“Yolsuzluk iddialarının üzerine kararlılıkla gidilmeli”

Memur-Sen Çorum İl Temsilcisi ve Sağlık-Sen Şube Başkanı Ahmet Saatçi, şube başkanları ve il temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; millet ve devlet olarak ortaya konulan ‘Büyük Türkiye’ idealinin kirli bir küresel operasyonla hedef alındığına şahit olduklarını bildirdi.

“Yolsuzluk iddialarının üzerine kararlılıkla gidilmeli”

Memur-Sen Çorum İl Temsilcisi ve Sağlık-Sen Şube Başkanı Ahmet Saatçi, şube başkanları ve il temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; millet ve devlet olarak ortaya konulan ‘Büyük Türkiye’ idealinin kirli bir küresel operasyonla hedef alındığına şahit olduklarını bildirdi.

14 Şubat 2014 Cuma 22:24
“Yolsuzluk iddialarının üzerine kararlılıkla gidilmeli”
Ahmet Saatçi, gündeme ilişkin yaptığı açıklamada; “Yolsuzluk ve paralel devlet iddialarının üzerine kararlılıkla gidilmelidir. Suriye, Mısır, Somali, Arakan ve Doğu Türkistan başta olmak üzere birçok yerde insanlık dramları yaşanmaktadır. Antidemokratik uygulamaların ve insan hakları ihlalinin adeta zirve yaptığı bu dünyada yaşanan sorunlara kayıtsız kalmayan, insanlık ailesinin vicdanını temsil eden bir sendikayız” dedi.

Türkiye’de, 12 Eylül 2010 referandumu ile birlikte, bir asrı aşkın süredir devam eden, bazen açık, bazen gizli şekilde varlığını sürdüren vesayet sistemine son verildiğini söyleyen Saatçi, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“YARGI TÖHMET ALTINDA BIRAKILMAMALI”
“Bu durum, aynı zamanda eylem ve tavırlarını bağımsızlık temelinde belirleyen yeni Türkiye fotoğrafını da ortaya çıkarmıştır. Yeni Türkiye, içeride ve dışarıda bazı odakları memnun etmemiştir. Yolsuzluk iddia ve ithamları üzerinden başlatılan 17 Aralık Küresel Operasyonu, ‘egemen millet’ ve ‘bağımsız devlet’ duruşundan rahatsızlık duyan küresel yapının ve onun uzantılarının ‘yolsuzluk iddiaları’ kılıfı giydirilmiş yeni senaryosudur. Bu yönüyle, operasyon ile devleti, milleti ve hükümetiyle birlikte Türkiye hedef alınmıştır. 7 Şubat, Gezi Parkı olayları ve 17 Aralık Operasyonu, küresel sermayenin kirli bir oyunudur. Milletin egemen, devletin bağımsız olmasından rahatsızlık duyan iç ve dış odaklar, 17 Aralık’ta, yeni bir vesayet tesis etmek için son bir darbe vurmak istemiştir. ‘Yolsuzluk’ sosuyla servis edilen 17 Aralık Küresel Operasyonu konusunda bizim görüşümüz nettir. Küresel operasyonla birlikte ‘yolsuzluk’ ve ‘paralel devlet’ olmak üzere ortada iki de iddia vardır. Her iki iddianın üzerine de kararlılıkla gidilmelidir. Yolsuzluk iddia ve ithamlarının, hukukun genel ilke ve kurallarına uygun olarak kimse peşinen mahkûm ya da masum ilan edilmeden araştırılması, soruşturulması ve gerekli yargı süreçlerinin işletilmesi aklıselimi devre dışı bırakanlar hariç bütün toplumun ortak beklentisidir. Şu hususun altını özellikle çizmek istiyoruz. Yolsuzluk iddialarıyla ilgili yargı sürecine; herkes hem ‘masumiyet karinesi’nin hem de ‘tarafsız ve bağımsız yargı’ ilkesinin hilafına olacak eylem ve tutumlardan özenle kaçınarak destek verilmeli, yargıyı etkileyecek ya da töhmet altında bırakacak beyanlardan kaçınılmalıdır.”

“HAYIR’CILARIN EKMEĞİNE YAĞ SÜRÜLMEMELİ”
17 Aralık sürecinde dini hassasiyetlere dayalı hizmetler sunduğunu düşündüğümüz bir cemaatin pozisyonundan dolayı üzüldüklerini belirten Saatçi, “Türkiye’de ve yurt dışında eğitim faaliyetleriyle öne çıkan, uluslararası vizyonuyla takdir edilen cemaatin, hizmet hareketinin, 17 Aralık sürecinde takındığı tavır, kullandığı üslup ve deklare ettiği görüşler sadece bugüne değil, geçmişe dönük tereddüt ve ithamlara da kapı aralamaktadır. Hizmet hareketinin son derece önem verdiği anlaşılan dershane düzenlemesini dahi unutturacak kadar yolsuzluk iddiaları üzerinden siyasi söyleme bürünmesini, siyasi iktidarı ve Başbakanı hedef alan söylemlerini makul ve makbul bir gerekçeye dayandırmak ne yazık ki mümkün gözükmemektedir. Cemaatin dershanelerle ilgili tartışma sonrasında ortaya koyduğu tavır ve görüşleri demokratik tepki olarak nitelendirme olasılığı yok olmakta, mevcut konumu ve duruşu itibarıyla her geçen gün operasyonun zanlıları arasına yerleştirilme ihtimali artmaktadır. Yılların birikimi olan toplumsal teveccüh bir çırpıda kaybedilmek istenmiyorsa, hizmet hareketi, paralel yapılanmanın merkez unsuru olduğuna yönelik toplumsal algının oluşmasına kaynaklık teşkil eden tavırlara, söylemlere ve ilişkilere son vermeli, acilen varoluş gerekçesini oluşturan hizmet alanına çekilmelidir. Referandumda ‘evet’ için güç birliği yapanların ‘hayırcı’ların ekmeğine yağ sürmesi milletin beklentilerine hizmet etmez. Aksine ortak kazanımların kaybedilmesi gibi arzu edilmeyen sonuçlara da kapı aralayabilir. Türkiye enerjisini içerde tüketmesi gereken bir ülke değildir. Mısır’ın, Filistin’in, Arakan’ın, Doğu Türkistan’ın ve Suriye halkının umudu Türkiye’dir. Dünya mazlumlarının umudu söndürülmemelidir” şeklinde açıklamada bulundu.
(ÇORUM HABER)
Son Güncelleme: 14.02.2014 22:24