23.08.2013, 00:00 270

İFTIRA

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Maddî hastalıklar olduğu gibi manevî birtakım hastalıklar da vardır. Maddî hastalıklar insanın fiziksel (bedensel) yapısına, manevî hastalıklar da kişinin ruhsal (ruhi) yapısına arız olur.

Verem, kalp, romatizma kanser vs. gibi hastalıklar bedensel hastalıkların bazılarıdır. Yalan söyleme, gıybet etme, iftira etme, içki içme, kumar oynama, zina yapma, şirk koşma, faiz yeme ve haram yeme hastalıkları gibi hastalıklar da ruhsal hastalıkların bazılarıdır. Çocuk genelde bedensel olarak sağlam doğar. Eğer çocuğun gerekli aşıları zamanında yaptırılmazsa, beslenmesine ve gelişmesine dikkat edilmezse, çocuk sağlıklı ve dirençli bir vücuda sahip olamaz ve yukarıda sayılan maddi  hastalıklara duçar olabilme riski fazla olur.

İnsanoğlu ruhi bakımdan da tertemiz doğar. Buluğa erdikten sonra, hem maddî hem manevî bakımdan iyi eğitim alarak ahlaklı ve şahsiyetli bir kişilik kazanamazsa, yine yuıkarıda  sayılan manevî hastalıkların birisine veya bir kaçına duçar olması kaçınılmazdır. 

İşte bu hastalıklardan birisi olan “İftira” da kişinin manevî hastalıklarındandır.

İftira sözlükte; yalan söyleme, yalan uydurma, asılsız isnatta bulunma, yapmadığı halde kötü bir işi birisine yükleme, yalan yere birisini suçlu gösterme, birine suç atma ve bühtan anlamlarına gelir.

Ahlak terimi olarak iftira; “bir kimseye asılsız olarak suç, günah, yahut kusur sayılan bir söz, davranış veya nitelik isnat etmek” anlamlarında kullanılmaktadır. Ancak günlük dilde iftira yaygın olmakla birlikte, hukuk ve ahlakla ilgili daha çok “ifk” ve “bühtan” terimleri, zina iftirası için de “kazf” kelimesi kullanılmaktadır.(İslam Ansiklopedisi, C.2, s.522)

Kur’an-ı Kerim’de iftira ve aynı kökten gelen kelimeler 59 yerde geçer. Bunlar genelde, “Allah’ın hakkında yalan uydurma, O’nun birliği, yetkinliği ve aşkınlığı ile bağdaşmayan iddialar ileri sürme” manalarında yer almaktadır. Ve yine müşriklerin Allah’a (c.c) isnat ederek kendi kafalarından hüküm koymaları iftira kavramı ile ifade edilmektedir.

Kur’an’daki iftira ayetlerinden Nisâ Suresi’nin 48. ayetinde Allah’ın kendisine ortak koşanın dışında dilediği kimselerin bütün günahını affedeceği bağışlayacağı ifade edildikten sonra, “Allah’a ortak koşan kimse yanlış bir inanç uydurup büyük günah işlemiş olur” ve yine aynı surenin 112. ayetinde de; “kim bir hata yapar kasıtlı günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa büyük bir bühtan ve apaçık bir günah işlemiş olur” buyrulmak suretiyle iftiranın ne kadar büyük bir günah olduğuna dikkat çekilmiştir. 

İslam’da iftira haram kılınmıştır. En büyük günahlardan sayılmıştır. Müminleri kötü huy davranışlardan uzak tutmaya çalışan Peygamberimiz (s.a.v.), iffetli bir kadına zina isnat etmenin ve suçsuz bir kimseye suç yüklemenin yani iftiranın büyük günahlardan olduğunun hatta iftiranın insanın ahiret hayatını iflasa götürecek olan kul hakları arasında yer aldığını haber vermiştir. (Buhari 23, Müslim­ Birr 60)

İslam’da iftira haram kılındığı gibi, asılsız olması muhtemel haberlerin de doğruymuş gibi kabul edilerek bunları araştırmadan inanmak da yasaklanmıştır. Nitekim İsra Suresi’nin 36. ayetinde mealen; “Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumludur.” Hucurat Suresi’nin 6. ayetinde de, “Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın, yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de yaptığınıza pişman olursunuz” buyrulmaktadır. 

