10.01.2013, 00:00 5753

HZ. PEYGAMBER’İN YARATILMIŞLARA KARŞI ŞEFKAT VE MERHAMETİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Yüce Allah (c.c) “Alemlerin Rabbi”dir. (1) Şüphesiz ki kâinat sadece yaşadığımız gezegenden ibaret değildir. Rabbimiz bütün evrendekilerin yaratıcısı ve sahibidir. O’nun ilminin dahilinde, emrinin altında ve kudretinin ihatasında olmayan hiçbir şey düşünülemez. O, yarattıklarının terbiye edeni, görüp gözeteni, besleyip büyütenidir. Çünkü O,  hem “Rabbü’l-âlemîn” ve hem de “Rezzâku’l-âlemîn”dir.(2)

Allah (c.c) insanı “ahsen-i takvim” (3)  üzere en güzel şekilde yaratmış; akıl, izan, irade ve şuur gibi  üstün  meziyetlerle  donatmış, “Eşref-i  Mahlukat” haline getirmiştir. Allah (c.c) insandan başka canlı cansız birçok varlıklar da yaratmıştır.  Fakat diğer yaratıkların hemen hepsi, insanın direk veya dolaylı istifadesi için yaratılmıştır.

Üzerinde yaşadığımız ve bize Allah’ın bir ihsanı olan dünya; insanıyla, hayvanıyla bitkisiyle hatta cansızlarıyla  bir bütündür.  Akıllı olarak yaratılan insanın, hemcinsine olduğu gibi,  hayvan ve bitkilere karşı da ödev ve sorumlulukları vardır.  Onurlu bir insan, tüm canlıların hak ve hürriyetlerine hürmet etmeli ve saygı duymalıdır.  Bu hem dinin emri, hem insanlığın icabı ve hem de medeni olmanın bir ölçüsüdür.  Çünkü dinimiz bütün canlı varlıklara rahmet ve şefkatle yaklaşmayı emreder. Bu sebepledir ki Peygamber Efendimiz savaşa gönderdiği orduların komutanlarına, gittikleri yerlerde; kadınlara, çocuklara, yaşlılara, elinde silah olmayan din adamlarına, hayvanlara ve bitkilere zarar vermemelerini emretmiştir.

Allah (c.c)  yeryüzündeki bütün canlıları insanlar gibi birer tür (ümmet) olarak yaratmıştır. Nitekim ayet-i kerimede mealen: “Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadı ile uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler” (4) buyrulmuştur. Fakat insan bu türlerin en üstünü ve en şereflisidir.  Her türün kendine has ortak hayat kuralları vardır. Hayvanlar da Allah’ın verdiği görevlerini içgüdü olarak eksiksiz yapmaktadırlar. Mesela; bal yapma görevi ile yaratılan bal arısı ilk yaratıldığı zaman bal üretmeye başlamış bu güne kadar bu görevi eksiksiz yerine getirmektedir.  Yüce Yaratan bu konuda bal arısına nasıl emir verdiğini Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle haber vermektedir: “Rabbin bal arısına; dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların kanatlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki; onda insanlar için şifa vardır. Elbette düşünen bir kavim için bunda büyük bir ibret vardır.” (5) Biz insanlar bal arısından olduğu gibi, Allah’ın (c.c) yarattığı her şeyden istifade etmekteyiz.

Dinimizde bütün canlılara şefkat ve merhamet esastır.  Canlılarla olan ilişkilerimizde onların da Allah’ın emrinde olduklarını, onların da Allah’ı zikrettiklerini aklımızdan çıkarmamalıyız.(6) Her canlının yemeye, içmeye barınmaya, üremeye ve yaşamaya hakkı vardır. O halde bu haklar ihlal edilmemelidir. 

Şefkat ve merhamet Peygamberi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)  insanın hiçbir fark gözetmeksizin bütün canlılara şefkat ve merhamet duygularıyla yaklaşmasının gerekli olduğunu bildirmiş, bir hadiste de mealen: “Merhamet edene Allah da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet ederseniz, göktekiler de size merhamet eder.” buyurmuş, hayvanlara eziyet edenleri de lanetlemiştir. (7) İnsan;  hayvanların da bir can taşıdığını, onların da birtakım ihtiyaçlarının olacağını unutmamalıdır. Hayvanlara karşı yapılacak iyi muamelenin sevap, kötü muamelenin de günah olacağını bilmelidir.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde mealen şöyle buyurmuştur: “Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan korkunuz.” (8) Bir hayvana gücünden fazla yük yüklerken, kendisini veya yavrularını öldürürken, aç susuz bırakırken, bir kuşun yuvasını bozarken, yumurtalarını alırken veya yavrularını öldürürken insan; onlara can vereni, yani Yaratanı düşünmeli, suç işlediğini fark etmeli, bu davranışlarından vazgeçmeli,“ yaratılanı Yaratandan dolayı sevmeli”, ağızsız, dilsiz ve savunmasız hayvanlara fenalık yapmaktan vazgeçmelidir.

