“Yargı, yenilikçi olmak zorunda”

Çorum Baro Başkanı Kenan Yaşar, başlayan 2020-2021 Adli Yılı’nın, ülkemize, milletimize ve tüm yargı mensuplarına hayırlı olması dileğinde bulundu.

Güncel 01.09.2020, 22:53
300
“Yargı, yenilikçi olmak zorunda”

Baro Başkanı Kenan Yaşar’ın yargı ile ilgili her konuyu değerlendirdiği yazılı açıklaması şöyle:

“Her adli yıl açılışında adalet diyoruz, hukuk devleti diyoruz, yargının ve savunmanın sorunlarından bahsediyoruz:

Adliyelerdeki iş yoğunluğu ve yığılma, yavaş işleyen adalet sistemi, ADİL YARGILANMA ve YARGIYA GÜVENE ilişkin sorunlar, Savunma alanının daralması, Avukat sayısının artışı, yatay ve dikey anlamda uyuşmazlıkların artışı, bireyler arasında şiddetin yayılması vb.

Törensiz, umutlarımız zayıflamış ve sorunlarımız çoğalmış bir durumda yeni bir adli yıla giriyoruz.

1 Eylül itibariyle adli tatili bitiyor ve yeni adli yıl başlıyor. Maalesef bu sene pandeminin de etkisiyle yargı camiası aylar öncesinden ertelenmiş, ertelemeler sonucunda devasa bir yığın haline gelmiş işleri ele almaya başlarken, adalet inancı zedelenmiş olan on binlerce insan da mahkemelerce haklarının teslim edilmesini beklemektedir.

Yılın ilk aylarında dünyayı kasıp kavurmaya başlayan, getirdiği tedbirlerle insanları sağlık ve ekonomik yönden kasıp kavuran koronavirüs hastalığıyla birlikte virüsler, çağa çoktan damgasını vurmuş bulunmaktadır.

Covid-19’un kısa sürede gösterdiği insanlar arasında fiziki görüşmelerin yerini büyük oranda sesli ve görüntülü anlık iletişim teknolojilerine ve yapay zekâya bırakacağıdır.

Bir şirketin geliştirdiği hukuk yapay zekâsının davalarda verilecek kararı yüzde 85 isabetle tahmin edebildiği; Bir başka şirketin çalışması hastalıkları doktorlardan daha isabetli olarak teşhis edebildiği görülmüştür.

İnsanlığın en büyük tehdidi virüsler, en etkili kurtarıcısı ise yapay zekâ olacaktır.

Virüs ve yapay zekâ çağı bu konuya bilinçli bir şekilde yaklaşanlara büyük fırsatlar sunmaktadır.

Türkiye’nin başarılı olabilmesi; hâkim savcı, avukat ve diğer unsurları ile yargı gücüne ve yargı ile ilgili devlet kurumlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesiyle mümkün olacaktır.

Yargının tüm organ ve unsurları hem mevcut görevlerini yerine getirebilmek hem de yeniçağın fırsatlarını yakalayabilmek için yenilikçi olmak zorundadır.

Yargı, toplumda uzlaşma ve iş birliğini geliştirerek refahı artırmak için vardır

Yasaların Anayasa’ya, yürütmenin düzenlemelerinin Anayasa’ya ve yasalara uyarlığını sağlamak, yargının en iyi bilinen görevidir. Yargının toplumdaki asli işlevi ise kamu gücü kullanan görevlilerin hukuka uyarlı davranmasını ve ülkede hukukun üstünlüğünü sağlamak, devletin egemenlik sahası içinde hukuki güvenlik ortamını oluşturmak, toplumda uzlaşma ve iş birliğini güçlendirerek refahın artırılmasına katkıda bulunmaktır.

Eski alışkanlıkları terk etmek, kemikleşmiş geleneksel sorunları yeni baştan ele almak, yeni ve farklı açılardan bakmak ve yaratıcı çözümler getirmek bir zorunluluk haline gelmiştir.

Avrupalı hâkimlerin harman yapma ihtiyacından dolayı birkaç asır önce getirilen adli tatil uygulamasının, günümüz şartlarında hiçbir faydası yoktur. Zaten günümüz itibarıyla çoğu Avrupa ülkesinde bu uygulamadan vazgeçilmiştir.

Toplumun önemli bir kısmı yapacak iş bulamaz, iş bulabilenler üretebilmek için gece- gündüz çalışırken; yargı, “adli tati” diyerek önünde birikmiş olan işleri erteleyerek çalışmaya ara vermemelidir.

Bir ticari davadaki uyuşmazlığı kesin olarak gidermenin ilk derecede 3-4 sene, istinafta 1-2 sene ve temyizde 1-2 sene sürdüğü, yargılama sürecinde yargı unsurlarının da uyuşmazlığın bir tarafı haline geldiği ortadadır.

Görevini zamanında yerine getiremeyen yargı en başında vatandaşa karşı kendisi taraf haline gelir; yapacağı her şey tarafsız değil kendisini savunmaya ve mazeret bulmaya yöneliktir.

