Salim Uslu: “Halkçılıkları sandığa kadar”

AK Parti Çorum milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, halktan umudunu kesenler ve halkın iradesine güvenmeyenlerin başka ideolojilerden ithal ettikleri adaylarla milletin aklını çelmeye çalıştığını söyledi.

Salim Uslu: “Halkçılıkları sandığa kadar”

AK Parti Çorum milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, halktan umudunu kesenler ve halkın iradesine güvenmeyenlerin başka ideolojilerden ithal ettikleri adaylarla milletin aklını çelmeye çalıştığını söyledi.

08 Temmuz 2014 Salı 00:37
Salim Uslu: “Halkçılıkları sandığa kadar”
AK Parti Çorum milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, halktan umudunu kesenler ve halkın iradesine güvenmeyenlerin başka ideolojilerden ithal ettikleri adaylarla milletin aklını çelmeye çalıştığını söyledi.

AK Parti Çorum milletvekili Salim Uslu, Bayat ilçesini ziyaret etti. İlçede esnaf turu yapan ve vatandaşlarla bir araya gelen Uslu, 10 Ağustos’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin adayı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a destek istedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’ye yönelik her türlü hakaretin yapıldığını savunan Uslu, başta Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aklına gelen her türlü küfür ve hakareti sansürsüz, fütursuz, sorumsuz şekilde açıkça ifade etmekten çekinmediğini belirtti.

CHP’nin demokrasi anlayışını eleştiren Uslu, “Bu nasıl bir iş demokrasinin yoğun, bol ve çok olduğu dönemde başbakan asıyorsunuz. Demokrasinin olmadığı dönemde başbakana hakaret ediyorsunuz. Böyle bir demokrasi dünyanın hiçbir yerinde yok. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olmasında ne olursa olsun diyenler var. Onu diyenlere bakıyorsunuz Kürt sorununa, teröre yönelik, dış politikaya yönelik çözümleri örtüşüyor mu örtüşmüyor. Birisi Suriye’ye Türkiye’nin müdahalesinden yana orda Türkmenler yaşıyor diyor. Diğeri de müdahaleye karşı. Bahçelievler katliamını yapıyorsun katilsin dediğin adamla bugün işbirliği yapıyorsun. Bunları anlamak mümkün değil. Dün bizi gerici mürteci diye suçlayanlar bugün yan yana geldiler kol kola girdiler. Beraber cumhurbaşkanı adayı çıkardılar. Burada akla vicdana uygun bir irade yok. Demek ki dışarıdan bir güç el ele vereceksiniz beraber gözükeceksiniz diyor. Şuan böyle bir süreç yaşanıyor” dedi.

