02.12.2010, 00:00 189

HAMAM KEYFİ VE UYGARLIK

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Değerli rahmetli hemşehrimiz Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun ''Anıların İzinde'' isimli kitabından faydalanarak ''Çorum'un Altyapısı'' hakkında bir önceki yazımda sizlere bilgi vermiştim..

''Dedelerimin Kenti:Çorum'' kitabın ilk bölümünü oluşturuyor. Bu yazımda, kitabın 'HAMAM KEYFİ VE UYGARLIK' başlıklı bölümünde, yazarın Çorum'un hamamları hakkında anlattıklarını aşağıda aynen veriyorum:

''Ocaklı odanın hemen arkasında aşağı yukarı bir buçuk metre genişliğinde bir aralık vardı. Kapısı ocaklı odaya açılırdı. İçine küçük bir saç soba kurulmuştu. Haftanın belirli günlerinde bu soba yakılır, üzerine konulan büyük bir kapta ısınan su ile annem bizi yıkardı. Bu aralık, evin banyosuydu. Babam oraya “gusülhane” derdi. Kışları hiç orada yıkanmazdık.

Kışın annem, Fahri ile birlikte kadınlar hamamına giderdi. Sekiz yaşıma kadar beni de götürmüştü. Dış halvet denen ılık yerin göbektaşında o gün hamama gelen ailelerin tatlılı, tuzlulu, turşulu yemekler  yediği, kadınların birbirini keselediği, kimi zaman kurna başında sıra yüzünden tartıştıkları bugün de bir fotoğraf plakası gibi gözlerimin önünde durur. Sekiz yaşımdan sonra babamla erkekler hamamına gitmeye başlamıştım. En çok, bizim eve yakın olan “Güpür” ve “Çavuş” hamamlarına giderdik. Paşa Hamamına ve Yeni Hamam denilen hamama gittiğimiz de olurdu. En son yapıldığı için “Yeni Hamam”  adını taşıyan bu hamam bile 3-4 yüzyıllıktı. Evliya Çelebi seyahatnamesinde adı  geçer. Sanıyorum ki en  eskisi  Güpür  Hamamıdır. 1509 yılındaki büyük depremde olduğu gibi yere gömülmüş. Sonra yeniden meydana çıkarmışlar. Bunun tarihsel kaynağını görmedim. Ağızdan ağıza anlatılarak bugüne değin gelen bir söylenti.

Hamam keyfini çok severdim.  Sabah namazı vakti hamama gider, en az üç saat sonra çıkardık. Keselenmek, tellak tarafından lifle sabunlanmak, sonra “orta aralık”ta serinlemek, dışarı  çıkınca en az iki kez değiştirilen sıcak havlulara sarınıp yatmak ve bu sırada çay içmek başlı başına birer zevk olurdu benim için. Şimdi düşünüyorum bütün bunları babam tertiplerdi; çünkü benim sevdiğimi sandığım şeyler, aslında onun hoşlandığı şeylerdi. Ama ben de çok hoşlanıyorum bunlardan.

Romalılar hamam sohbetlerini severlermiş. Bugünkü Roma kentinde bulunan büyük hamam yıkıntıları onların “Hamam” toplumsal yaşamda bir uygarlık öğesi olarak sevdiklerini gösterir. Türklerde hamam, sohbet için değil, temizlik öğesi olarak kurulmuş, geliştirilmiş bir kurumdur. Budapeşte’de de önemli yerleri dolaştığım sırada beni en çok etkileyen yerlerden biri, Fadıl Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış olan Kaplıca Hamamı olmuştu. Beni gezdiren Macar, kültürlü ve doğru sözlü bir adamdı. ‘Türkler Budapeşte’yi alıncaya kadar Macarlar böyle genel temizlik müesseseleri, yani hamam nedir bilmezlerdi. Türklerden öğrendiler. Görüyorsunuz ya, işte Türkler tarafından yaptırılmış olan bu kaplıca dört yüz yıldan beri ayakta durmakta ve kullanılmaktadır’ demişti.''

*     *     *

Bu hatıralarda adı geçen Yeni Hamam'ın sahibi olan bir aileden geldiğim için hamamlar ve hamam adetleri üzerinde araştırmalar yapıyor ve Çorum'un bu bakımdan tanıtılmasına katkıda bulunuyorum.

Sayın Velidedeoğlu Ulu Cami civarında yaşadığı için daha çok ''Güpür'' ve ''Çavuş'' hamamlarına gitmiş. Ne yazık ki bugün bu iki hamam da kullanımda değildir. Her ne kadar her ikisi de Çorum ile ilgili yeni yayınlarda yer alıyorlarsa da Güpür hamamı kendi kaderi ile başbaşa bırakılmış ve nerdeyse mezbelelik haline gelmiştir.Çorum'da yapılan sempozyuma sunduğum '' OSMANLI’DA HAMAM MİMARİSİ VE KÜLTÜRÜ-ÇORUM ALİ PAŞA(YENİ) HAMAMI ÖRNEĞİ'' başlıklı tebliğimi hazırlarken Çavuş hamamını da görmeyi ve gezmeyi istemiştim.Beni oraya götüren Hitit Üniversitesi öğretim görevlisi Ali Ilıca ile hamamın yerinde yeller estiğini ve bir taşının bile kalmadığını üzülerek tesbit etmiştik.

Atalarımızın yaptığı Budapeşte'deki hamamı ben de gördüm ve gezdim.Ülkemizin hudutları dışında kalan bu hamam halen kullanılabilirken bizim anavatamızın göbeğindeki bu iki hamamın yok oluşuna seyirci kalmamalıyız.

Devletimizin eski eserlerin korunmasına büyük önem verdiği bir dönemde herhangi bir şekilde kaynak bulunarak bu hamamlar tamir ettirilmeli, şehrimizin zenginliği ve uygarlığımızın birer örneği olarak korunmalıdırlar.

İstanbul,1 Aralık 2010

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu,''Anıların İzinde'', Remzi Kitabevi,1977,İstanbul
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 25 Eylül 2020
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:37
İkindi 15:59
Akşam 18:40
Yatsı 19:59

Gelişmelerden Haberdar Olun

@