Uyuşmazlıkların etkin olarak çözümü, hukukun üstünlüğünün sağlanması, fikir ve ifade özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesi yargının temel işlevleri arasındadır.

Çatışmayı önleyerek toplumsal dayanışma ve iş birliğinin artırılmasında kritik sorumluluğu olan yargı makamları uyuşmazlıklara derhal el koyarak uzlaşmazlığı kontrol altına almak; çok hızlı bir şekilde doyurucu, öğretici gerekçelerle taraflar toplumun geneli tarafından kabul gören tatmin edici içtihatlarla uyuşmazlıkları etkin olarak çözmekle yükümlüdür.

Tüm özgürlüklerin anası ve hukukun üstünlüğünü sağlamanın temel ön şartı olan, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 19., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi ve Anayasanın etraflı hükümleri ile korunan ifade özgürlüğü savcıların iki dudağı arasındadır.

Asla kaçmayacak olan, yakalanma veya tutuklanma ihtimali bulunmayan vatandaşın özgürlüğü şafak vakti evinden veya otelinden alınmak, karakola götürülmek ve savcı yerine geçen polis tarafından sorguya çekilmek suretiyle kısıtlanmaktadır.

AİHM içtihatlarına göre kamu kurumlarına, politikacılara ve sorumlu bürokratlara yöneltilen eleştirilere en geniş manada ifade özgürlüğü tanınmakta iken, Türkiye’de kamu görevlilerine karşı yöneltilen incitici beyanlar hakaret olarak soruşturulmaktadır.

Sosyal medyada karşılaşılan bu tür beyanları beğenmek (like etmek) gibi suç teşkil etmeyen önemsiz davranışlar bile soruşturulmaktadır.

Oluşan bu ortam ve oto sansür gerçeği, yargının en önemli işlevi olan fikir ve ifade özgürlüğünü korumak ve geliştirmek görevini yerine getirmede ciddi aksamalar olduğunu göstermektedir.

Toplumun geniş bir kesimi, temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla oluşturulmuş bulunan sulh ceza hâkimliklerinin ve kararlarına karşı getirilen bir diğer sulh ceza hâkimine itiraz etme usulü yanlıştır. İtirazların, daha tecrübeli, uzman ve görevli bulunan asliye ve ağır ceza mahkemelerine yapılması gerekir.

Yargı klasik sorunlara yenilikçi çözümler üretmelidir.

Hukuki ve fiili dokunulmazlıklar ve cezasızlık ile yolsuzluk ve yozlaşma arasında yakın bir bağ vardır.

Yolsuzluk, ülkelerde adalet düzenini bozduğu gibi servetin daha güvenli ülkelere kaçmasına neden olmaktadır.

Dokunulmazlıklar, yargının yolsuzluğa bulaşanlara ulaşmasını önlemektedir.

HSK’nın oluşumu Türkiye’nin imza attığı Birleşmiş Milletler kararlarındaki temel ilkelere aykırıdır.

Kişinin mahrum edilmiş olduğu özgürlüğünü hiçbir şey telafi etmez. Geçmiş olan zamanı, kaçırılmış olan fırsatları hiçbir şey geri getiremez.

Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularda vermiş olduğu insan hakları ihlal kararlarının yüzde 52,9’unun adil yargılanma hakkı ihlali, yüzde 27,5’inin mülkiyet hakkı ihlali ve yüzde 5,9’unun ifade özgürlüğü ihlali olduğunu açıklamıştır.

Anayasa Mahkemesi, hangi durum ve şartlarda ihlallerin ortaya çıktığını sınıflandırarak kamuoyuna bildirmeli; bu durumları önleyecek yapısal tedbirlere dair önerilerini de açıkça paylaşmalıdır.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiği hükümlerin uygulanması suretiyle oluşturulmuş olan tüm işlemleri de aynı kararla iptal etmeli; idare organ ve unsurlarını yapılan işlemleri geri alma yükümü getirmelidir.

Hâkim, savcı, avukat, noter ve diğer yargı hizmetlilerinin bir bütün olarak verdiği hizmetleri düzenlemek gerekli olup bu amaçla bir düzenleyici kurul oluşturulmalıdır.

1981 yılından beri yargı denetimine kapalı olan HSK kararları, denetime açık hale gelmelidir.

Avukatlar, sadece temsil ettikleri savunma yargının kurucu unsuru olduğu için değil, toplumun temel haklar ve özgürlükleri ile hukukun üstünlüğünü savundukları ve bunu yaparken gösterdikleri başarı sebebiyle ve o seviyede saygı görürler.

Yargının işlevini iyi göstermesi, hakları yerine getirmesi ve koruması, avukatların görevlerini iyi yerine getirmesine bağlıdır.

Avukatlar toplumun refahını artırmaya katkılarıyla orantılı ve adil pay alarak kendi ekonomik varlıklarını geliştirme hakkına sahiptir.

Bugün toplam sayının nerede ise yarısını teşkil eden genç meslektaşlarımız geçim derdindedir.

Ücretini devletten değil de vatandaştan alan avukatlar, toplumun ihtiyaçlarına uygun çeşitlilikte ve ekonomik şartlarla hizmet vermek, vatandaşın hizmete ulaşabilir olmasını sağlamak, kendilerini sürekli geliştirmek zorundadır.

