1970’lerde Kesikköprü-Bala Sulaması inşaatını yaparken, bir Pazar sabahı, şantiyeden gelen telefon üzerine, ortağımla beraber arabamıza atlayıp yola çıktık. Öncelikle Keskin ilçe karakoluna uğrayıp Jandarma komutanını ve beraberinde bir askeri oto içinde 5 jandarma erini alarak, hırsızlık mahalline gittik. Sulama ana kanalının bir dere yatağı üzerinden geçmesi için beton dökümüne hazırlanmış olan viyadüke ait bütün kalıp ve demirler, dünden bugüne yok olmuş.
Bunu yapanların, oraya çok yakın olan köyden olduklarını tahmin etmek güç değildi.
Topluca bu köyün ortasına vardık. Köyün muhtarı ve ağası, bizi “hürmetle” karşıladı. Biz oturup Ağa ile sohbet ederken, adamlarımız ve jandarmalar, Ağanın yeni yapılmış konağının arkasından kesik-bükük betonarme demirlerini, çatı arasından da kalıp kerestelerini çıkarıp yığdılar ortaya.
Ağa; kerestelerin, kendi inşaatından artanlar olduğunu, demirleri de Kırıkkale’deki bir hurdacıdan aldığını nefes nefese anlatıp duruyordu. Jandarma komutanı hiç konuşmadan dinliyor, şantiye mühendisinin de bu demirlerin akedük’e ait pliye ve etriye demirleri olduğunu, projelerini açarak ispatlamaya çalışıyordu.
Sonunda komutanın talimatı ile keresteler ve demirler, bir kamyonla şantiyemize gönderildi. Ağa’nın bir daha böyle bir şey yapmayacağından emin olduğunu beyan ederek iki tarafı barıştırdı. Hem ceza, hem barışın kutlaması olarak, Ağa’nın hepimizi akşam yemeği ile ağırlamasını istedi. Zaten akşam olmuştu. Ağa, gık diyemedi. Yeni konağında tavuklu ve rakılı bir ziyafet sofrası hazırlattı. Kalabalık halinde, yer sofrasında yiyip içtikten sonra, 3 taraf ta memnun, birbirimizle tokalaşarak ayrıldık.
*
Birkaç ay sonra, bana mahkemeden, şahitlik celbi geldi: Ağa, kendisine ve yandaşlarına işkence edildiği, zorla ziyafet hazırlatıldığı iddiasıyla Jandarma komutanına dava açmış. Gittim ifade verdim: “Jandarma komutanı kimseye hakaret ve eziyet etmedi, rakılı ziyafeti, Ağa kendi isteği olarak tertipledi, Jandarma ve biz bu daveti reddedemedik” dedim.
Müteakip aylarda 2 defa daha mahkemeye çağırılıp ifade verdim. Ama komutanı hiç görmedim. Çünkü “şarka sürülmüş”müş.
01.03.2007

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155