“Yüreğimiz Soma’da”

KESK Çorum Şubeler Dönem Sözcüsü, Eğitim Sen Şube Başkanı Mustafa Gül, 301 madencinin hayatını kaybettiği, 162 işçinin yaralandığı 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen yüzyılın en büyük işçi katliamı olan Soma faciasının yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı.

“Yüreğimiz Soma’da”

KESK Çorum Şubeler Dönem Sözcüsü, Eğitim Sen Şube Başkanı Mustafa Gül, 301 madencinin hayatını kaybettiği, 162 işçinin yaralandığı 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen yüzyılın en büyük işçi katliamı olan Soma faciasının yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı.

15 Mayıs 2018 Salı 00:20
“Yüreğimiz Soma’da”

Mustafa Gül, " Yüreğimiz Soma’da! Unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz” dedi.

Gül, "Soma gibi bir facia yaşandıktan sonra dahi her ay onlarca emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam etmektedir. Ülkemiz, iş cinayetlerinde, işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Bu tablo AKP’nin iktidarıyla daha da vahim bir hal almıştır" ifadesini kullandı.

Mustafa Gül'ün konuyla ilgili açıklaması şöyle:

“301 madencinin hayatını kaybettiği, 162 işçinin yaralandığı 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen yüzyılın en büyük işçi katliamı olan Soma faciasının yıldönümünde başta Soma katliamında yitirdiğimiz madencilerimizin ailelerinin ve hepimizin başı sağ olsun. Maden katliamının üzerinden tam 4 yıl geçti. 2015’te olduğu gibi yine bir Anneler Günü’ne rastlayan bu günde yaşamını yitiren işçileri saygıyla anıyoruz.

Yargılama süresince Soma Holding avukatlarının “İş kazası”, “sabotaj” iddialarıyla sulandırmak istediği maden katliamı, geride 432 yetim çocuk, dul eşler, acılı anne ve babalar bıraktı.

İş cinayetlerinin önlenebilir olduğunu, iş cinayetlerinin kaza, kader ya da fıtrat olmadığını, ölüm, sakatlanma ve meslek hastalıklarına yakalanmanın çalışma koşullarından kaynaklandığını ve bu kölelik koşullarının ortadan kaldırılmasının zor olmadığını ifade ediyor, gerçek adaletin yerine getirilmesi için Soma katliamını anıyor, unutmayacağız, unutturmayacağız, affetmeyeceğiz diyoruz!

13 Nisan 2015 tarihinde ancak başlayabilen Soma davasında ise katliamın gerçek sorumlularının kamuoyu önünde hesap vermediği yargılama süreci hala devam etmekte, buna karşın OHAL/KHK düzenindeki “Yeni Türkiye”de ise iş cinayetleri değil, insanca yaşam koşulları sıfırlanmaktadır.

Soma gibi bir facia yaşandıktan sonra dahi her ay onlarca emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam etmektedir. Ülkemiz, iş cinayetlerinde, işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Bu tablo AKP’nin iktidarıyla daha da vahim bir hal almıştır. AKP iktidarları döneminde iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin sayısı 6 kat artmış, 2002’den bu yana yapılan özelleştirme ve taşeronlaştırma ile iş cinayetlerinde son 15 yılda 20 bin işçi hayatını kaybetmiştir.

Soma’da ve ülkede yaşanan acı gerçeğin nedenleri ortadadır. Ne yazık ki, bu nedenlerle hesaplaşılmadığı sürece inşaatlarda, madenlerde, fabrikalarda ve tüm çalışma alanlarında bizleri bekleyen yeni Soma’ların yaşanması kaçınılmazdır. Neoliberal ekonomi politikaları sonucunda iş güvencesinin azalması, esnek çalışma biçimlerinin artması, çalışma koşullarının ağırlaşması, örgütsüzleştirme, sendikasızlaştırma, köleci çalışma sistemi, özelleştirme ve taşeronlaşmanın yaygınlaşması her gün yeni Soma’lara davetiye çıkarmaktadır.

OHAL ve KHK yasalarıyla insanca yaşam koşullarının giderek sıfırlandığı, binlerce emekçinin haksız-hukuksuz yere işten atıldığı ülkemizde çalışma hayatının yeniden düzenlenmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, hukukun ve adaletin sağlanması, işçi ölümlerinin durdurulması için mücadele etmeyi temel görevi sayan Konfederasyonumuz KESK böylesi katliamların yaşanmaması için “Kader”, “fıtrat” diyerek sorumluluklarını unutturmaya çalışanlara inat unutmayacak, güvenceli iş, insanca yaşam ve çalışma hakkımız için mücadeleyi her alanda büyütecektir.

İş cinayetlerinin son bulması, ancak ve ancak işçilerin, emekçilerin ve tüm halkımızın kendilerini ilgilendiren tüm konularda söz, yetki ve karar hakkının olduğu eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye ile mümkündür.” (Haber Merkezi)