“Sağlık kurumları ticarethaneye, yurttaşlar ise müşteriye dönüştü”

Büro Emekçileri Sendikası Çorum Şubesi Başkanı Ertuğrul Alper, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2009 yılından bu yana her yıl 16 Mayıs’ı kapsayan haftanın “Sosyal Güvenlik Haftası” olarak kutlandığını hatırlatarak, haftaya ilişkin kurum tarafından yürütülen faaliyetlerin göstermelik olmaktan öteye gitmediğini iddia etti.

“Sağlık kurumları ticarethaneye, yurttaşlar ise müşteriye dönüştü”

Büro Emekçileri Sendikası Çorum Şubesi Başkanı Ertuğrul Alper, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2009 yılından bu yana her yıl 16 Mayıs’ı kapsayan haftanın “Sosyal Güvenlik Haftası” olarak kutlandığını hatırlatarak, haftaya ilişkin kurum tarafından yürütülen faaliyetlerin göstermelik olmaktan öteye gitmediğini iddia etti.

22 Mayıs 2018 Salı 02:15
“Sağlık kurumları ticarethaneye, yurttaşlar ise müşteriye dönüştü”

Sosyal güvenlik sisteminin iki temel unsurunun sağlık ve emeklilik hizmetleri olduğunu vurgulayan Alper, “Sağlık alanında yaşanan piyasalaşma sağlık kurumlarını ticarethaneye yurttaşlarımızı da müşteriye dönüştürmüştür. Siyasi iktidarın övünerek ifade ettiği ‘Her Yurttaş Genel Sağlık Sigortası Şemsiyesi Altında’ ifadesi, içi boş bir slogandan ibarettir. Her yurttaşın Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hizmeti alabilmesi için ya sosyal güvencesi olacak ya da genel sağlık sigortası primini yatırması zorunlu hâle getirilmiştir.” diye konuştu.

BES Şube Başkanı Ertuğrul Alper, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şu görüşleri dile getirdi:

“Öve öve bitiremedikleri sağlık sisteminde yurttaşlarımızın payına sağlıkta daha önce olmayan 11 kalem yeni ödeme zorunluluğu olmuştur. Reçete yazılmasa bile her muayenede 5 TL’den başlayıp 15 TL’ye kadar muayene ücreti; reçete bedeli; eşdeğer ilaç farkı; miktarı milyarları bulan istisnai sağlık hizmeti ücreti ve en çok can yakan da özel hastanelerde ilave ücret adı altında alınan bıçak parası ile paran kadar sağlık hizmeti anlayışı getirilmiştir.

Şehir Hastaneleri ile sağlıkta dönüşüm projesinde son aşamaya gelinmektedir. Kamu hastaneleri, hazinenin finansal riski üstlendiği ‘yap/ kirala/devret’ modeli ile şehir hastanesi adı altında özelleştirilmektedir. Bu uygulama ile 4 yıllık kira bedeli ile yapılacak hastanelere 20 yıl kira bedeli ödenecektir. Arazi, alt yapı ve finansman garantisini kamu üstlenmektedir. Eğer yeterince ‘müşteri’ hasta bulunamayıp zarar edilirse (yüzde 70 doluluk garantisi), aradaki fark otoyol ve köprülerde olduğu gibi vergilerimizden oluşan genel bütçeden karşılanacaktır.

Sağlık alanında piyasalaşma tüm hızıyla sürerken sosyal güvenliğin sisteminin diğer temel unsuru olan emeklilik sisteminde de durum farklı değildir. 5510 sayılı yasa ile 2008 yılı sonrasında çalışma hayatına girenler için emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e yükseltilmiştir. Türkiye koşullarında emekçiler için emeklilik fiilen son bulmuştur. Emekçiler kamu emeklilik sisteminin tasfiyesi anlamına gelen “Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi” saldırısı ile karşı karşıyadır. Gönüllü BES, BES’e otomatik katılım derken, sıra zorunlu BES uygulamasına gelmiştir.

Kamusal, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ve kamu emeklilik sistemi emekçilere bir lütuf değil emekçilerin mücadele ile kazandığı haklardır. Kazanımlarımıza sahip çıkmaya dün olduğu gibi bugünde devam edeceğiz. Kamusal, nitelikli, parasız ve ulaşılabilir sağlık hizmeti ve kamusal emeklilik hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz.

Büro Emekçileri Sendikası olarak bireysel emeklilik sistemi dayatmasına karşı, emeklilik yaşının düşürülmesi, emekli aylık bağlanma oranlarının yükseltilmesi ve her türlü ek ödemenin emekli aylığına yansıtılması taleplerimiz için mücadelemizi yükselterek sürdüreceğiz.”

(Recep SERBES)

Son Güncelleme: 22.05.2018 10:54