“Şeker’deki geçici işçilerin sorunları çözülsün”

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, KHK ve Şeker Fabrikası’ndaki geçici işçilere kadro verilmesi hakkında TBMM Genel Kurulu’nda bir konuşma yaptı.

“Şeker’deki geçici işçilerin sorunları çözülsün”

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, KHK ve Şeker Fabrikası’ndaki geçici işçilere kadro verilmesi hakkında TBMM Genel Kurulu’nda bir konuşma yaptı.

09 Şubat 2018 Cuma 23:35
“Şeker’deki geçici işçilerin sorunları çözülsün”

Şeker fabrikalarında geçici işçilerin sorunlarının bulunduğunu belirten Köse, “Birçok Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine de bu sorunlar yansıyordur, tahmin ediyorum bizim Çorum milletvekillerine de yansıyordur. Geçici işçilerle ilgili uzun yıllardır var olan talebe rağmen Hükûmetiniz tarafından herhangi bir düzenleme yapılmadı. Bu taşeron işçilerle ilgili yapılan kanun hükmündeki kararnameyle yapılan değişikliklerde de bunların sorunlarına ilişkin herhangi bir çözüm üretilmedi” dedi.

Yaklaşık otuz yıla yakındır şeker fabrikalarında geçici işçi statüsünde çalışan insanların bulunduğunu kaydeden Köse, “Bunlar üç ay, altı ay -dokuz ay oldu en son düzenlemeyle birlikte- çalışıyorlar ama kalıcı bir işleri yok, gelecek güvenceleri yok. Bu konuda acilen bir düzenleme yapılması insan hakları bakımından da çok önemli, emekçiler bakımından da çok önemli, benim yaşadığım memlekette yaşayan 100’e yakın geçici işçi bakımından da çok önemli. Bunu buradan Hükûmetle ve iktidar partisinin milletvekilleriyle paylaşmak istiyorum” şeklinde konuştu.

“KHK’LERLE MECLİS FİİLEN ORTADAN KALDIRILDI”

Yaklaşık bir buçuk yıldır OHAL rejiminde yaşadıklarını vurgulayan Köse, konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Şimdi, 15 Temmuz’da bir hain darbe girişimi oldu. Türk milleti sağcısıyla solcusuyla, genciyle yaşlısıyla ve Parlamentoda grubu bulunan bütün partilerin milletvekillerinin ortak mücadelesi ile bu hain darbe girişimini biz püskürttük hep beraber. Başarılı olamadılar, başarılı olma ihtimalleri de yoktu ama hain darbe girişimi bahane edilerek bundan beş gün sonra, 20 Temmuz günü bu memlekette bir darbe yaşandı ve bir buçuk yılı aşkındır süren bir olağanüstü hâl rejimi ile yönetiliyoruz. Tabii, bir buçuk yıldır Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıdaki en büyük pay sahibi iktidar kadar bu iktidarın olağanüstü hâl kararnameleriyle yaptığı düzenlemelere yasal olarak bir engel getirmeyen Anayasa Mahkemesidir. En büyük vebal iktidarla beraber Anayasa Mahkemesi’ne de aittir. Şimdi, OHAL kararnameleri ile Meclis fiilen hepimizin gördüğü gibi ortadan kaldırılmıştır. Yani Meclisin yasama yetkisi olağanüstü hâl kararnameleriyle başında Cumhurbaşkanının bulunduğu Hükûmete tevdi edilmiştir. Demokratik düzende var mı böyle bir anlayış?

Şimdi, neler yapılıyor bu olağanüstü hâl kararnameleriyle? Mesela PTT’ye alınacak memurlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ilişkin hükümler uygulanmasın diyor; hepimiz görüyoruz, biliyoruz. Kış lastiğiyle ilgili düzenlemeler yapılıyor. Taşeron işçilerle ilgili düzenlemeler yapılıyor. Hâlbuki taşeron işçilerle ilgili yapılacak düzenlemeler burada komisyona gelse, sivil toplum örgütlerinin gözlemine ve bilgilerine arz edilse idi bugün taşeron işçilerle ilgili yaşadığımız sorunların birçoğunu yaşamayacaktık.

Neler yaşıyoruz? Mesela, örnek olsun. Bu geçici işçilerden, taşeron şirketlerde çalışan işçilerden yemekhanede çalışan işçiler yemek bedeli işçilikten fazla olduğu için bu kanun hükmünde kararnamenin kapsamına girmiyor. Örnek olsun, hastanelerin tıbbi görüntüleme merkezlerinde çalışan işçiler; röntgende, MR’da, ultrasonda, tomografide çalışan işçiler, geçici işçiler, taşeron şirketinin işçileri bu kanun hükmünde kararnamenin kapsamına girmiyor.

İşin esasında bu projeyi bizden çaldınız. Bizim 2015’teki seçim beyannamemizde taşeron işçilerin kadrolara alınacağına dair taahhüdümüz vardı. Ama bizim taahhüdümüz, bunu Meclise getireceğiz, sivil toplum örgütleriyle, taşeron firmalarda çalışan işçilerin temsilcileriyle, sendikalarla beraber tartışacağız, geniş bir demokratik platformun vereceği karara göre bir kanun hazırlanacaktı. Ama bizden çaldınız, neyse dedik ama bir de aldınız, bunu bozdunuz.

Şimdi, yine, bu taşeronla ilgili yaptığınız düzenlemede güvenlik soruşturması getiriyorsunuz, haklarından feragat şartı getiriyorsunuz, sınav şartı getiriyorsunuz. Yani nedir? Siz MİT Müsteşarı mı alıyorsunuz? Ki Mit Müsteşarının bile güvenlik soruşturmasının olmadığını hepimiz biliyoruz. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı mı alıyorsunuz yahut polis mi alıyorsunuz da bunlardan güvenlik soruşturmasını istiyorsunuz? Herhâlde bunun da altında yatan bir şey var. Size göre düşünmeyen, sizin gibi bakmayan insanları bu haktan bile yararlandırmamak niyetinde olmalısınız ki böyle bir şey getiriyorsunuz.” (Haber Merkezi)