Cahiliye döneminde hayvanlara uygulanan gayri insanî davranışların hepsini dinimiz yasaklamıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)  hayvanlara dağlama yapmayı, lanet etmeyi yasaklamış; hayvanlar arasında güreş ve dövüş tertiplenmesini,  dövüşmeleri için hayvanların kızıştırılmasını, kuş yuvalarının bozulmasını, yumurta ve yavrularının alınmasını yasaklamış ve hayvanların yavrularına hassas davranılmasını istemiştir. Keza, binek ve yük hayvanlarına takatlerinin üstünde yük yüklenilmesini de men etmiştir.(9) Peygamberimiz (s.a.v.)  hayvanlara karşı kaba kuvvet uygulanmasını,  hayvanların hedef yapılarak atış yapılmasını, zevk için mevsimsiz ve usulsüz avcılık yapılmasını,  hayvana eziyet verdiği için sapanla avlanılmasını da yasaklamıştır. (10)

Nitekim İbn-i Ömer (r.a)  konuyla ilgili olarak: ” Peygamberimiz (s.a.v.)  hayvanlara işkence ve eziyet yapanlara lanet etti.” (11) demiştir. O nedenle; Allah (c.c)  adına kurban edilen hayvanların kesiminde bile; onlara müşfik davranılmasını, itilip kakılmamalarını, kesilecekleri yere okşanarak götürülmelerini, keskin bıçakla ve eziyet verilmeden kesilmelerini de Allah Rasulü emir ve tavsiye etmiştir.

Savaş hali dışında; hayvanlar dahil hiçbir insana vurmamış, hiçbir köle ve cariyeye dokunmamış olan Kainatın Efendisi Peygamberimiz (s.a.v.)  bir hadis-i şeriflerinde de: “Allah her hususta iyilikle hareket etmeyi emretmektedir. O halde öldürürken bile en iyi ve en güzel tarzda öldürünüz.” (12)  buyurmuştur.  Koyun keserken hayvana acıdığını söyleyen sahabiye de: “Sen koyuna merhamet edersen, Allah’ta(c.c) sana merhamet eder.” (13) demiştir.  Buradan hareketle hayvanlara zulüm ve işkence yapan kişi, Allah’ın rahmetinden uzaklaşır demek mümkündür.

Şefaat Peygamberi (s.a.v.)  hayvanların yeme ve içmelerine dikkat edilmesini, onların aç ve susuz bırakılmamasını istemiş, aksi halde bu hayvanların huzur-u ilahide davacı ve şikâyetçi olacaklarını haber vermiştir. Nitekim Rasulüllah Efendimiz bu konudaki hadislerinde mealen: “Acıkan, ciğer sahibi her hayvan hususunda dikkatli olun, kıyamet gününde Allah’a şikâyet edilirsin.” (14) “Haksız olarak bir serçeyi öldürenden Cenab-ı Hak kıyamet gününde hesap soracaktır”  buyurmuştur. (15)

Peygamberimiz  (s.a.v.) kendisini görünce inleyen bir devenin yanına giderek, başını okşadıktan sonra, deve sahibine dönüp onu: “Bu hayvan hakkında Allah’tan korkmuyor musun? Hayvan bana senin onu aç bıraktığından ve çok yorduğundan şikâyet etti.” diyerek uyardı. (16) Yine Peygamberimiz (s.a.v.) bindiği bir deveye kızıp lanetleyen bir kadının ve eşyasının deveden indirilmesini ve bir daha kullanılmamak üzere hayvanın salıverilmesini emretmiştir. (17) Bir defasında da Peygamberimiz (s.a.v.) karnı sırtına yapışmış, aç bir deveye rastlamış, çevresindekilere deveyi göstererek; “Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan korkunuz.” (18)  buyurmuştur.

Hayvanların hastalandıklarında tedavi ettirilmelerini, bakım ve temizliklerinin muntazam yapılmasını da tavsiye eden Allah Rasulü (s.a.v.) hadislerinde “Koyunların burunlarını silin, ağıllarını temizleyin,”  buyurmuştur. (19) Bir defasında da keçisini sağan bir adam görmüş, keçinin yavrusu için de süt bırakmasını tembih etmiştir.(20) Hatta sağılan hayvanların incinmemesi için, hayvan sağan kişilere tırnaklarını kesmelerini de emretmiştir. (21)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashabı ile sohbet ederken şöyle buyurdu: “Bir adam yolda yürürken çok susadı ve bir kuyu bulup oraya inerek su içip çıktı. Bu sırada susuzluktan dolayı nemli toprağı yalayan bir köpek gördü (bu köpek de benim gibi susamış) diyerek kuyuya tekrar indi. Ayakkabısına su doldurup çıktı ve köpeğe  içirdi. Bundan dolayı Yüce Allah o kulundan razı oldu ve onu cennetine koydu.” (22) buyurdu.  Bunun üzerine sahabiden birisi;  “Yâ Rasulallah! Hayvanlara yaptığımız iyilikten dolayı ecir de mi var?” diye sorunca, Hz. Peygamber cevaben:  “Evet her bir yaş ciğer sahibine yapılan iyilik için sevap vardır.” buyurdu. (23)

