifade edilmeli, fırsatlar elden kaçmadan değerlendirilmelidir. Allah bu imkanları büyük milletimizin evlatlarına sunan Devletimize zeval vermesin, Onu ebediyen payidar eylesin. Allah sebep olanlardan da razı olsun.

       Netice olarak; her durum ve fırsattan istifade ederek; dinimiz İslamı, kitabımız Kur’anı, Peygamberimiz Muhammed Mustafa’yı, Onun sünnetini ve ahlakını öğrenelim ve öğretelim. Unutmayalım ki; maddi ve manevi kurtuluşumuzun, refahımızın, mutluluğumuzun, milli birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin iksiri de, bu bilgilerdir.

       Değerli okuyucularım! Ömrümüzden bir yıl daha gitti, ömür sarayımızdan bir tuğla daha düştü. Yolumuz mezara biraz daha yaklaştı. Allah 2012 yılında işlediğimiz günahlarımızı affetsin. 2013 yılının günlerini günahsız ve peygamberle beraber yaşamayı cümlemize nasip etsin. Allah yar ve yardımcımız olsun. Amin.  

            Selam, saygı ve dua ile.

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@