Arkadaşlarla hormonlu sebzeler üzerine konuştuk da neler anlatıldı, neler söylendi bir bakalım.
Hanımın birisi misafirleri geleceği için patlıcanları çokça almış ve dolaba koymuş. Bu arada 2 günlüğüne kızının evine gitmiş. Geri döndüğünde dolabın kapısını açınca patlıcanlar 2-3 katı büyümüş olarak yere dökülünce kadıncağız da oracıkta korkudan bayılıvermiş.
Evet, bunu gazeteler de yazmıştı. Hakikaten bu korkunç bir şey. Bunların adına hormon deniliyor ve fazlası çok zararlı, hatta öldürücü oluyormuş. Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir. Kimsenin, devletin, hükümetin kılı bile kıpırdamıyor.
Almanya’ ya ihraç edilen 2 ton sivri biberin insanı öldürecek derecede hormonlu olduğu için imha edildiğini duymuştuk. Ama bize aynı serada yetiştirilen biberleri kemali afiyetle yedirdiler. Hükümet, devlet te hiç bir tedbir almadı. Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir zihniyeti yaşasın, var olsun.
Her geçen gün hormon kullanımı daha da artmakta. Dolayısıyla hastalıklar, obez ( şişman) insanlar çoğalmakta. Boyları 2 metreyi geçen insanlar ama sıhhatleri, güçleri yok.
Bilhassa kansere yakalanan insanlarda gözlemlerime göre bir hayli artış var.
Siz hiç Mayıs başında bu seneye kadar Adana’da karpuz çıktığını gördünüz mü? Bu sene bastılar karpuza şırıngayla hormonu hem de 5- 6 kiloluk karpuzları yedirdiler millete.
Antalya’da seraları gezen bir hemşehrimiz anlatıyor, “asıl salatalıkların yetiştirildiği seraların yanından geçerken çatırtılar gelerek salatalıkların büyüdüğünü görüyorsunuz. 4-5 santimlik salatalığa akşam hormonu veriyorlar, sabah 15-20 cm olarak topluyorlar.” Yolda, kamyonda hatta manavda, evlerde bile büyüyorlarmış. Berekete bak berekete! Şunu iyi bilelim ki bu bereket hastalıklı bereket.
Sözde etler mezbahalarda kontrol ediliyor. Yine et satan bir vatandaş anlatıyor, “ hayvanın iğne ile hormon verilen yerindeki 2-3 kilo et su gibi çürük bir hal alıyor, orayı atıyoruz.” diyor. Bunlara ne gibi tedbir alındı? Daha doğrusu neden tedbir alınmıyor bilemiyorum?
İçi boş domatesler, şimdi bir de bembeyaz kültür mantarları çıktı piyasaya. Hem de kocaman. Bunlara da hem hormon veriliyormuş, hem de beyazlaşsın diye çamaşır suyunda ıslatıyorlarmış. İnsanları iki kere zehirliyorlar. Bu kadar serbestlik, başıboşluk Afrika ülkelerinde bile olmasa gerek.
İnsanlardaki karın ağrıları, üşütmeler, titreyerek gelen ani hastalıklar, tansiyonlarda ani yükselmeler bunlardan kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
Bu işe ulusal gazeteler ve televizyonlarımız mutlaka el atmalı. Devleti, hükümeti, yetkilileri uyarmalı, göreve davet etmelidirler. Ben bu yazıyı yazmakla üzerime düşen görevi bir nebze de olsa yaptığımı düşünüyorum.
Bu meyveleri, sebzeleri, etleri reisi cumhurumuz da yiyor, Başbakan da, milletvekilleri de. Yani bunu kendileri de biliyor ama kılları kıpırdamıyor. Bu konu en az terör kadar tehlikelidir.
Bir bakıyorsunuz akşam sıhhatli olarak yatan adam sabah aniden ölmüş. Rahmetlinin hiç bir şeyi yoktu, nasıl öldü diye ağıt yakıyoruz. Adamı HORMONLA ZEHİRLEYİP ÖLDÜRDÜLER AMA KİMSENİN KILI KIPIRDAMIYOR!!!
Zaten ölenleri gömme raporu veriliyor ya aslında doktorun falan gördüğü yok. Bir sürü insan da sağ gömülüyor. Bunlar başta Sağlık Bakanına olmak üzere yetkililere saygıyla duyurulur ve sevgiyle göreve davet edilir. (16.06.2003)
Saygı ve sevgilerimle.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol