Müşrikler ona, “Yalancıdır, şairdir, kahindir, sihirbazdır” vs. diyerek iftira etmişlerdir. İsa (a.s)’ı Allah’ın hikmeti olarak babasız dünyaya getiren Meryem validemize, Peygamber Efendimizin namus ve iffet abidesi eşlerinden Hz. Aişe validemize ve daha kimlere iftira edilmemiştir ki…

Bu çeşit iftira hastalarının iftira, isnat ve yalanlarına itibar edilmemesi, onlara boyun eğilmemesi onları haklı görür gibi söz ve davranışlarda bulunulmaması, hulasa onların toplum içinden dışlanması Yüce Allah’ın emridir. Nitekim Kalem Suresi’nin 10-14 ayetlerinde Yüce Allah (c.c) sevgili Peygamberimize hitaben, “Rasulüm, alabildiğine yemin eden aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf götüren-getiren, iyiliği hep engelliyen, mütecaviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiç birine mal ve oğulları vardır diye sakın boyun eğme (taviz verme)” buyrulmuştur. Ayet-i kerimede haklı haksız her şeye yemin edip Allah’ı (c.c) yeminle anma alışkanlığında olanları, değersizi, çok ayıplayanı, insandan insana laf taşıyarak koğuculuk yapanı, hayırdan alıkoyanı, aşırı giden zalimi, zorbayı, çok günahkarı, soysuz olanı ve yardakçıyı tanımaması, sevmemesi, saymaması ve bunlara boyun eğmemesi Peygamber efendimizden ve onun şahsında ümmetinden istenmektedir.

BİRİSİNE YAPILAN İFTİRA KARŞISINDA MÜMİN NE YAPMALIDIR?

Bir iftira olayına inanmayanlar üzülür. Üzülmeyenler, o iftirayı yapanlar veya o karakterde olanlardandır. İftira atmak veya ona muhatap olmak öyle kolay şey değildir. O’nun için Kur’an-ı Kerim’in Nur Suresi’nin 11 ila 18. ayetlerinde Hz. Aişe validemize yapılan iftira (ifk) hadisesi ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır: “O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadın, kendileri (din kardeşleri) hakkında iyi zan besleyip de, ‘bu apaçık bir iftiradır’ deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu. Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır. Bu iftirayı işittiğiniz vakit, ‘Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksiklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır’ demeniz gerekmez miydi? Gerçek mü'minlerseniz, Allah size bir daha böyle bir günaha aslâ dönmemenizi öğüt veriyor. Âyetlerini de Allah size böylece açıklıyor, Allah herşeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır” buyrulmaktadır.

Biz bu ayetlerinden iftira edenlerin alçaklığını ve büyük bir azaba duçar olacaklarını, iftira edilenin mağduriyetini ve bu iftira olayını duyanların da ne demeleri ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini öğreniyoruz. Yapmadıkları bir şeyi erkek ve kadın müminlere isnat etmenin ne büyük bir vebal olduğunu da Ahzab Suresi’nin 58. ayetinden öğreniyoruz. Bu ayette mealen, “Erkek ve kadın müminlere yapmadıkları bir şeyi isnat ederek iftira edenler, şüphe yok ki bühtân (yalan) ve apaçık bir vebal yüklenmişlerdir.” buyrulmaktadır.

VEBALDEN KURTULMAK İÇİN İFTİRA EDEN NE YAPMALIDIR?

İftira eden kişi kul hakkına tecavüz etmiştir. Onun için mahşer-i kübra’da o büyük mahkemenin tek hakimi Yüce Allah’ın huzurunda kullar hesaplaşırken, iftira ettiği kişi ile hesaplaşacaktır. Ödeşmek için iftira ettiği kişiye varsa sevabından verecek. Sevabı yoksa veya ödeşmeye sevabı yetmiyorsa, iftira ettiği kişinin günahını yüklenerek ödeyecektir. İşte iftira eden bunu bilmeli, cahilce cesaretle işi ahirete, mahşerde hesaplaşmaya bırakmamalıdır. Bunun için yapılacak iş, önce iftira ettiği kişiye giderek sözlerinin, isnat ettiği şeyin yalan olduğunu itiraf edecek, özür dileyecektir. Sonra iftira ettiği kişi ile helalleşecektir. Daha sonra da yaptığı günaha pişman olup tövbe ve istiğfar edecektir. Akıllı insan, üç günlük dünya için ebedi hayatını harcamaz. Hakkına tecavüz ettiği insanlarla dünyada hesaplaşır. Ahirete bırakmaz. Orada Allah’ın huzurunda hesaplaşırken Allah’tan utanmaktan ise burada suçunu itiraf edip, özür dileyerek kuldan utanmayı yeğler. İnanan kimse, Allah’ın rahmet ve bağışlamasından ümidini kesmez. Ancak kul hakkını helal etmeden, Allah haksızı temize çıkarmaz. O nedenle kişinin hukuku olanlarla helalleşmesi çok önemlidir. Yüce Allah inananları; zalimin zulmünden, müfterinin iftirasından, kötülerin kötülüğünden, şerlilerin şerrinden korusun. Mevla kötüye fırsat vermesin ve kötüye muhtaç etmesin.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dua ile.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner303

banner155