Manevî hastalıklar insanı madden ve manen yıkan, yakan, kahreden, kişiyi felaketlere sürükleyen, çoğu zaman dargınlıklara, küskünlüklere, ayrılıklara, yuvaların yıkılıp dağılmasına, eşlerin dul, çocukların mağdur olmalarına, kişinin, zelil ve hakir olmasına hatta intiharlara, iflaslara sebep olmaktadır. Bu hastalıklar kişiyi bahtsız, ailesini dirliksiz, düzensiz, milletini ve cemiyetini de huzursuz eder.

İftira hastalığına yakalanan kişi adeta iftira etmeden duramaz, yaşayamaz. Dünya menfaati ve şahsi çıkarı, kişilere iftira etmekle temin edildiğinden, bu kişiler her gün bir başkasına iftira ederler.

 

 İftira Niçin Yapılır ?

Bir kimseye yapılan iftiranın arka planında kin, haset, istememezlik, çekememezlik ve intikam vardır. İftira hastası olan kişiler, iftira ettikleri insanların maddî ve manevî başarılarını çekemezler. Varlığını, malını, mülkünü, şanını, şöhretini, makamını mevkiisini vs. kıskanırlar, haset ederler. Yahut da topluma mal olmuş; ahlakı, şahsiyeti, şerefi ve başarısı ile örnek olmuş, toplum içinde saygınlığı olan ve adeta kemal önderi haline gelmiş, toplulukları yönlendirebilen, birlik, beraberlik, kardeşlik ve huzur ortamına katkıda bulunan kişilere, toplumda bunların varlığına tahammül edemeyen kimselerin, intikam hırsından kaynaklanır.

 

İftira Kimlere Yapılır ?

Halk arasında   “meyvesiz ağaç taşlanmaz” derler. Cidden de tarih boyunca bu böyle olmuş, hep meyveli ağaç taşlanmıştır. Çalışkan, başarılı, örnek, önder ve lider durumda olan insanlara iftira edilmiştir. Genelde insanlığa en faydalı olanlar, en fazla iftiraya uğrayanlardır. İftiraya maruz kalanların başında peygamberler, onların başında da Peygamberimiz (s.a.v.) gelmektedir. Müşrikler ona, “yalancıdır, delidir, şairdir, kahindir, sihirbazdır” vs. diyerek iftira etmişlerdir. İsa (a.s)’ı  Allah’ın hikmeti olarak babasız dünyaya getiren Meryem validemizden, Peygamber Efendimizin namus ve iffet abidesi eşlerinden Hz. Aişe validemize ve daha kimlere iftira edilmemiştir ki…

Bu çeşit iftira hastalarının iftira, isnat ve yalanlarına itibar edilmemesi, onlara boyun eğilmemesi, onları haklı görür gibi söz ve davranışlarda bulunulmaması, hulasa onların toplum içinden dışlanması, Yüce Allah’ın emridir. Nitekim Kalem Suresi’nin 10-14 ayetlerinde Yüce Allah (c.c) sevgili Peygamberimize hitaben, “Rasulüm, alabildiğine yemin eden aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf götüren-getiren, iyiliği hep engelliyen, mütecaviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiç birine mal ve oğulları vardır diye sakın boyun eğme (taviz verme)” buyrulmuştur.