Ekonomik kaygılar içindeki bir avukatın bunu yapması imkansızdır.

Avukatlık Asgari ücret Tarifesi kendi içinde de oldukça haksız ve dengesizdir. CMK ücretlerinin düşüklüğü nedeniyle bu hizmetler angarya halini almıştır.

Tarifenin kendi içindeki çelişki ve haksızlıkları giderilmeli, vatandaş ile avukat arasındaki ilişkinin niteliğine göre gerçekçi, adil ve makul bir ücretin tahakkuku sağlanmalıdır.

Ücretlerini asgari ücret tarifesine bağlayan avukatlar olarak verdiğimiz hizmetlerin de asgari standartlarını da belirlememiz gerekir.

Avukat, çıkan uyuşmazlıkları çözmek daha etkin, verimli ve hızlı olarak sonuçlandırmak için çözümler üretmek kadar, uyuşmazlıkları önlemek için de çözümler ortaya koymalıdır.

Toplumun sorunlarını ve ihtiyaçlarını ilk elden bilmeleri sebebiyle istisnai bir konumda bulunan avukatlar, bu olumsuz tabloyu değiştirecek çözümleri araştırmalı, bulmalı ve ülkemizde uyuşmazlıkların uzlaşmaya dönüşmesini sağlayacak gerçek bir hukuk ve yargı reformu paketi oluşturmalıdır.

Baroların ve avukatların, hukukun üstünlüğü ile temel hak ve özgürlükleri savunma görevini ellerinden gelen her imkânı kullanarak icra ettikleri inkâr edilemez.

Buna karşın avukatlık mesleğini geliştirme konusunda başarısız olduklarını kabul ve teslim etmek gereklidir.

Barolar, İdeolojik bakış açısıyla hareket ederek, hukuk yerine yakın durdukları siyasi parti dilini kullanarak, milletin değerlerine saldırarak mesleğe katkı sağlayamazlar.

Her yıl yüzde 20 civarında Avukat adayı staj yapma, stajını yapmış olanlar ise büro açma sorunlarıyla boğuşmaktadır. Bu zorlu şartlarda genç meslektaşlara kolaylıklar sağlayacak yatırımlar yapmak yerine termal otel ve gece kulübü gibi yatırımlar yapılması doğru ve haklı değildir.

Daha demokratik daha çoğulcu iddiası ile Avukatların ve baroların karşı çıkmasına rağmen getirilen “çoklu baro” çözüme katkı sağlamak yerine sorunları çoğaltmıştır.

Savcıların hâkimlerle aynı kürsüyü paylaşmasına bir son verilmeli, sav-savunma eşitlenmelidir.

Haftanın her gününde, günün her saatinde görevini yerine getirmek zorunda olan yürütmenin hukuka aykırı karar ve işlemleri, haftanın her günü, günün her saatinde ortaya çıkabilir.

Danıştay ve idari yargı işte bu geniş yelpazedeki işleri, toplumun ihtiyacına en uygun olarak görmek haftanın her gününde, günün her saatinde, anlık bir-iki saatlik ve birkaç aylık çözüm sunarak, yürütmenin hukuka uygunluğunu tam zamanlı olarak sağlamak zorundadır.

Yargıtay, temyizlerde sonucu belirleyici olduğu tartışılamaz olan 1950 yılından beri adil yargılama hakkında ve aleniyet ilkesine aykırı olarak gizli tutulan tetkik hâkimi raporlarının gizliliğini ortadan kaldırmalıdır.

İyi işlemeyen yargı, tehlikeli bir virüs gibidir; hukuk düzenini zehirleyerek ülkeleri çürütür ve aniden çökertebilir.

Kısacası Hukuk devletinin bütün çarklarının işletilmesi için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.

Bizler de Çorum Barosu olarak sorunun parçası değil çözümün aktörü olma gayretindeyiz.

Sorumluluk bilinci ile eleştiren, katkı sağlayan; adalet, insan hakları, hukuk devleti ilkelerini gözeten mücadelemize devam edeceğiz.

Hakaret etmeyeceğiz, eleştireceğiz. Bağırmayacağız, konuşacağız. Kimseye tabi olmayacağız, iletişim kuracağız.

Göreve geldiğimiz günden beri avukatlıktan başkaca aidiyet duygularını baroya karıştırmadan çalışmalarımıza katkı sağlayan, desteğini esirgemeyen tüm avukat meslektaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Sözlerime son verirken bir kez daha, Hakim, Savcı, Avukat meslektaşlarımızın, Adliye Personelimizin ve vatandaşlarımızın 2020-2021 Adli Yılını, adaletli bir yıl olması, yargının ve meslektaşlarımızın sorunlarının çözülmesi dilekleriyle kutluyor, sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle saygılarımı sunuyorum.” (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
18°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 01 Ekim 2020
İmsak 05:06
Güneş 06:30
Öğle 12:35
İkindi 15:52
Akşam 18:30
Yatsı 19:48

Gelişmelerden Haberdar Olun

@