08.09.2017, 00:32 217

İKİ YÜZLÜ FİTNE HiZMETÇİ-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Saygı değer okuyucularım, bu gün yine sizinle bir hikayemi paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz.

Adalet’le Akif, üniversiteli iken tanışmışlardı. Adalet Karadenizli, Akif Egeliydi. İkisi de Anadolu'nun saf insanlarının temiz evlatlarıydı. Adalet İlahiyat Fakültesinde, Akif de Hukuk Fakültesinde okuyordu. İkisi de Üniversiteye gelene kadar Ankara’ya hiç gelmemişlerdi.

Adalet’le aynı yıl Eczacılık Fakültesine kaydolan Elif ile Adalet, aynı yurtta ve aynı odada kalan çok samimi iki arkadaştı. Evet, aynı yurtta ve aynı odada kalıyorlardı da, zamanla sadece yeyip içtikleri ayrı giden iki arkadaş haline gelmişlerdi…

Namaz kılmak için her türlü bilgi ve alt yapıya sahip olduğu halde namaz kılmayan Elif, Adalet’le tanışıp arkadaş olduktan sonra namaza başlamış, o da Adalet gibi beş vakit namazını zamanında kılan bir genç kız olmuştu artık. Elif zaman zaman Adalet'e “Sayende namaza başladım ve çok mutluyum, önceleri içimde daima bir huzursuzluk hisseder, vicdani rahatsızlık duyardım. Şimdi bunlardan kurtuldum, önceden dert edinip üzüldüğüm konuları şimdi hiç aklımdan bile geçirmiyorum. Bu mutluluğumun sebebi namaz kılmam, onun sebebi de sensin. Allah senden razı olsun, ne muradın varsa versin” diye içini döker ve dua ederdi.

Adalet’le Elif genelde okulun ve yurdun kantinine beraber gider; beraber yer, beraber içer, beraber oturur, beraber kalkarlardı. Bir gün Adalet okuldan gelip yurdun kantinine girdiğinde Elif’in yanında bir genç oturuyordu. Adalet içinden, “ Herhalde Elif’in erkek arkadaşı, onları rahatsız etmeyim” diyerek gerilerde bir masaya oturdu. Elif Adalet’i görmemişti.

Kafeteryadan çıkınca Adalet, Elif’le yanındaki yakışıklı gencin kapıda ayaküstü sohbet ettiklerini, gördü ve yanlarına gitti. Elif Adalet'e “Abim Akif”, Akif’e de “arkadaşım Adalet” diyerek gençleri tanıştırdı. Akif’le Adalet birbirlerine tanıştıklarına memnun oldukların ifade ettiler. Elif “seni içeride göremedim” deyince, Adalet olanları anlattı. Elif, “ Ben kurt gibi açım, haydi Adalet bir lokantaya gidelim de abim bize güzel bir ziyafet çeksin” dedi. İç Cebeci’de lüks bir lokantaya gittiler. Yemekler söylendi. Yemek masasındaki üçlü, sohbet esnasında Adalet, içten içe hoşuna giden, konuşmalarını, kibar ve nezaketli tavır ve hareketlerini beğendiği Akif’in, Ankara Hukuk’un son sınıfında okuyan bekar bir delikanlı olduğunu öğrenmiş oldu.

Patronluğunu Akif’in yaptığı yeme içme faslından sonra, Akif bir saat sonra dersim var diyerek, Allah'a ısmarladık deyip ayrılırken Adalete, tanıştığımıza cidden sevindim ve çok çok memnun oldum” dedi.

O günden sonra zaman zaman bu üçlü bir araya geliyor, gezip tozuyor, yiyor içiyorlardı. Zaman ilerledikçe içten içe birbirini seven ve beğenen ama bir türlü bunu açığa vuramayan Adalet’le Akif, ara sıra Elif olmadan da bir arya geliyor, gezip dolaşıyorlardı.