Ayet-i kerimede haklı haksız her şeye yemin edip Allah’ı (c.c) yeminle anma alışkanlığında olanları, değersizi, çok ayıplayanı, insandan insana laf taşıyarak koğuculuk yapanı, hayırdan alıkoyanı, aşırı giden zalimi, zorbayı, çok günahkarı, soysuz olanı, yardakçıyı tanımaması, sevmemesi, saymaması ve bunlara boyun eğmemesi Peygamber efendimizden ve onun şahsında ümmetinden istenmektedir.

 

Birisine Yapılan İftira Karşısında Mümin Ne Yapmalıdır?

Bir iftira olayına inanmayanlar üzülür. Üzülmeyenler, o iftirayı yapanlar veya o karakterde olanlardandır. İftira atmak veya ona muhatap olmak öyle kolay şey değildir. O’nun için Kur’an-ı Kerim’in Nur Suresi’nin 11 ila 18. ayetlerinde Hz. Aişe validemize yapılan iftira (ifk) hadisesi ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadın, kendileri (din kardeşleri) hakkında iyi zan besleyip de, ‘bu apaçık bir iftiradır’ deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu. Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. Bu iftirayı işittiğiniz vakit, ‘Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksiklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır’ demeniz gerekmez miydi? Gerçek mü'minlerseniz, Allah size bir daha böyle bir günaha aslâ dönmemenizi öğüt veriyor. Âyetlerini de Allah size böylece açıklıyor, Allah herşeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır” buyrulmaktadır.

Biz bu ayetlerinden iftira edenlerin alçaklığını ve büyük bir azaba duçar olacaklarını, iftira edilenin mağduriyetini ve bu iftira olayını duyanların da ne demeleri ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini öğreniyoruz. Yapmadıkları bir şeyi erkek ve kadın müminlere isnat etmenin ne büyük bir vebal olduğunu da Ahzab Suresi’nin 58. ayetinden öğreniyoruz. Bu ayette mealen, “Erkek ve kadın müminlere yapmadıkları bir şeyi isnat ederek iftira edenler, şüphe yok ki bühtân (yalan) ve apaçık bir vebal yüklenmişlerdir.” buyrulmaktadır.

 

Vebalden Kurtulmak İçin İftira Eden Ne Yapmalıdır ?

İftira eden kişi kul hakkına tecavüz etmiştir. Onun için mahşer-i kübra’da o büyük mahkemenin tek hakimi Yüce Allah’ın huzurunda kullar hesaplaşırken, iftira ettiği kişi ile hesaplaşacaktır. Ödeşmek için iftira ettiği kişiye varsa sevabından verecek. Sevabı yoksa veya ödeşmeye sevabı yetmiyorsa, iftira ettiği kişinin günahını yüklenerek ödeyecektir. İşte iftira eden bunu bilmeli, cahilce cesaretle işi ahirete, mahşerde hesaplaşmaya bırakmamalıdır.

Bunun için yapılacak iş, önce iftira ettiği kişiye giderek sözlerinin, isnat ettiği şeyin yalan olduğunu itiraf edecek, özür dileyecektir. Sonra iftira ettiği kişi ile helalleşecektir. Daha sonra da yaptığı günaha pişman olup tövbe ve istiğfar edecektir. Akıllı insan, üç günlük dünya için ebedi hayatını harcamaz. Hakkına tecavüz ettiği insanlarla dünyada hesaplaşır. Ahirete bırakmaz. Orada Allahın huzurunda hesaplaşırken Allah’tan utanmaktan ise burada suçunu itiraf edip, özür dileyerek kuldan utanmayı yeğler. İnanan kimse, Allah’ın rahmet ve bağışlamasından ümidini kesmez. Ancak kul hakkını helal etmeden, Allah haksızı temize çıkarmaz. O nedenle kişinin hukuku olanlarla helalleşmesi çok önemlidir.

Yüce Allah inanları; zalimin zulmünden, şeririn şerrinden, müfterinin iftirasından, kötülerin kötülüğünden korusun. Mevla kötüye muhtaç etmesin, kötüye fırsat vermesin.

               Selam, saygı ve dua ile.

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@