Perihan sinsi bir plan kurmuş, kendince bu mutluluğa son vermenin, yol haritasını çizmişti bile.

Nihayet bir gün, Akif’e sokularak,” Beyim sizinle müsaade ederseniz çok özel bir konuyu görüşmek istiyorum. Fakat Allah aşkına hanımım duymasın” dedi. Akif birden bire nedir diye meraklandı. “Hayrola Perihan Hanım, nedir seni bu kadar telaşlandıran şey, söyle bakalım nedir derdin?” dedi.

O gün Adalet hanım evde yoktu. Perihan tam bir tiyatrocu rolü oynayarak, “ Ah Beyim! Ah, yıllar oldu ekmeğinizi yer suyunuzu içerim, bir dediğim iki edilmez evinizde. Ben hanımımı da çok severim, amma bu işe artık tahammül edemiyorum, vicdan azabı ile kavruluyorum aylardır.” dedi.

Akif’in merakı biraz daha artmıştı konuya. “ Söyle Perihan Hanım ne söyleyeceksen” dedi. Perihan yapmacık ağlamsı bir sesle, “ Beyim sen genç, yakışıklı ve zengin bir insansın. Hanımın da yediği karnında yemediği yanında, giydiği sırtında girmediği dolabındaydı. Eviniz görünüşte bir mutluluk yuvası. Ben anlamıyorum bu hanımım başka ne ister ki, sen iş seyahatine çıktığın zaman eve yabancı erkekle gelir, senin odanda yatağını onunla paylaşır” dedi ve hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Akif , “Sen ne diyorsun kadın, biz onunla tanışıp arkadaşlık yaparak evlendik. O abdestli namazlı, Allah'a muti bir kul, hiç senin dediklerini o yapar mı? Demek sen hem ekmeğimizi yiyorsun, hem de Adalet Hanıma iftira ediyorsun öyle mi? dedi. Perihan, “Beyim istersen uzak bir yere gidiyorum diye evden çık, bir yere gitme gizlice eve gelerek, evde hanımın yaptıklarını geriden izle ve kendi gözlerinizle gör” dedi.

Ertesi gün Akif Bey, Adalet hanımla yaptığı kahvaltıdan sonra işine gitmişti amma, devamlı dünkü Perihan'ın söylediklerini düşünüp duruyordu içinden. Adalet hanımı kendi yatağında bir başka erkekle düşünüyor, adeta çıldıracak gibi oluyor, içinden la havle çekerek, olmaz böyle şey diyordu.

hanım da kahvaltı yaptıktan sonra bahçeye çıktı. Perihan Hanımın kendi kendine bir şeyler söyleyerek ağladığını gördü. Ona yaklaşarak, “ Nedir Perihan Hanım! ne bu halin? “dedi.

Perihan yine bir tiyatrocu edası ile ve ağlamsı bir sesle, bu defa da zehrini hanımına kusmak için tam bir fırsat bulmuştu. “ Ah Hanımım ah, bilmem nasıl söylesem sana, öyle bir derdim var ki, kurt gibi kemiriyor içimi, fakat kimselere diyemiyorum” dedi. Adalet hanım iyice meraklanmıştı bu işe, Perihan'a yaklaşarak, “ Kız nedir şu içini kemiren sır söyle bakalım bana” dedi.

Perihan avının avucuna düştüğünü hisseden avcı gibi içinden sevinerek, “Hanımım sana bu sırrı söylerim amma sakın Efendiniz duymasın, sonra benim işime son verir, belki de beni öldürür” dedi. Adalet hanım, “söyle bakalım nedir bu sır, söylemem ben kimseye” dedi.

Perihan, “ Hanımım vallahi utanıyorum da söylemeye amma, bana iyilikleriniz çok, sana bunu söylemeliyim, sen annenlere yatılıya gittiğin zamanlarda beyin eve yabancı bir kadını getiriyor, onunla senin odanda yatağını paylaşıyor” dedi.

Adalet hanım, “ Ne diyorsun Perihan! Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu dedi? Perihan istersen babanlara gidiyormuş gibi evden çık, gitme gizlice eve gel ve eşinin neler yaptığını gözlerinle gör” dedi.

Adalet hanım birden bire şok oldu, adeta kurşun yemişe döndü. Yukarı çıktı odasına girdi, saatlerce ağladı ve uyuya kaldı yatağının üzerinde. Uyanınca Akif’i düşünüyor, Perihan'ın söyledikleri aklına geliyor, bunları bir türlü aklı almıyor, vicdanı kabullenemiyordu. İçinden bekle gör Adalet bakalım severek evlendiğin, aşkına doyamadığın Akif’in arkandan ne işler çeviriyor, neler yapıyormuş gör bakalım dedi.

O günden sonra saadet yuvası olan villa, tam bir sessizliğe büründü. Karı koca hep bir birlerini başkalarıyla tahayyül ediyor, hayal dünyalarında bir birlerinin ihanetini seyrediyorlardı. Ne yedikleri yedik, ne de içtikleri içtikti. İkisi de birbiriyle rol icabı konuşuyor, içinden başka şeyler düşünüyordu. Her ikisi de bir birine ne oluyor ne var? diyemiyordu korkusundan.

Akşam beraberce aynı yatağa giriyor, bir birlerine sırtlarını dönerek içinden eşinin ihanetini düşünüyorlardı.

Perihan yuvasına giren avının, bir an çıkmasını bekleyen avcı gibi, ektiği fitne tohumunun ne zaman ve nasıl bir meyve vereceğini beklemeye koyulmuştu.

Bir gece Akif’le Adalet beraber yatarlarken, Akif rüyasında Adaletin kendisini kendi yatağında, yabancı bir erkekle aldatıyor iken gördü. Rüyanın heyecanıyla uyanır uyanmaz, Adalet’in gırtlağına çökerek onu boğup öldürdü. Adalet bu gece daldığı uykudan artık uyanamamıştı.

Akif’in sabahleyin odasından perişan bir vaziyette çıkıp gittiğini gören Perihan, bir koşu yukarı çıkarak yatak odasına daldı. Birde ne görsün hanımı cansız yatıyor. Perihan'ın ektiği fitne tohumu meyvesini vermiş, Perihan emeline kavuşmuştu. İndi aşağıya hemen mahalle karakoluna giderek, karakul amirinin kapısını çaldı. İçeri girince komisere çalıştığı evin beyi Akif’in, Hanımı Adalet’i yatağında boğarak öldürdüğünü söyledi. Komiser ona, “ Akif Bey karakolumuza gelerek suçunu itiraf etmiş, hakkında gerekli kanuni işlemler başlatılmıştır” dedi.

Evet, ikiyüzlü fitne hizmetçi Perihan, hedefine ulaşmış, evin hanımını mezara, beyini ceza evine göndermişti. Adalet Hanımla Akif Bey’in kurduğu saadet yuvasını da felaket villası haline getirmişti. Allah kötüye fırsat vermesin, iki yüzlü münafıkların şerrinden bütün müminleri korusun. AMİN

Ankara’dan selam, sevgi saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner251