“Türkiye tarımda pazar haline geldi”

Tüm Üretici Köylü Sendikası (Tüm Köy Sen) Genel Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle Türkiye’nin tarımda ABD ve AB’nin pazarı haline geldiğini söyledi.

“Türkiye tarımda pazar haline geldi”

Tüm Üretici Köylü Sendikası (Tüm Köy Sen) Genel Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak, uygulanan yanlış politikalar nedeniyle Türkiye’nin tarımda ABD ve AB’nin pazarı haline geldiğini söyledi.

30 Ocak 2020 Perşembe 00:33
“Türkiye tarımda pazar haline geldi”

Çorum’da Tüm Köy Sen tarafından düzenlenen “üretici köylüler sorunlarını tartışıyor” konulu toplantıya katılarak bir konuşma yapan Başkavak, 2025’te yüzde 30 daha fazla gıdaya ihtiyaç olacağını, aç insan sayısının ise iki katına çıkacak ve 2 milyarı aşacağını belirterek, “30 yıl sonra dünya nüfusu 9 milyar olacak ve yarısı açlıkla boğuşacak. Gıdaya ihtiyaç yüzde 60 daha fazla artacak. Bu nedenle su, gıda ve tarım önem kazanacak” dedi.

GATT, DTÖ yâda AB uyum yasalarının temel içeriğine bakıldığında hepsinin aynı olduğunu söyleyen Başkavak, “Tüm bu uluslararası emperyalist kurumlar, ‘tarım desteklerini azalt, kırsal kesim nüfusunu düşür, üretime kota getir, ithalatın önündeki engelleri kaldır (DTÖ ceza veriyor) ve suyu fiyatlandır’ diyor. Ülkemizi yönetenler de bu direktifleri yerine getiriyor” şeklinde konuştu.

İlaç, gübre, mazot gibi artan girdi maliyetlerinin üretimi olumsuz etkilediğini vurgulayan Başkavak, “Destekler yetersiz hatta çoğu alınamaz durumda yada alırken azalıyor. İthalat baskısı ürün fiyatlarını düşürüyor. Aracılar, tüccarlar kazanırken, köylü ucuza satıyor, halk ise pahalı tüketiyor” dedi.

Büyük şirketlerin tarıma el attığına dikkat çeken Başkavak, “Kredi, hibe, vergi indirimi gibi olanaklardan faydalanıyorlar. Tarımsal üretim, dağıtım ve pazarlamada rol alan tüm kurumlar ya satıldı yâda kapatıldı. Tüm bunlardan en çok etkilenenler geçimlik tarım üretimi yapan köylüler” ifadelerini kullandı.

“Bize bir nefes borusu şart” diyen Başkavak, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Tarım alanlarımız yok ediliyor. Suyumuz, toprağımız talan ediliyor. Artan girdi maliyetleri, aracılar, tüccarlar, sanayiciler ve ihracatçılar karşısında yok olmamak ve ayakta kalabilmek için el birliği, akıl birliği, güç birliği ihtiyacı var.

Dev tekeller büyüdüğü sürece küçük aile çiftçiliği azalacaktır. IMF, DB, DTÖ ve AB bu şirketlerin çıkarlarını gözetiyor. Hükümetler ise emperyalist dayatmaların iş birlikçi uygulayıcıları oluyor.

Üretim, insanların ihtiyaçlarına göre ve doğayla uyumlu değil. Yerel çeşitliliği koruyamazsak çeşit azalırken, fiyat artacaktır.

Tohumda, ilaçta, gübrede bağımlılık, tarım ve gıdada bağımlılık demektir. Varlığını doğanın yağmalanması ve insanın sömürülmesi üzerine kuran bu sistemin değişmesi için mücadele şart.”

“NEDEN SENDİKA?”

“Çiftçiler, partilerin oy deposu olarak görülüyor. Üyesi olduğumuz oda ve birlikler konumları ve yapıları gereği sorunları çözme noktasının çok uzağında duruyorlar. Üretim, insanların ihtiyaçlarına göre ve doğayla uyumlu değil.

Tüm Köy Sen; üretici köylülerin doğrudan söz sahibi olduğu, tarım politikaları üzerine söz söyleyen, fikir üretip onların belirlenmesinde dolaysız rol oynayan, taban fiyatın belirlenmesinde taraf olan, köylülük içindeki bölünmüşlüğü yok etmek üzere bilinç sıçraması yaratan, en geniş köylüyü kendi çıkarları ve talepleri temelinde bir araya getirebilen mücadele örgütüdür.” (Taner ŞİMŞEK)