27.08.2013, 00:00 226

'' HAYAT HIZLA AKIP GEÇERKEN NELERİ KAÇIRDIĞIMIZIN FARKINDA MIYIZ?''

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Yaklaşık 10 günden beri buradaki evimin boya ve badanasını yaptırıyorum. Tüm günlerim ustaları beklemek ve onları yönlendirmekle geçiyor. Diğer taraftan akşamları da ''1.Uluslararası Bodrum Bale Festivali'' ve '' D-Marin Turgutreis 9. Uluslararası Klasik Müzik Festivali''ni takip etmem nedeni ile köşemden sizlere seslenemedim.

Bu nedenle Hürriyet gazetesinin Güzin Abla köşesinde çıkan yazıyı aynı başlıkla fakat kendime göre yeniden düzenleyerek sizlere aktarıyorum. Güzin Abla köşesini ilgi ile takip ediyorum. Bu ilgimin nedeni insanların çeşitli sorunlarını kendisi ile paylaşmaları ve yol göstermelerini beklemeleridir. 

Aşağıdaki yazının özü; Güzin Ablanın belirttiği gibi, ''3 günlük yaşam curcunasında çevremizdeki güzelliklerin farkına varmıyoruz'' şeklinde özetlenebilir.

İsterseniz ilk önce yazıya konu olan öyküyü paylaşalım:

* * *

'' Soğuk bir ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca 6 farklı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam onu fark edip yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk 1 dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp eğilerek dinlemeye başlar, ancak saatine göz attığında, işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise 3 yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider.

Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha onu dinlemek ister ama hepsi de anne-babaları tarafından yürümeye zorlanarak uzaklaştırılırlar. Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hâkim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz bile.''

* * *

Öyküyü okuduktan sonra burada ilgi çekici olanın ne olduğunu, Güzin Ablanın satırlarından öğrenelim.

'' Bu gerçek bir hikâyedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.

Sorgulanan şeyler şunlardır; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alabiliyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz?''

* * *

Yazının devamında Güzin Abla aşağıdaki hususlara dikkat çekiyor:

''Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz.

Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri karaborsada yüzlerce dolara satılmış, insanlar büyük kuyruklar oluşturmuştur...'' 

* * *

Bu öyküden hareketle Güzin Abla üzüntü ile aşağıdaki hususlara dikkat çekiyor:

-  Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup dinleyecek bir üç dakikamız dahi yoksa hayatta başka neleri kaçırıyoruz dersiniz?

-  Hayatın elimizin altından kayıp gittiğinin farkında bile değiliz. Ruhumuzu ısıtacak, bize keyif verecek nice güzelliği, görüntüyü, sesi, mutlu anı kaçırıyoruz işte. Hep olumsuzluk, hep mutsuzluk, hep karamsarlık içinde geçiyor ömrümüz. Bu güzellikleri kaçırırken de ömrümüzün bitip tükendiğinin farkına bile varmıyoruz.

- Bir tek çocuklar, o tertemiz yürekleriyle, saf neşe dolu, öğrenme açlığı içindeki çocuklar bunların farkına varabiliyor. Bir güzel müziği, bir güzel sesi algılayabiliyorlar.

- Bizde artık doğadaki olağanüstü güzellikteki bir çiçeğin, bir bülbülün sesinin bile farkına varacak algı yeteneği kalmadı ne yazık ki...

* * *

Bu güzel öyküye ve Güzin Ablanın değerlendirmesine bir yorum getirmeyi istemiyorum.

Ama sizden bir istediğim var...

HAYATINIZIN MUTLU GEÇMESİ İÇİN TÜM GÜZELLİKLER İZLEMEK VE YAŞAMAK İÇİN KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN

Dörttepe- Bodrum, 26 Ağustos 2013

Güzin Abla, ''Hayat hızla akıp geçerken neleri kaçırdığımızın farkında mıyız?'' Hürriyet- Kelebek, 24.08.2013

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@