“Türkiye şuanda büyük tuzaklarla karşı karşıya”

Türkiye’nin şuanda büyük tuzaklarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Salim Uslu, “Bizim medeniyetimizin 5 asır boyunca “Dünyada Barış Yurdu” kurmuş olmasına karşın batılılar 100 yılda bulunduğumuz bölgeyi cehenneme çevirdiler ve bizim kurduğumuz medeniyetle bir hesaplaşma içerisindeler” dedi.

“Türkiye şuanda büyük tuzaklarla karşı karşıya”

Türkiye’nin şuanda büyük tuzaklarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Salim Uslu, “Bizim medeniyetimizin 5 asır boyunca “Dünyada Barış Yurdu” kurmuş olmasına karşın batılılar 100 yılda bulunduğumuz bölgeyi cehenneme çevirdiler ve bizim kurduğumuz medeniyetle bir hesaplaşma içerisindeler” dedi.

06 Ağustos 2015 Perşembe 23:00
“Türkiye şuanda büyük tuzaklarla karşı karşıya”

Ak Parti Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, TRT Avaz’da yayınlanan Doç. Dr. Erdinç Yazıcı’nın sunduğu “Düşünce Avaz’ı” programına konuk oldu. Türkiye ve Türk dünyasındaki politik gündem ve aktüel gelişmelerin değerlendirildiği programda son günlerde yaşanan terör olayları da ele alındı.
“Türkiye yeni bir terör kuşatmasına mı hedef? Türkiye’yi terörle kuşatmak isteyenler nereye varmak istiyor?” sorusuna cevap veren Uslu, “Türkiye şuanda büyük tuzaklarla karşı karşıya. Bizim medeniyetimizin 5 asır boyunca “Dünyada Barış Yurdu” kurmuş olmasına karşın batılılar 100 yılda bulunduğumuz bölgeyi cehenneme çevirdiler ve bizim kurduğumuz medeniyetle bir hesaplaşma içerisindeler. Nitekim 7 Haziran seçimlerinden sonra batılı gazetelerde atılan başlıklara bakarsanız “Yeni yüzyılın Selahaddin Eyyübi'si durduruldu” şeklindeki açıklamalar aslında ortada bir kin ve nefret duygusunun, hırs ve hınç dolu bir ideolojinin var olduğunu gösteriyor. Bu elbette çok rahatsız edici. İçeride de bazı taşeron örgütler ya da taşeron aydınlar var. Onlarda barış ambalajı içerisinde adeta savaş temennisinde bulunuyorlar. Türkiye’nin bir kısım komşu ülkelerle savaşa girmiş olması ve içeride iç savaş çıkararak kriz ve kaosun artması temennisinde bulunuyorlar. Nitekim bunlar son yayınladıkları bildiride de savaşın son bulmasından silahların bırakılmasından bahsediyorlar. Oysa Türkiye Cumhuriyeti bir egemen devlettir. Türkiye’yi bölmeye yönelik ya da Türkiye’yi bölmek amacıyla vahşetin her türlüsünü meşru gören bir anlayışla mücadele etmek yasal hakkıdır. Legal olarak silah kullanma yetkisi olan bir devleti, terör örgütü ile aynı terazinin kefelerine koyarak bir tutmak ve silahları bırakın diyerek çağrı yapmak bence Türkiye’nin gerçeklerini görmezlikten gelmek anlamına geliyor ya da teröre arka çıkmak ya da Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı önyargılarda bulunmak ve de PKK’nın yarattığı vahşeti görmezden gelmek anlamına geliyor. Türkiye kör bir misillemede bulunmak yerine son derece sağduyulu, basiretli bir şekilde bir taraftan dışarıdan kurulan tuzakları bozmak bir taraftan da içerideki terörü engellemek için çok kararlı bir şekilde operasyonlar yürütüyor. Bunu da meşruiyetini egemenlikten alan bir hukuk devleti olarak yapıyor. Tabi Uluslararası bir kısım hukukun ve kurumlarında desteğini de arkasına alarak. Burada olması gereken şey Türkiye Cumhuriyeti Devletinin silah kullanma yetkisini ya da terörü engelleme hakkını tartışmaya açmak değildir. Böyle bir süreçte yapılması gereken Türkiye Cumhuriyeti Devleti çözüm süreci adı altında çok sabırlı, özenli ve uzun süre çatışmanın olmadığı bir iklim hazırlamıştır. Herkesin bu sürece katkı vermesi gerekirdi ve katkı vermeyenlerin, silahı bırakmayanların, dağdan ovaya inmeyenlerin eleştirilmesi gerekirken Türkiye Cumhuriyeti Devleti eleştirildi” dedi.
Silah bırakma kararının 2013 yılında verildiğini vurgulayan Uslu, “Belli ki Kandil dinlemedi. Tam tersine çözüm sürecini istemediler. Onların Meclis’teki seçilmiş temsilcileri de ne yazık ki çözüm sürecine katkı vermek yerine süreci tıkadılar. Nitekim 63 kişiden oluşan Akil Adamlar heyeti ki, değişik görüşlerden, farklı görüşleri temsil eden görüşlerden oluşmuştur. Böylece çözüm süreci toplumda kabul görsün isteniyordu. Ne yazık ki CHP bu sürece de destek vermedi. Sürecin dışında kalmayı yeğledi. Barıştan yana olanlar hakikati bıçaklamak yerine katkı vermiş olsalardı bugün içerisinde bulunduğumuz kaotik ortama destek veriyor, derinleştiriyor olmayacaklardı. Nitekim bugün, Tunceli-Erzincan karayolunun kapalı tutuluyor olması, çeşitli hastanelere, kışlalara, barajlara yönelik bir kısım bombalamaların sürüyor olması aslında Türkiye’deki bu kaotik ortamdan kimlerin memnun olduğu ve yararlandığını gösteriyor. Türkiye’de AK Parti Cumhuriyet Halk Partisi ile bir koalisyona zorlanıyor. Belli çevrelerce içeriden ve dışarıdan bu arzu ediliyor. Ne yazık ki Milliyetçi Hareket Partisi de koalisyon dışında kalmayı yeğleyerek sorumluluktan kaçıyor. Sonuç itibariyle Türkiye bir belirsizlik ortamına sürüklenmek isteniyor” şeklinde konuştu.
(Haber Merkezi)

Son Güncelleme: 06.08.2015 23:00