Bu süreçte muhalefetin İKÖ başkanlığı yapan ancak buna rağmen kimsenin ne yaptığını bilmediği, kimsenin tanımadığı birisini getirerek başbakanın oyunu bölmek adına aday gösterdiklerini dile getiren Uslu, “Gerçekte adını bile telaffuz edemedikleri adını bile bilmedikleri birisini cumhurbaşkanı adayı yapıyorlar. Demokrasi diyen Cumhuriyet Halk Partisi kendi içinde demokrasiyi yok saydı. Kendi içerisindeki adaylara oy verdirmedi. Emine Ülker Tarhan bunlardan bir tanesi. Hatta kendi içerisindeki aday olmak isteyen yada aday teklifine imza atmak isteyenleri disiplin kuruluna sevk etmekle tehdit etti. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstererek bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyorlar. Birincisi Ekmeleddin İhsanoğlu ile aynı kültürden gelen Tayyip Erdoğan’ı vurmaya çalışıyorlar. İkincisi de oyunu bölmek istiyorlar. İkinci tura bırakarak. Kendi partilerinde cumhurbaşkanlığı, genel başkanlık hevesine kapılanlar varsa bu vesile ile onlardan da kurtulmuş oldular. Esas numara böyle. Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıyormuş gibi yapıp herkes evinin önünün veya arkası kısmındaki bahçesini temizledi. Genel başkanlığını biraz daha güçlendirdi” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Böyle bir siyasi yapının Türkiye’nin geleceğine dair herhangi bir siyasi projesi ile yarın ki Türkiye’nin nasıl olacağına dair projelerinin olmadığına dikkat çeken Uslu, “Sadece Tayyip Erdoğan aday olmasın. Kendi aday olabiliyor mu yok. Kendi aday çıkarabiliyor mu yok. İktidar olabiliyor mu yok. 1960 yılında rahmetli Menderes’i astıktan sonra Cumhuriyet halk partisi bir daha iktidar olamadı. 58 yıldır iktidar olamayan bir hareket halktan umunu kestiği için, iradesine ve seçtiklerine güvenmediği için dışarıdan getirdiği ithal adaylarla başka ideolojilerden ithal adaylarla işi götürmeye çalışıyor. Milletin aklını çelmeye çalışıyor. Bu millet kendi iradesine aklına bırakırsan geçmişte Menderes’i seçen, sonra Özal’ı seçen, Erbakan’ı başbakan yapan, sonra Tayyip Erdoğan’ı başbakan yapan ve 8 seçim kazandıran bu millet hayatta beni iktidar yapmaz. Beni iktidar yapmayan milletinde aklından şüphe ediyorum diyor. Bunların halkçılığı sandığa kadar. Sadece halkçılık bunların dilinde dolgu malzemesi, bir slogandan öte geçmiyor. Karşısında 8 seçimi kazanmış bir lider var. Kendisi doğru düzgün seçimle iş başına gelmedi. Kaset oyunlarıyla iş başına geldi. Onlar olmasaydı sen bilye yoktun ortada. Bunlarınki konjektör partisi, konjektör neyi gerektiriyorsa ona göre davranıyorlar ve aday buluyorlar” ifadelerini kullandı.

Bu ortamda partililerden birbiriyle kol kola vererek kenetlenmeleri için çağrıda bulunan Uslu, konuşmasında şunları kaydetti:

“Çünkü Başbakanımız diyor ki siyasetin sığınacağı tek liman ahlaktır. Ahlaklı insan sayısını artırıyor olmamız lazım. Ahlaklı insanlara sahip çıkmamız ve ahlaklı davranmamız gerekiyor. İkincisi de hakikat meselesi. Bu dava şahsa bağlı değildir. Şahıslar gider ama dava devam eder. O dava da hak davasıdır. Yaptığımız işin ne kadar önemli ulvi bir iş olduğu bilmeliyiz. Bölgeye baktığınız yerde her tarafta istikrarsızlık var. Bölgede Türkiye’nin güçlü olması istenmiyor. Adaylar sürülüyor. Türkiye’ye oyun kuruluyor. Birileri tilki ile plan yapıyor, kurtla avlanıyor koyunla da oturup ağlamaya çalışıyor. Böyle bir ikiyüzlü siyasete karşı tek yüzlü yönlü sadece halkını, milletini devletini düşünen Tayyip Erdoğan’a yönelik aşağılık bir karalama kampanyası sürdürülüyor. Bu açıdan bizim 10 yıldır başımızı dik tutan başbakanımızı cumhurbaşkanlığı makamına oturtup bir devri sona erdirmemiz gerekiyor. Bu yeni devirde Türkiye artık cumhurbaşkanlığı ve parlamenter sistem ikilemini sürdüremez. Onun içinde Türkiye başkanlık sistemine geçmeli. Türkiye başkanlık sistemine geçtiğinde ülkede diktatörlük sistemi başlayacak diyenler doğru söylemiyor. Başkanlık sistemi dünyanın hiçbir yerinde diktatörlük değildir. Meclisin gücü artacak. Milletvekilleri de kamu vicdanı adına hükümetin yaptığını denetleyecek. Ayrıca cari sistemde cumhurbaşkanları ne yaparsa yapsın sorumlu değil. Hiçbir yaptıkları işlerden sorumlu değil. Başkanlık sisteminde ise cumhurbaşkanı yaptığı denetlenecek. Aldığı her karardan tasarruftan uygulamadan dolayı sorumlu olacak. Hesabını verecek yargıya.” (İHA)
Son Güncelleme: 08.07.2014 00:40