O gün sabah Elif, erken kalkmış, namazını kılmış bir daha yatmamış, heyecanla Akif’in mezuniyet törenine gitme zamanını bekliyordu. Adalet’le Elif beraber törene gittiler. Çok güzel bir tören oldu. Adalet, törene gelen Elif’in anne ve babasıyla da tanıştı. Akif’in babası holding sahibi zengin bir iş adamıydı. Törenden sonra, Ankara'nın meşhur Güniz sokağındaki “Hacı Arif Bey” lokantasında, Adalet’le birlikte yenilen bir yemekle günün mutluluğu paylaşıldı.

Genç Akif mezuniyetten sonar avukatlık stajı yapmış, babasının işleriyle ilgili iki yıllık bir avukatlık serüveninden sonra, babası Fahri Bey ölünce, holdingin başına geçerek büyük bir iş adamı olmuştu.

Elif’le Adalet okullarını bitirmişler, aynı şehirde Adalet lisede öğretmen olarak göreve başlamış, Elif’e de abisi bir eczane açmıştı.

Aradan geçen zaman içerisinde Akif’le Adalet’in arkadaşlıkları ilerlemiş, iki ailenin de münasip görmeleriyle ve çok güzel, görkemli bir düğün ile dünya evine girmişlerdi.

Evliliğin ikinci yılında Akif’in annesi de Rahmet-i Rahmana kavuştu.

Akif’le Adalet denilebilir ki dünyanın en mutlu çiftiydi. Beraberce hacca giderek hacı olmuşlar, Kabe'yi tavaf etme ve Resulullah'ı da kabri başında ziyaret etme fırsatı bulmuşlardı. Artık sık sık umre yapıyor, zaman zaman da yurt dışı seyahatlere çıkıyorlardı. Evliliklerinin dördüncü yılı olmasına rağmen henüz çocukları yoktu.

Artık Akif çevresinde, işinde ve iş yerinde sevilip sayılan bir Akif bey olmuştu. Akif Beyin de müsaadesi ile mesleğini devam ettiren Adalet de, çevresinde ve iş yerinde sevilip sayılan bir Adalet Hanım olmuştu. Adalet Hanımla Akif Beyin mutlulukları dostlarını sevindirip memnun eden, istemiyenlerinin de hoşlarına gitmeyen bir seviyedeydi.

Adalet ve Akif çiftinin evlerinde önceleri, merhum Fahri Beyin zamanında Akiflerin evinde çalışan hizmetli Saadet hanım çalışıyordu. Onun vefatı ile bir dostlarının tavsiye ettikleri genç bir hanım olan Perihan çalışmaya başlamıştı. Perihan Hanımın çalışmalarından ev sahipleri çok memnundular. Perihan Hanım; tatlı dilli, güler yüzlü, ev sahipleriyle iyi diyalog kurma kabiliyeti olan, evin işlerini kendi işiymiş gibi benimseyen, ev sahiplerini dostlarına karşı hiç bir konuda mahcup etmeyen kendi sahasında çok yönlü meziyetleri olan bir tipti.. Bu yüzden evin hanımının da, beyinin de gözlerine girmiş itimatlarını kazanmıştı. Ev sahipleri de Perihan'ın bir diklerini iki etmez, kendisi ve evi için ne isterse fazlasıyla verir ve yaparlardı.

Günler böyle geçerken zamanla genç Perihan, patronlarının bu dillere destan mutluluklarını kıskanmaya başladı. Öyle ki, Akif’i Adalet’ten, Adalet’i de Akif’ten kıskanır hale gelmiş, adeta onların mutluluğu bunu rahatsız eder olmuştu. Villanın mutlu çiftini görmek dahi istemez duruma gelen Perihan, artık onların bu mutluluğuna son vermek ve saadet yuvası olan bu villaya da ateş düşürmek istiyor, bunların hain planlarını yapıyordu içten içe.

SÜRECEK

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@