Peygamberimizden en fazla hadis rivayet edenlerden birisi olan meşhur sahabe  Ebu Hureyre’ye de,  kedilerle  yakından ilgilenip  onların yeme içmelerini temin ettiği için  “kedicik babası” anlamına gelen  “Ebu Hureyre” künyesi verilmiştir. Hz. Peygamber kedilerle ilgili uyarıcı bir hadislerinde: “Bir kadın ölünceye kadar hapsettiği bir kedi  yüzünden azap edildi ve bu sebeple cehenneme girdi. Hayvanı hapsettiğinde  ona  bir şey yedirmemiş, içirmemiş yerdeki haşereleri bile  yemesine  izin vermemişti.” (24)  buyurmuştur. Hadis-i şerifte bildirildiğine göre Rasulullaha cehennem gösterilmiştir. Orada bir kimseyi bir kedinin tırmalayıp durduğunu gördü. Bunun sebebini sorunca da şöyle denildi: “Bu kişi o kediyi açlıktan ölünceye kadar hapsetti, ona yiyecek vermediği gibi, hayvanın kendisine yiyecek bulmasına da izin vermedi.” 

Doğal hayatın süsü olan her türlü hayvanın korunmasını emreden,  börtü böceğe sahip çıkan, karınca ve diğer hayvanların delik ve yuvalarına zarar vermeyi yasaklayan bir peygamberin ümmeti ve onun dininin mensubu olduğumuz için Yüce Allah’a (c.c)  şükretmeliyiz. Görülüyor ki, Müslümanın doğal hayatın korunmasına karşı kayıtsız ve duyarsız kalması mümkün değildir.  Peygamberimiz doğal hayatın dengesinin korunması için elinden geleni yapmış, bu konuda ümmetine de yol ve yöntemleri göstermiştir.

Bütün bunlara (ve ülkemizdeki yasağa) rağmen; anız yakmak, bu arada toprağın havalanmasını sağlayan börtü böceğin ve doğanın süsü olan diğer hayvanların ölmesine ve toprağın verimsiz ve çorak hale gelmesine sebep olmak, manen çok büyük bir vebal ve günahtır.

Günümüzde insanların tabiatın dengesini koruması yerine, dengeyi bozucu faaliyetleri sonucu atmosferin yapısı bozulmuş bunun neticesi olarak küresel ısınma, onun sonucu olarak da dünyanın ve ülkemizin iklimi değişmiştir.

 

  Doğal hayatın korunmasına karşı duyarsız kalmak,  tabiatın süsü olan, kara, hava ve denizlerin vazgeçilmezleri haline gelen yırtıcı ve vahşi hayvanların, av hayvanlarının, eti yenen ve yenmeyen, evcil olan ve olmayan bütün hayvanların korunmasına bigane kalmak, İslam’a uygun hal ve davranış şekli değildir. Peygamberimizin hayvanlarla ilgili uygulama ve sözlerine bakıldığında, bu duyarsızlığın ve vurdumduymazlığın insanı hak ihlallerine kadar götüreceği görülmektedir.

“Hz. Peygamber, hayvanların da can taşıdığı gerçeğinden hareketle, onların haklarının çiğnenmemesini savunmuştur. Dinimiz ve Peygamberimizin konuyla ilgili tespitleri 1400 yıl önce böyleyken bu dini emir ve uygulamalara paralel olarak Osmanlıda hayvan haklarına önem verilmiş, hatta hayvanların korunması, beslenmesi ve tedavi edilmesi için yasalar çıkarılmış, çeşitli vakıflar kurulmuşken, dünyamızda ve ülkemizde güya hayvan haklarını koruma dernekleri 20. asrın son çeyreğinde kurulmaya başlanmıştır. Nitekim hayvanları her türlü olumsuzluklara karşı koruma düşüncesi ile 1978 yılında “Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi” ilan edilmiştir. Bildirgede; hayvanlara iyi davranılması, tabi ortamda yaşamalarının sağlanması, onlara acı çektirici davranışlardan sakınılması, insanların yanında bulunan evcil hayvanların bakımına dikkat edilmesi, çalıştırılan hayvanlara insaflı davranılması, kötü muamelede bulunulmaması, onların eğlence konusu yapılmaması, zorunlu olmadıkça hiçbir hayvanın öldürülmemesi ve hükümetlerin bu hususları düzenleyici kanun yapması istenmektedir.” (25)

Yukarıda verilen örnekler gösteriyor ki on dört asır önce dinimiz İslam’ın ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hayvanlar ve diğer canlılarla ilgili düşünce ve uygulamaları, insanlık tarafından, ancak on dört asır sonra hatırlanabilmiştir. Gerçek Müslümanı; insanların, hayvanların, bitkilerin başka bir deyimle canlı cansız bütün yaratıkların elinden, dilinden ve eylemlerinden zarar görmediği örnek insandır diye tarif etmek mümkündür.

            Selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@