İnsan ölümlü bir varlıktır. Doğar, yaşar ve ölür. İnsanın yaşaması için maddî ve manevî birçok şeye ihtiyacı vardır. O’na yaşaması için muhtaç olduğu her şeyi yaratanı verir. Yaratan sonsuz güç ve kudret sahibidir. O’nun her şeye gücü yeter. O, insana akıl ve irade vermiştir. Hayatı boyunca akıl ve iradesini iyiye kullanan ve Rabbine samimiyetle teslim olanlar; dünyada da, ahirette de mutluluğa ulaşırlar. Hayat yolu bazen düz, bazen iniş, bazen de yokuştur. Bu yolculuğun her evresinde insan, tedbirini alıp Allah’a güvenmelidir. Tedbir almadan Yaratana güvenmek, sebebe tevessül etmeden O’na sığınmak, beyhude ve yanlıştır. Önce deveni bağlayacaksın, sonra Allah’a güveneceksin. Önce ilacı içecek, sonra şifayı Allah’tan bekleyeceksin. İnsan ömrü de hayat yolculuğu gibi çocukluk, gençlik, erginlik ve yaşlılık gibi safhalardan oluşur. Mutlu olmak için insan bu dönemlerin her birisini iyi değerlendirmelidir. İnsanlar her konu da daima tedbirli olmalı, her halükârda elinde olan imkanları iyi değerlendirmelidir, Sahip olunan imkanlardan azami ölçü de istifade etmek ve nimetlerin kıymetini elden çıkmadan bilmek konusunda, Peygamber Efendimizin çok kapsamlı bir hadisi vardır. Bu konuda Rasulullah Efendimiz mealen şöyle buyurmaktadır, “Beş şey gelmeden, beş şeyin kıymetini bilin. İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hastalık gelmeden önce sıhhatin, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin ve ölüm gelmeden önce hayatın kıymetini bilin.” Şimdi bunları biraz açalım:

1- İhtiyarlık Gelmeden Gençliğin Kıymetine Bilmek.

Gençlik insan için en büyük sermayedir. Bu hazine çok iyi değerlendirilmelidir. Gençlikte el tutar, ayak yürür, göz görür, kulak işitir. İnsanın iradesi elinde, canı tenindedir. Bu dönemde insan hiç ölmeyecek gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret için (dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmak gayesi ile) çalışmalıdır. Bir meslek, bir sanat ve bir iş sahibi olmalıdır. Atalarımız; “Yazın gölge hoş, kışın çuval boş”, “Ak akçe kara gün içindir” demişlerdir. Yaz mevsimi çalışıp kazanma mevsimidir. Bu mevsim, çalışıp kazanılamayacak kış mevsimi için her türlü ihtiyacın tedarik edilip hazırlandığı mevsimidir. Yaz mevsiminde çalışıp, kış ihtiyaçlarının karşılanmaması halinde, kış mevsiminde mağdur, mahrum ve muhtaç olunur insan. Yaz mevsimini iyi değerlendirenler; kış aylarında ne mağdur, ne mahrum ne de muhtaç olurlar.

Bunun gibi irade elde ve can tendeyken; yani ak günlerde kazanılanlar har vurup harman savrulmaz, israf edilmez, ölçülü tüketilir, ihtiyaçtan fazlası bir kenara konursa, ola ki bir ihtiyaç için harcanır ve insanı sağa sola muhtaç olmaktan kurtarır. İşte gençlik çağında, bir iş, bir sanat ve bir meslek edinmek için çalışarak, bu uğurda karşılaşılacak engel ve zorluklara göğüs gererek ve sabrederek geçirilirse, o çağda elde edilecek imkanlarla yaşlılık günleri sıkıntısız hatta kolay ve mutlu yaşanır. Aksi halde ele güne muhtaç olunur, ihtiyarlığın üzüntülerine bir de yokluğun sıkıntılarıeklenirse, insan için hayat tam anlamıyla çekilmez olur.

Kısaca gençlik sermayesi iyi değerlendirilmeli, bu dönemde insanı hem dünya da, hem de ahirette sevindirecek ve mutlu edecek kazanımlar elde edilmelidir. Genç, önünde yaşanacak dağlar kadaryılların, yaşlı ise bir gün kadar zamanın olduğunu düşünürmüş. Halbuki ölümün kime ne zaman geleceği bilinmez. Bu nedenle Yunus Emre, “Ölüm demez yiğit koca, ya gündüz gelir ya gece” dememiş midir? Hani derler ya, “Dün geçti, yarın var mı? Güvenme gençliğine, ölenler hep ihtiyar mı?

2- Hastalık Gelmeden Sağlığın Kıymetini Bilmek.

Genelde insan sağlıklıdır. Ancak hastalıklar da insan içindir. İnsan sağlık kurallarına uymadığı, hijyenik olmayan ortamlarda bulunduğu, soğuktan, sıcaktan, mikroptan ve mikrop bulaştıran ortamlardan korunmadığı zaman sıhhatini kaybeder hasta olur. Keza insan bir kazaya, bir belaya, bir musibete maruz kalır. Bu durumda yine ya sakatlanır, ya yaralanır veya psikolojisi bozulur, yine sağlığını kaybeder ve hastalanır. İnsan sağlıklı olduğu zaman gücü kuvveti yerindedir. İstediğini istediği zaman yapabilir. Sıhhatli iken her işi yapar, hasta iken yapamaz. İşte böyle sağlıklı iken bugünün işini yarına bırakmamalı, yarın başka bir meşguliyetin olabileceğini düşünmeli, maddî ve manevî iş ve görevlerini aksatmadan yapmalı, hatta hasta olup çalışamayacağını düşünerek, çalışamayacağı günler içinde tedbirler almalıdır. Sağlıklı insan, bir gün sağlığını kaybedeceğini, yürümek için bastona, kalkmak için yardımcıya, abdest almak için eline su dökülmesine, ayağının başkası tarafından yıkanılmasına ihtiyaç duyacağını göz ardı etmemelidir. Âmâ olup göremeyeceğini, felç olup yürüyemeyeceğini, aklını yetirip deli olabileceğini aklından çıkarmamalı, ona göre sıhhatli iken, hastalık anında azami istifade edebileceği imkanları hazırlamaya çalışmalıdır. “Düşmez kalkmaz bir Allah’tır.” derler, bugün sağlıklı olan yarın hasta olabilir.

(Sürecek)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol